1️⃣ 6 ay önce terör örgütü PKK sözde bir kongre düzenledi ve “kendini feshettiğini, silahları bırakacağını” duyurdu.
2️⃣ 4 ay önce bir mağaranın önünde, bir çanak içinde 30 adet “KELEŞ” yakılarak “silahları bıraktığını” ilan etti.
3️⃣ Birkaç gün önce elebaşlarından biri düzenlediği basın toplantısında “Türkiye’deki militanları sınır dışına çekeceklerini” açıkladı.
👉Şimdi tek tek irdeleyelim;
1️⃣ Kendini sözde fesheden terör örgütü nasıl oluyor da 6 ay sonra “Türkiye sınırlarının dışına çekiliyoruz” diyor, demek ki fesih söz konusu değil, sadece teröristler yer değiştiriyor.
2️⃣ 30 adet eski model “KELEŞ” yakılarak bir tiyatro düzenlenmişti. Oysa basın toplantısına katılan militanlar “modern ve sofistike silahlarla” poz vererek meydan okudular.
📍Demek ki silahlar bırakılmamış, yakılanlar modernize edilmiş.
3️⃣ Terör örgütü adına düzenlenen basın toplantısında “militanların eylem yapmamaları için Türkiye’den ayrılacakları” açıklandı.
📍Peki neredeydi bunlar, kaç kişiydiler, hangi silahlara sahiptiler, hangi yolla, nereden, nasıl Türkiye’yi terk edecekler?
📍Silahlarını da götürecekler mi? Balistik inceleme yapılmayacak mı?
📍Güvenlik ve istihbarat birimlerimizin denetimi söz konusu olacak mı?
📍Hiç birine cevap yok!
💡3 yıl önce “Cumhuriyetin 100’üncü yılında dağlarda bir tek terörist kalmayacak” diyen İçişleri Bakanı,
💡10 ay önce “operasyonlar sayesinde PKK’yı ülke içinde eylem yapamaz, sınırlara da yaklaşamaz hâle getirdik” diyen Cumhurbaşkanı,
🤔Türk Milleti’ne yalan mı söyledi?
💡23 yıldır terörle “mücadele” etmek için gerekenleri yapmayanlar,
🇹🇷Milletin ihanet projesine “müşahede” etmesini bekliyorlar.
Dün sabah saat 07.00’de Kandıra Cezaevi’nden alınıp şizofren bir adamın iddialarıyla açılan, deli saçması bir soruşturmada ifade vermek için Çağlayan Adliyesi’ne götürüldüm.
5.5 saat boyunca Çağlayan’ın -7. katındaki nezarethanede soğukta ve susuz biçimde bekletildikten sonra savcılık ifadesine çıkarıldım. Saatler süren ve 60’tan fazla soru içeren sorgulama bittiğinde akşam 22.00’ye yaklaşıyordu.
Her bir soruya ayrıntılı şekilde cevap verdim. 23 Haziran 2019 seçimlerine sadece 12 gün kala ziyaretime gelen ve temel amacı sosyal medya takip sistemi satmak olan, “Türk iş adamı” kimliği ile tanıdığım kişiyle irtibatımı, sunduğu projenin vasatlığı ve fiyatının afakiliği nedeniyle çok kısa bir süre sonra sonlandırdım. Bu kısa süreli tanışıklıktan casusluk gibi bir suçlamaya konu olmak ve sonuçta tutuklanmak akıl dışıdır.
42 yıllık lekesiz ve onurlu meslek ve özel hayatıma yönelik saldırı ve iftiraları kabul etmem mümkün değildir.
Bir meczubun birbiri ile çelişkili sağlıksız ifadeleri ile “casusluk” suçlamasıyla karşılaşmam ne yazık ki trajikomiktir.
Aleyhimde çarpıtılmış bilgi ve sözde delillerle yapılan itibarsızlaştırma faaliyetlerinin ne kadar saçma ve yalanlardan ibaret olduğu elbet yargılama sürecinde ortaya çıkacaktır. O vakte kadar lekelenmeme hakkıma saygı duyulmasının önemine vurgu yapmak isterim.
Dosya içeriğine vakıf oldukça bu deli saçmalığının detaylarını kamuoyu ile paylaşacağım.
Bazı sıradan, aleni hakikatlerle büyük yalanların birlikte kurgulandığı bu kumpas soruşturması eninde sonunda tarihin tozlu sayfalarında bir utanç vesikası olarak yerini alacaktır.
Aklın, mantığın, vicdanın kabul edemeyeceği bu hukuk garabeti karşısında; memleketini seven tüm yurttaşları, baroları, avukatları, siyasi partileri, devlet insanlarını sorumluluk almaya ve bu hukuksuzluk karşısında adalete ve demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyorum.
Adliye koridorlarında hukukla verilmediği aşikar olan bu karar karşısında bilinmelidir ki; bu iftiralar bize yapışmaz çünkü güneş balçıkla sıvanmaz.
Bu kötülük bize değil, 86 milyona ve bu ülkenin geleceğine yapılmıştır.
Adalet bir gün herkese lazım olur.
DUYURU
Deprem konuşmayı, dertlenmeyi bırakın .Uzman telefonlarından vazgeçin, hangi uzmana başvuracağımızı unutun. Fay konuşmaktan vazgeçin. Depremler 14 milyon senedir zamanı gelince oluyor. Daha milyonlarca sene devam edecek. Gelin deprem tartşmasından vaz geçip DEPREM DİRENÇLİ KENTLER kuralım. Bunun için her kentimizde yönetim, halk,altyapı, yapı stoku, ekosistem-çevre ve ekonomiyi deprem dirençli yapalım. Bu iş nonstop olarak, halk, yerel yönetim ve hükümetle işbirliğiyle yapılır. 10-15 senede tamamlanabilir. Kentsel dönüşüm tam olarak depreme hazırlık değildir. Lütfen konuşmaktan çok, iş yapalım. Bırakalım uzmanlar bilim platformlarında bol bol konuşsunlar, eğer kouşabilirlerse tabii. Sevgiyle
Ben Dilek Kaya İmamoğlu;
Bu ülkede yaşayan 86 milyon insandan sadece biri olarak,
Bu ülkeye üç çocuk yetiştirmiş bir anne, bir kadın, bir vatandaş olarak sesleniyorum size.
