KAZANDIK!
Doruk Madencilik direnişimiz zaferle sonuçlanmıştır. Madencilerin tazminatları, yıllık izinleri, TİS farkları, yasadışı zorunlu ücretsiz izinde geçen sürelerin ücretleri işçilerin hesaplarına yatırılmıştır. Hesaplamalarda eksiklik veya yanlışlık tespit edilme ihtimaline karşı sendikamız, bakanlık ve şirket arasında takip eden süreçteki bir işleyecek mekanizma tanımlanmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın sürdürdüğü sendikal haklara ve zorunlu ücretsiz izin uygulamasına ilişkin teftişin sonucunda ortaya çıkabilecek fazladan hakların da şirket tarafından itiraz edilmeksizin ödeneceği konusunda kesin mutabakata varılmıştır.
Hiçbir söze kanmadık, yalnızca irademize ve dayanışmaya inandık. Bizimle yürüyen halkımıza, madenci dostlarına teşekkür ederiz. Birlikte direndik, birlikte kazandık!
Ankara'daki heyetimizle Edirne'de sendikamız öncülüğünde 15 gündür direnen Özşen Madencilik işçilerinin yanına geçiyoruz. Köleliğe karşı her daim, her yerde mücadele edeceğiz!
Ey insanlık!.. Hala sessiz kalmanın ağır yükü altındasın...
Bu gün de binlerce Alevi işten çıkarıldı, yerine İdlib kökenli ve yanısıra aslen Suriyeli olmayan yabancı eli kanlı cihadist devlet kurumlarına yerleştiririldi. Soykırım devam ediyor. Demografik değişim ve Alevi soykırımı işsizlik/açlık kuşatmasıyla devam ediyor. Susan herkes Colani kadar bu soykırım suçuna ortaktır...
Gözaltındaki madenciler için herkesi sesimizi duyurmaya davet ediyoruz!
Günlerdir yürüttüğümüz hak mücadelemizde bugün binlerce işçiyle barikatları aştık. Fakat sendika uzmanımız, avukatımız ve 2 maden işçisi arkadaşımız keyfi bir şekilde halen gözaltında tutuluyor. Sendika avukatımız Mürsel Ünder direniş alanımızdan süreci aktarıyor. #PolyakMadencisiyleYürü
Soma'da ve Suluova'da iş bırakan Yeni Anadolu Madencilik işçilerinin eylemlerini destekliyoruz. Bizleri bu duruma göz göre göre sürükleyen sarı sendika ile bu işin yürümeyeceğini tüm madenci kardeşlerimiz biliyor. Çözüm Bağımsız Maden İş!
İnsanın bu kadar değerleriyle oynanmaz!
Islanmak istemediğimiz için bizi bu alana sıkıştırdılar. Aman işçi hiçbir şey istemesin, kafasını kaldırmasın deniliyor. Oldu olacak yemek yemeyelim, su içmeyelim. Kelepçeleyin bizi!
@Migros_Turkiye kendini rezil ettiğin şu görüntüden derhal vazgeç.
#MigrosBoykot
#MigrostaSefaleteHayır
BİM depo işçilerinin direniş duyurusunu aynen paylaşıyoruz:
"BİM Yönetimine ve Kamuoyuna: Biz Durursak Sistem Durur!
Bizler, her sabah o devasa depo kapılarından içeri giren, gün boyu o meşhur "hadi hadi" baskılarıyla, saniyelerle yarışarak palet dizen, tır yükleyen BİM depo işçileriyiz.
...
Emeğimizin karşılığı olan rakamlar nerede?
Enflasyonun altında kalmış "ufak meblağları" müjde diye sunmaya mı hazırlanıyorsunuz?
Depodaki bu yüksek temponun ödülü, ay sonunda belirsizlikle uyanmak mı?
Bizler hakkımız olanı, alın terimizin karşılığını istiyoruz. Bu sadece bir maaş meselesi değil, bir haysiyet meselesidir. Koca devi ayakta tutan bizlerin sesini duyun, çünkü bu sessizlik hayra alamet değildir!
BİM Depo İşçileri Adına"
#BİMdeSefaleteHayır
#MigrostaSefaleteHayır
Herkes bu haberi izleyip paylaşmalı
NOW TV spikeri Selçuk Tepeli:
"AKP Sakarya Milletvekili'nin kardeşi, 14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismardan 26 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı, cezaevine atıldı. Yargıtay da cezayı onadı.
Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, daha önce üç kez reddettiği karar düzeltme talebini 4'üncü başvuruda kabul etti, kararın bozulması için olağanüstü kanun yoluna başvurdu.
Başsavcılık gerekçesinde, 'çocuğun rızası var' dedi."
Aşağıda dört ayrı görsel var:
Üçü Halep’teki Kürt mahallelerine yönelik saldırılara, biri ise Alevi soykırımının en kanlı gününe ait.
Şimdi gerçeklerle yüzleşelim, lafı dolandırmadan kıyaslayalım:
1. Halep’teki Kürt mahalleleri için apar topar bir araya gelen 12 parti, Aleviler sistematik biçimde katledilirken ortada yoktu. Ne ortak açıklama yaptılar, ne sokaklara çıktılar, ne de siyasi bedel ödemeyi göze aldılar. Alevi soykırımı karşısında ya utanç verici bir sessizliğe gömüldüler ya da konuyu bilinçli şekilde geçiştirdiler. Bu bir unutkanlık değil, bilinçli bir tercihtir.
2. Bugün “insan hakları” adına Halep’e gideceğini açıklayan İnsan Hakları Derneği, Aleviler katledilirken yerinden kıpırdamadı. Ne heyet gönderdiler, ne rapor hazırladılar, ne de kamuoyunu harekete geçirdiler. Sosyal medyada yükselen tepki dalgası olmasa, o tek tweet bile atılmayacaktı. Bu tavır, ihmalkârlık değil; ahlaki çöküştür.
3. Tal Abyad’daki saldırıyı manşet yapan Evrensel Gazetesi, Alevi köylerinde bütün erkeklerin sistematik biçimde yok edildiği, bazı yerlerde bebeklerin dahi katledildiği vahşet karşısında tek bir kez bile manşet atmadı. Bu, gazetecilik hatası değildir; bu, kanı seçerek görmektir.
4. Soykırımın başlatıldığı gün, HTŞ’nin yalanlarını sorgulamadan servis eden BirGün Gazetesi, yaşananları “Esad güçleri ile HTŞ arasında çatışma” diyerek soykırımı perdeledi, katliamı sıradan bir çatışma gibi sunarak failin propaganda aygıtına dönüştü.
Ve bütün bunlar olurken şunu unutmayalım:
Bu partiler, bu kurumlar, bu gazeteler yıllardır Alevilerin desteğiyle ayakta durdu. Aleviler paralarını verdi, zamanlarını verdi, sokaklarda yürüdü, bedel ödedi, hatta can verdi.
Karşılığında ise soykırım anında ihanet, suskunluk ve inkâr gördü.
Artık şu sorudan kaçamazsınız:
Bundan bir ders çıkarılması gerekmiyor mu?
“Ders çıkaralım” denilince öfkelenenler, panikleyenler, savunmaya geçenler bilsin ki mesele duygusal değil; mesele siyasal sorumluluk ve tarihsel suç ortaklığıdır.
Bu sessizlik, bu çarpıtma ve bu seçici duyarlılık unutulmayacak, affedilmeyecektir.
Cevap vermek isteyenler buyursun;
Ama susanlar da tarihe not düşülerek yazılıyor.
(Genç Aleviler Birliği-GAB Yönetimi)
Hiç aklımdan çıkmayan, hep canımı acıtan bir vahşetin fotoğrafını bırakıyorum. Birinci fotoğraftaki Filistinli çocuk Abdullah İssa'nın boğazı kesildi.
Yıl: 2016
Yer : Haleb Filistin kampı. Türkiye'nin desteklediği ÖSO'ya bağlı Nureeddin Zengi üyesi terörist Ömer Salhko, çocuğa son isteğini sordu. Çocuk vurularak ölmek isyediğini söyledi, ama terörist Ömer canice boğazını kesti, başını gövdesinden ayırdı ve iğrenç gülüşüyle çocuğun başıyla poz verdi...
İşte bu aşağılık katil, Haleb Al Nayrab'a katil Colani tarafından Güvenlik Şefi olarak atandı.
