Nefsin ardına düşüp
Îmânı boş bırakma.
İlim tahsîl et ammâ
İrfânı boş bırakma.
Kahraman bekleme hiç
Meydânı boş bırakma.
Bir dere ol da yürü
Ummânı boş bırakma.
Ko saraylar boş kalsın
İnsânı boş bırakma.
Zerefşân
“ilâhi, bir aşk ver bana, ben benliğim bilmeyeyim.
yavı kılayım ben beni, isteyerek bulmayayım.
şöyle hayrân eyle beni, bilmeyeyim dünü günü.
isteyeyeyim daim seni, ayrık nakşa kalmayayım.
al gider benden benliği, doldur içime senliği.
burda iken öldür beni, varıp orda ölmeyeyim.”
yunus’a dâir okumaya asla doyamıyorum.
"Görünür âlemi yok saymadan, ihmal etmeden ama onu doğru bir zeminde yeniden üreterek gayb ve şehadet âlemleri arasındaki ilişkiyi yeniden kurabiliriz.
|Öze Yolculuk, s. 37 - İbrahim Kalın|
“Allahım! Bana sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve beni Senin sevgine ulaştıracak şeylerin sevgisini ihsan et. Senin sevgini benim için (sıcak bir günde susamış birisi için) soğuk sudan daha sevimli eyle.”
Hadis-i şerif (Tirmizi 3490); İhya (Ümit ve Korku kitabı).
biliyorsun üstadım
göğe uçmak dilerken ruhum
beni ayaklarımdan çeker günahlarım
ah vah ederim, tövbeme tövbe ederim
yine de azad edilmez ruhum
emreder, yine yeniden aynı günahı
kaldı mı ki Rabbim bunun eyvahı!
azad et ne olur, felaha ersin ruhum!
ve Abdürrahim Karakoç kaleminden;
"Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Her adımda bir engel var, salmıyor,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Mümkün mü bu yolda maksuda ermek?
Mümkün mü sılada dost yüzü görmek?"
Önüne konan moda tanımları kenara bırakacak cesareti göstermesidir. Bulmak için aramak zorunda olduğunu bilmesidir. Neyi araması gerektiğini bilmek için özüne dönme iradesine sahip olmasıdır."
|Öze Yolculuk, İbrahim Kalın|
"Öze yolculuk, insanın kendi hakikatine, tabiatına, fıtratına, cevherine yönelmesidir. Özünün ne olduğuna dair bir tefekkür ve tezekkür çabası içinde olmasıdır. "Ben kimim ve neden buradayım?" sorusuna cevap aramasıdır. +>