Bir taraf yarım kalmayınca diğer taraf tamam olmuyor.
İnce belli bardağa doldurup da içtikleri çay gibi yarım...
Dinledikleri müzik, attıkları kahkaha, gözlerinden akan yaş gibi. Sevdalar yarım, dostluklar yarım, düğünler, ölümler yarım...
Bazı fırtınaların tutması gibi yarım.
Bana çiçek değil çiçek saksısı alın daha çok mutlu olurum olursa yanına toprak, gübre falan ek pakete süse de gerek yok. Emek verecek olma hayali paha biçilemez.
Her insanın içinde bir doğumhane bir de mezarlık vardı. Kimisini çoktan mezara koymuşken kimisini de henüz doğurmamıştı. Ve kimisi de arada içindeki hayatla mezarlık arasında gidip gidip geliyordu. Peki.
Sahi mezarda olması gerekenler neden hâlâ hayatında kalıyordu?
“Size iyi davranan insanları sevin,
iyi davranmayanlar içinse dua edin.
Sakın kavga etmeyin ve gününüzü
mahvetmesine izin vermeyin;
çünkü hayat sabahları pişmanlıklarla
uyanmak için çok kısa.”
Dağ başında
Rastladım ak sakallı birisine
Bin yıllık bir halıya bin yıldan beri
Bağdaş kurmuş bir çınar gibiydi
Sordum ona
Aşk ne ustam, hayatın sırrı ne?