#TeröristHTŞ
#KatilColani
Şimdi size son günlerin en bilindik senaryolarından bahsetmek istiyorum:
36 yıl önce Romanya'nın sosyalist lideri Nikolay Çavuşesku ve eşi Elena Çavuşesku, batılı kapitalistlerin desteklediği bir askeri darbe sonucunda göstermelik bir duruşma sonunda kurşuna dizilerek katledildiler...
Çavuşesku hakkında ne bilirsiniz?
Sorsak herkesin ağzında 3-5 ABD menşeili yalan.
ABD destekli karşı devrim askeri darbesi ile devrilen Romanya, ağır sanayi kurmuş, borçlarını ödeyip bitirmiş bir ülke idi.
ABD emperyalizminin sinsi ellerini de reddetmiş, bağımsızlaşmış ve ayakları üstüne kalkmış bir ülke idi.
Çavuşesku’yu doğru düzgün yargılamadan idam edenler ve iftiraları medyadan dünya kamuoyuna sunanlar, yıllar sonra deşifre oldular. O yalanların hiçbiri ispat edilemeyen iftiralar olarak kaldı.
Çavuşesku'ya atılan iftiralar açığa çıktı.
Romanya'da 25 Aralık 1989'da karısı Elena ile birlikte idam edilen eski devlet başkanı Nikolae Çavuşesku'nun yurt dışındaki hesaplarını araştıran parlamento komisyonu başkanı Sabin Kutaş, Romanya televizyonuna verdiği demeçte, Çavuşesku'nun yurt dışında gizli banka hesaplarının olmadığının ve yurt dışındaki devlet parasını kullanmadığının açığa çıktığını ifade etti.
Oysa Çavuşesku'yu alelacele katleden liberal demokrat katiller sürüsünün ona karşı başlıca iddialarından biri buydu.
Bu liberal katiller güruhu, Çavuşesku'nun yurt dışında 1 milyar dolarlık banka hesabı olduğu ve bu parayı kullanarak yurt dışına kaçmaya çalıştığı yalanını uydurmuşlardı.
Çavuşesku'yu yakından tanımış olan mimar Kamil Rogunski'ye göre Çavuşesku çok tutumlu hatta cimri biri idi. Devlet mülkiyeti ile karışmasın diye kendi özel eşyasının bile envanterini çıkartmıştı.
Çavuşesku'nun damadı Mirça Opryan da Rogunski'nin sözlerini doğruluyor ve Çavuşesku'nun Bükreş'teki başkanlık konutundaki devlet mülkiyetinin kaybolmasın ve özel ellere geçmesin diye en ince ayrıntıya varana dek envantere geçirilmiş olduğunu söylüyor.
Nikolay Çavuşesku ve eşi Elena, katledikten sonra devlet bankalarında ikisinin toplam 270 bin ley (o zamanki kurdan 22 bin 500 dolar) mevduatı olduğu ortaya çıkmıştı.
Çavuşesku'nun İsviçre ve başka ülkelerdeki bankalarda olduğu iddia edilen hesaplarını araştırmak için karşı-devrimci iktidar Fransa ve Kanada'dan özel firmalar bile tutmuştu.
Ancak o günden beri Çavuşesku çiftinin hiçbir yerde başka bir parası veya mülkiyeti ortaya çıkmadı.
Yani demem o ki, uluslararası aktörler “demokrasi” söylemleriyle meseleye dahil olurken, içeride milyonlarca insan yoksulluk, baskı ve krizle yüzleşiyor. Emperyal güçler istedikleri kurguyu yapıp senaryoyu hazırlıyor ve oyuna içerideki hainleri dahil ederek başlıyor.
Tıpkı bugün Venezuela’ya da yaptıkları gibi.
Amerika ve İsrail, Suriye’yi işte bu tiplere kiraladı:
“Mısırlı aktivistler, yüksekten atılırken vurulan Kürt kadını vuranlar arasında yer alan ve "Allahu Ekber" diye bağıran teröristin fotoğrafını paylaşıyorlar.
Bu kişi, Mısır güvenlik güçleri tarafından aranan Mısır vatandaşı Ahmed Al-Mansouri'dir.
Mısır devleti tarafından aranan İhvancı teröristlerin hangi ülkeye sığındıkları tahmin edin... Bu katillerin Suriye'de kimin emriyle savaştıklarını da bulursunuz.”
Hamide Rencüs