Çok uğraştım. Bir şeyi kaybetmemek için insan kendinden ne kadar vazgeçebilirse o kadar vazgeçtim. Ama bazı savaşlar daha başlamadan kaybediliyormuş. Şimdi geriye sadece içime sığmayan bir boşluk kaldı. Hiç bu kadar nefessiz, hiç bu kadar yorgun hissetmemiştim.
Kırgınlık ne garip şey. Birine kızmak gibi değil. İçinde öfke de yok bazen. Sadece dönüp baktığında, sana en az zarar vermesi gereken kişinin en derin yarayı açtığını görmek var. Ve insan bazı yaraları iyileştirmeye değil, taşımaya çalışıyormuş.
bu gece her şeyin üstesinden nasıl
geleceğime aglarken halimi düşmanım görse, sarılır bağrına basardı ama ben arayacak kimseyi bulamadım
neye ağladığım hala aklımda,
arayacak tek bi numara bulamadığım da
seni bu halde görmektense üc kere öldügünü duysam, basımı yere egmezdim. sen sanıyorsun ki ben senden nefret ediyorum. ama hayır, ben simdi bir zamanlar adının yanında anılmış adımdan bile utanıyorum.