Türkiye'de hukukun üstünlüğünü nasıl sağlarız? Soruyu düzgün cevaplayabilmek için önce "hukuk devleti" ya da "hukukun üstünlüğü" ilkesinin aslında içi boş bir sembol olduğunu anlamak gerek. Bunu en ters kutupların bile bu ideali savunmasından / zikretmesinden anlayabilirsiniz.
+Arendt bu eleştirisini sonradan geliştirir: Zira mesele bireyde bitmez, içinde yaşadığımız siyasi-hukuki yapılar/gelenek inisiyatif almayı ve özerk düşünmeyi yok edecek şekilde tasarlanmıştır. İnsanlık Durumu, Devrim Üzerine, Geçmişle Gelecek Arasında isimli kitaplarında durumu farklı boyutlarıyla inceler.
11- Son olarak, işin akademik tarafını önde tuttum ama üniversite hayatı aynı zamanda sizi bağımsız ve sorumluluk alabilen bir birey olarak da pişiren bir süreç olacak. Bu yüzden, üniversitenin sağladığı sosyal ortam, entelektüel - düşünsel kaynaklar, spor/sanat faaliyetleri; aktif bir öğrenci hayatının (kulüpler, öğrenci etkinlikleri vb.) varlığı gibi kıstaslar da şüphesiz çok önemli.
Üniversite tercih ve yerleştirme dönemi yaklaşıyor. 2010'dan beri tanıtım / rehberlik faaliyetlerinde farklı rollerde (aday/asistan öğrenci, araştırma görevlisi, öğretim üyesi) yer alan biri olarak, hukuk okumak isteyen arkadaşlar için bazı önemli noktaları sıralıyorum:
10- Ayrıca, hukuk esasen ülkesel bir şeydir: Burada öğreneceğiniz hukuk dogmatiği, buranın mevzuatı ve benimsediği teori üzerinden ilerler; resmi dilleri kullanır. Dolayısıyla eğer birincil önceliğiniz uluslararası bir kariyerse, hukuk bunu yapmanın birinci yolu olmayabilir. Hukukun uluslararası kısımları elbette var, ancak HF mezunlarının yaptığı işlerin çoğunluğunu bunlar oluşturmuyor (kanımca). Eğer buraya yönelmek istiyorsanız, kariyerinizi en başından itibaren bilinçli bir şekilde bu yönde kurgulamalısınız.
@xgabegottliebx And the parts they read are usually what everybody reads. If it's worth reading, I find it more productive to read the whole thing, as only then you get the full meaning of book. Though I admit not all books deserve the same effort. Expectations also matter.
Anlıyoruz ki S-400 hamlesi sadece bizi F35 projesinden dışlamakla kalmamış, aynı zamanda Rusya ve satın alacak ülkenin de insafına bırakan stratejik bir kırılganlığa sürüklemiş. Tamamen self-inflicted bir zarardan dönüşün başarı olarak sunulması da cabası :)
Trump'ın F35 hk ilk açıklamaları çok olumlu yorumlandı. Ama ayrılırkenki söylemi daha ikircikli. Muhtemelen bu işin o kadar kolay olmayacağını anladı. Oysa ki yol haritası belli. Kalıcı bir çözüm için hem ABD'nin hem Türkiye'nin yerleşik pozisyonlarından geri adım atmaları lazım.
Özetle: hukukun üstünlüğünü sağlamak için
1- Halk, muhalefet, meslek grupları vb. örgütlü ve ısrarlı bir şekilde bu talebi somutlaştırmalıyız.
2- Ele geçen ilk fırsatta yargı örgütünün özerkliğini anayasa / yasalar düzeyinde sağlanmalıyız: (HSK ve AYM üzerindeki yürütme kontrolü kaldırılmalıdır)
3- Hukukçuluğun siyasi önemini hem hukuk öğretiminde hem de farklı mesleki tezahürleriyle hukukçuluğun icrasında açık ve politik bir bilince dönüştürmeliyiz.
Türkiye'de hukukun üstünlüğünü nasıl sağlarız? Soruyu düzgün cevaplayabilmek için önce "hukuk devleti" ya da "hukukun üstünlüğü" ilkesinin aslında içi boş bir sembol olduğunu anlamak gerek. Bunu en ters kutupların bile bu ideali savunmasından / zikretmesinden anlayabilirsiniz.
Dolayısıyla bu itiraz aslında yürütmenin, kendi yapısal rakibine karşı kullandığı bir retoriktir. Anayasa ve yasalar uyarınca başa gelen yürütme erki; aynı şekilde yetkilendirilmiş yargının meşruiyetini sarsmaya çalışır. Bu tezat bana hep Nasreddin hocanın fıkrasını hatırlatıyor: Kazanın doğurduğuna inanıyoruz da öldüğüne niye inanmıyoruz?