"Sıcak bir evin içindeyken, bir hastalık yakamızda değilken, yumuşak bir koltukta oturuyorken,hayatın ne kadar şükür dolu olduğunu fark etmiyor insan
Kaybedene dek.."
Aldatmak tamamen karşı cinsle olan başka bir münasebet demek değil benim lügatimde, beraber ve bir olmaya, birbirinin olmaya söz vermiş iki insanın her eve girmesi bu anlamda aldatmanın başka bir türü gibi geliyor bana.
Gerçek mutluluk gösterişe ihtiyaç duymaz. İlişkisini gözler önünde yaşayan insanların ruhsal bir tatminsizliği olduğunu, birbirlerine olan sevgilerinin duygusal mânâda doyurmadığını ve bu sebeple “bakın biz örnek ve mutlu çiftiz” tablosu çizerek dışardan gelen ek bir ilgiye muhtaç olduklarını düşünüyorum. İki insan birbiriyle doyabilmeli, minik dünyasına sevdiğinin şahitliğiyle yetinebilmeli, hayatını sadece arı ve nazenin bir sevgi duyduğu ya da sorumlu olduğu kişilerle paylaşmaktan keyif alabilmeli.
Bulunduğu yer ve kişiyle hakiki bir mutluluğu ve huzuru tatmış bir kimse, bunun ne denli değerli olduğunu bilir ve her değerli şey gibi onu muhafaza etmek, sakınmak, saklamak ister.
Hazinedir çünkü bu; daha önce altın dolu bir sandığı yer üstünde ve gözler önünde hiç görmedim.
"İnsan olmak..
İnsan kalmak..
Ve İnsan olarak ölmek..
Bütün mesele bu.
Bundan dolayıdır ki Alvarlı Efe hazretleri her daim
"Allah bizi insan eyleye"
diye dua edermiş."
Osman Nuri Topbaş hocaefendi;
"Münasebet kurduğumuz insanların ruhumuza mı, nefsimize mi hitap ettiğine bakmalıyız önce"
Ne kadar gerekli bir farkındalık.
İşimiz gücümüz Allah’ın bizi daha fazla sevmesi, bizden daha fazla razı olması için yapmamız gereken ne varsa onu yapmaktır. Tebliğ, infak, namaz, kardeşlik, ahlak, selamı yayma, anne baba rızası, ilim talep etme ve daha ne varsa. Diğer bütün konular geçici. Asıl mevzumuz bu.