Günün kelimesi: Sanem. Farsça’dan; en bilinen anlamı ile put, tapılan, uğruna kendinden geçilen demek. Bazen tapılan içimizi gösteren ayna olur, bazen gönül tapınak olur. Sine ile tını yakınlığı dışında, kelimenin yakıştığı bir yer var!
“Harman yeri sürseler, oy sanem oy sanem”
Günün kelimesi: İtiraf. “bilmek, tanımak vb” anlamına gelen 'arf kökünden gelme. İftilal babına geçerek itiraf halini aldığında ise, insanın kendi saklı gerçeğini “tanıması, kabullenmesi” anlamını almış. Yani, sese dönüşürse, kişiyi kendini tanıdığı yere taşırmış itiraf.
Günün kelimesi: Hacel. Arapça kökenli: “utanç” demek. Hacel Obası’nın hikayesi ile de ne güzel ete kemiğe bürünmüş Hacel. Coğrafya’nın da ötesinde nasıl da kozmik bir çaresizliğe dönüşmüş… Ne diyor türküde: “Hacel Obası’nı engin mi sandın?…”
taşeron! fransızca'dan. sığ bir anlamı var. lakin coğrafyayı ve yaşam şeklini göz önünde bulundurduğumuzda, bence kesinlikle türkçe'de bu kelimeye "'taşören'" demeliyiz. ilmek ilmek ören, ördükçe sökülen, bitmeyen bir örmek eylemi, emek eylemi, süresiz bir adaletsizlik eylemi...
Günün kelimesi: cehennem. Her dilde kök anlamı farklı. İbranice’de ge hinnom(ağıt vadisi) kökünden. Kudüs’te bir yerdir burası. Kenanlılar burada bebekleri kurban edip, çöplerle birlikte ateşe atmışlar. Odur ki; cehennem başkaları mıdır? Cehennem içimizde midir? Bilinmez..
mart geldi diye havalara girmiş yazcılar. daha berdül’acüz, kırlangıç fırtınası, kozkavuran, çaylak, sitte-i sevir var. abrul’un 23’üne, yani 6 mayıs’a, yani hıdrellez’e kadar olmayacak sıcak mıcak. kadim halk takvimine uyacak, o dakkaya kadar kışı ve baharı kabulleneceksiniz.
Ben bilir misin, sessizce sıyrılmak isterim taşkın çevreden, meşeler üstünde solgun, nice yıldızların gece açtığını bilirken.
Seçerim öyle yollar, ayak basmadığı kimsenin solmuş akşam çimenlerinde, uzak- bir de şu düş ancak: Sen de gelirsin.
#rilke
Alexander Billet tarafından kaleme alınan "Her Şarkı Bir Savaş Şarkısıdır: Spotify ve Askeri-Müzik Endüstriyel Kompleksi" başlıklı makaleyi Bircan Tamer çevirdi.
@bircantamer0@histmat
https://t.co/8qwk5FZcxV
'döngü' kelimesinin kökünü kazıyayım derken; yeni bir kelime öğrendim. döngün-dargın. sonuç olarak; her şey bir döngü'den ibaretse ve her anı milyonlarca kez yaşayacaksak bu, başladığın yere başladığın kişi olarak dönmek midir?
#eternalrecurrence
*nietzsche"nin bize yaptıkları
bergüzâr: farsça kökenli birleşik kelime. tek başına yadigar, hatıra demek. kelimeyi bölünce; yük, geçmiş, geçmek gibi anlamları kalıyor elde. en güzel sabahat söylemiş ama: "bir bergüzar salmış nazlı cananım/ettiği sitemler boydan aşıyor"
sermâye:farsça’dan baş ve bir şeyi ayakta tutmaya yarayan ana madde anlamları ile bugüne gelmiş. tek sermaye’miz içimizdeki ‘ben’. kabûledilmeyen, affedilmeyen, horgörülen ‘ben’ savrulmaya mecbur. hem ne demişler ‘zaman mahlûkuna meylimi verdim, sermâyemden zarar gördüm sonradan’
'punto'ya bakarken karşıma ne çıktı. 'punt'. birbirleriyle ilintili üstelik. fonetik değil belki ama anlam olarak ba-yıl-dım! hem tüm zayıflıklarımızı ilmek ilmek düğümlemiyor muyuz birbirine, dağılmasınlar diye. ama bırakalım, dağılsın! bırakalım, çözülsün.
günün kelimesi 'nar'. kökeni geçelim. mitoloji'de de yeri var, semavi dinlerde de. bolluk bereket ve ateş demek. birhan keskin "dürtme içimdeki nar'ı" demiş; lâkin bir öğretmenim dedi bugün: nar gibi kabuk kabuk, nar gibi katman katman. biz bereketini alalım, ateşi sizin olsun.
yine epey zaman oldu sözlük karıştırmayalı. ing understand, alm verstehen:anlamak. ikisinin de içinde durmak fiili var. yani; anlamak için az biraz durmak, soluklanmak gerek. hem su akarken bulanır; yüzler koşarken, ışık titrerken.
fransızca'da naître fiilinin çekimli hâline ne çok benziyor. doğmak demek. hiçbir benzeşim olmadığını bilsem de; ruh ve doğmak kelimelerinin birbirlerine yaslanıp, aynı kökten dallanmış olduğuna inandırmak isterim kendimi.
epey oldu sözlük karıştırmayalı. günün kelimesi olsun cambaz. esasen canbaz. frs: baz oynayan demek. canbaz ise canıyla oynayan. edip demiş: menzil cambazı aynı zamanda bir çağrışımlar atlasıdır/yaşayanlar iyi bilir, yaşamak/bir altılı fesleğeni kanatmaktır da biraz.
doğurmak: kökte (inanılmaz büyüleyici) kız evlat birleşiminden oluşmuş. başka dillerde hayat vermek demek. bir canlıya hayat vermekten ziyade, insan kendini hep yeniden doğurabilir. ondan sebep bizdeki anlamına meftunum. ne demişler: kendini doğuracaksın, ondan bu içindeki sancı.
ankaray hattında, hangi durakta inince hangi semte daha kolay gidebileceğini, asla durak adlarından bilemezsin. bahçelievler’e gidebilmek için beşevler durağı’nda, emek’e gidebilmek için bahçelievler durağı’nda inmek gerekir mesela. hayatta ve ankara’da ezbere hiç yer yoktur.