İnsan ait olduğu şeye ilkinde tutunamadığında bir ömür savruluyor. Soluduğu her nefes bir katlanışı büyütüyor, dallandırıp budaklandırıyor; katlanışın eline bulaşan kara boyasını dokunduğu her şeye bulaştırıyor.
Kim olduğumu ve alemdeki yerimi yeniden tayin eder misin Allahım?
Hiçbir şeyin ve hiçbir detayın öylesine olduğuna ihtimal vermedim. Neye vesile olduklarını göremesem de ihtimal vermedim. Bunları kaderin çerçevesinde bir yere yerleştirmeye çalıştım daima. Ve muhakkak ki ait oldukları yerler var ve belli. Kadere imanın bir cüzü de sanırım bu.
Edilen küçük bir kelamın, atılan ufak bir bakışın, bir adım geri çekilmenin, basit bir yol tariflemenin, bir yaprak kopup düşerken orada bulunmanın ve dahi önemsiz gibi görünen nice şeyin bir yerlerden bir yankı olup yeniden bize döndüğü inancını daima taşıdım.
@rerereterererer A Hero (Asghar Farhadi)
Tangerines
Green Book
Life and a day
Arrival
Children of Heaven
The Banshees of Inisherin
12 Angry Men
The Guernsey Literary & Potato Peel Pie Society (edebiyatperverler için daha uygun olur)
etmektir. Görmeyi öğrenmek derinleşmektir de bazen de kahırda boğulmaktır. Çünkü görülenler öyle bir derinine işler ki insanın kendiyle bir başkasını ayırt edemez olur. İşte buradan sonra ya boğulanlardan, ya çıldıranlardan ya da velilerden olunur.
*Rainer Maria Rilke
"Görmeyi öğreniyorum" demişti şair. "Bilmiyorum neden, her şey daha derinlere işliyor, her zamankinden daha derinlere..."* demişti. Görmeyi öğrenmek derinleşmektir. Birçoklarının dikkate bile almadıklarında hayran olunacak tarafları ve daha başka nice şeye uzanan ağlarını fark
Yeni sürgün veren dalların taze yeşilinin bu tonu bana daima değişik bir hoşluk verir. Bu dallarda bir masumluk vesikası bulur merhametle heyecan arası bir duyguya kapılırım.
Aramayı bıraktığım şeyleri ummayı da bırakıyorum yavaş yavaş. Bu yaşamdan kendini azar azar çekmek demek. Birtakım kaidelere teslim olmak, kendi içine bükülmek demek.
5-şarkıda anlatılanlarla nesîmî'nin "zerre menem güneş menem" sözleri arasında bağlantı kur ve âkıbetini hatırla
6-kendini vahdet-i vücud kavramının küçük bir cüzünü görmüş say.
1-youtube'a gir
2-arama çubuğuna "yüksek sadakat-kafile" yaz ve şarkıyı dinle.
3-lise zamanlarına ışınlandın. bu şarkının sana anımsattıkları şeylerin ne kadar uzakta kaldığını hayretle fark et.
4-içine düştüğün maziden çık (çıkabilirsen)
1-Youtube'a gir.
2-Arama çubuğuna "Size bir hikaye anlatayım mı-Nurullah Genç" yaz.
3-En baştaki videoya tıkla.
4-Anlatılanlardan duanın hikmetini ve kıymetini iyice anla.
5-Bu tweetin sahibine dua et.
6-Sen dua etmesen ben dua etmesem nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.
Bir insanı tanımanın mucizesine inanıyorum. Tanımak, bir insanı binlercesinin sıradanlığından kurtarmak demek. Elim kalabalıkların içinde bize şirin görünen bir taraf bulmak demek. Gurbetin tam orta yerinde memleketten bir gül bahçesi açması demek.
Fark edilmekten korkan, fark edilip yok sayılmaktan korkanlar var; fark edilememekten, hiç yaşanmıyor gözükmekten korkanlar var. Tenhada kalmaktan ya da kalabalıkta kaybolmaktan korkanlar var. Yerini belli etmekten ve hiç bulunamamaktan korkanlar var.
bütün tasaların suyla akıp gittiğini hissetmek, çitlerin üzerine oturup son kızıllığın içinde bir yerlere işlemesine ve seni memnun kılmasına şahit olmak...
Saadet aslında hiç zor ve uzak değil.
Bir ikindi sonrası ve akşam arası vaktinde kızılın ve yeşilin mest eden halitası, ta ufka kadar görünen açık bir düzlük, serinleyen havanın insanı tatlı tatlı üşütmesi, uzaklardan gelen bir takım ötüşmeler, yanı başında akan suya ayak bileklerine kadar sokunca gelen ferahlık ve