Bir yılı aşkın süredir devam eden haksızlığı, hukuksuzluğu, adaletsizliği hepiniz görüyorsunuz.
Hepiniz biliyorsunuz; yargının bir adalet terazisi olmaktan çıkıp, siyasetin sopasına dönüştüğünü.
Siz de görüyorsunuz millet iradesinden vazgeçenlerin elinde korku ve nefretten başka bir şey kalmadığını…
Bakın işte; milyonlarca insan “hak, hukuk, adalet” diye haykırıyor meydanlarda,
Suçu günahı olmayanlar aylarını, yıllarını veriyor zindanlarda.
Gözlerinizi kapatmayın,
Kulaklarınızı tıkamayın.
Nereye gidiyor bu ülke böyle?
Biz, Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşlarının bize verdiği emanetle, Cumhuriyetimizin değerleriyle büyüdük.
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünü sonsuza kadar yaşatmaya yemin ettik.
İyi günde ve kötü günde, her koşul altında demokrasiyi ve değerlerimizi koruyacağımza inançla yaşadık.
Işığımız; adalet, hukuk, demokrasi ve vicdan.
Yolumuz; karanlıkta bile umudu çoğaltan, haksızlığa karşı dimdik duran insanların yolu.
Ve biliyoruz ki;
Her vatandaşın sığınağı devlettir.
Devlet, yurttaşını koruyan kalkan, mazlumun yanında duran güç olmalıdır.
Devlet, “Adalet mülkün temelidir” diyen iradedir.
Ama şimdi soruyorum:
Devlet nerede?
Bu ülkede siyaset ne için yapılıyor?
Bu kadar adaletsizliğin, bu kadar hukuksuzluğun sebebi ne?
Siyasi parti liderleri, yargının başındakiler, devletin her kademesinde görev yapanlar;
Sizlere sesleniyorum!
Bu çürümüş ve adaletsizlik içinde boğulmuş sistemle ülkemiz nereye gidiyor?
İster gözlerinizi kapayın, ister kulaklarınızı tıkayın.
Cevabı herkes biliyor aslında…
Ülkemizin insanları özgürce bir nefes alsın diye,
İçeride birileri ağır bedeller ödüyor.
Bir avuç insanın korkusu ve ihtirası uğruna, masumlar zindanlarda yıllarını veriyor.
Gerçek şu ki;
Bu kadar suçsuz insana cezaevinin hak görüldüğü bir ülkede, kimse dışarıda özgür kalamaz.
“Yaptım oldu” zihniyetinin kendisine tehdit olarak gördüğü herkesi cezaeviyle saf dışı bırakmaya çalıştığı bir ülkede demokrasinin esamesi okunamaz.
Bu ülkeyi nereye götürmeye çalışırlarsa ��alışsınlar,
Bizi, bu milleti nasıl bir bunalımın içinde tutmaya devam ederlerse etsinler,
Onurlu insanlar olarak adalet yerini bulana kadar susmayacağız.
Birbirimize, irademize, dayanışmamıza tutunacağız.
Bu milletin ne kadar vicdanlı ve kararlı olduğunu herkese göstereceğiz.
Çünkü biz hâlâ inanıyoruz:
Bu topraklarda adaletin sesi bir gün yeniden yükselecek.
Milletimiz hak ettiği adalete bir gün kavuşacak.
Devletimiz ait olduğu adaleti bir gün sağlayacak.
Milletin kararı ve iradesi demokrasiyle hepimize yol gösterecek.
Ve o gün geldiğinde, bu ülke yeniden nefes alacak.
Siz inanmıyor musunuz?
İnanın!
Türkiye bir gün adaletin ve huzurun yurdu olacak.
@adalet_bakanlik @barolar @DEMGenelMerkezi @MHP_Bilgi @iyiparti @devapartisi @GelecekPartiTR @SaadetPartisi @rprefahpartisi @tipgenelmerkez @DBP_GenelMerkez @emekpartisi @DSPGenelMerkezi @_DemokratParti
"Akademik Nöbet'teki hocalar niye gülüyor?" diye düşünebilirsiniz. Açıklayayım.
Bugün nöbette güzel bir fikir ortaya atıldı. Bedava kahve dağıtma soruşturmasına atıfla benim kahve reklamlarına çıkmam fikri ortaya çıktı. Tekliflere açığım🤑
Arkadaşlar. Tweetlerimi kullanarak veya ben söylemişim gibi çok deprem yazıları çıkıyor . Benim ağzımdan duymadıkça itibar etmeyin. Yasal olarak gerekeni yapacağım. Sevgiyle
Çok delikanlı adamdı. Vatan aşığı, Atatürk sevdalısı bir sanatçıydı. Lafını hiç sakınmadı. Şehrin yapay ışıkları yüzünden kararan gökyüzünün, en görünen, en parlayan yıldızıydı. Ama kırgındı…
Ölümün erkeni yine yarım kalmış cümleleri buldu maalesef. Yarım kalan sözlerinin, yıllarca yaşayacak anısıyla tamamlanmasını dilerim.
Ülkenin ruhunu notalara döken bir büyük sanatçımızı kaybettik. Allah rahmet eylesin.