📌Kısa bir resim okuması
Bitkin bir halde tek başına soğuk taşların üzerinde oturan İsa'nın elleri sıkıca kenetlenmiş, başı öne eğik…
Tolstoy'un, "Bildiğim en iyi İsa tasviri" dediği Çöldeki İsa, Ivan Kramskoi'nin en ünlü eseri.
Resimde neler oluyor biraz inceleyelim.👇
Sartre'nin ünlü "kötü niyet" (mauvaise foi) kavramı, iki yalan türü arasında yaptığı ayrıma dayanır:
İlki "yalancının, gizlediği hakikatin tümüyle farkında olmasını" gerektiren, yalanı nesneler dünyasındaki bir şeyle ilgili olup "ben ve diğerleri ayrıdır" görüşünü dışavuran normal yalan;
ikincisi, kendimize söylediğimiz, bilincin söyleyen ile söylenen arasında bir ayrım gerektirmeyen yalanıdır. Bu ikinci yalan daha az akla- kara ama daha ciddidir çünkü özgürlükten kaçışı içerir. Sartre'ın kelimeleriyle,
"Dolayısıyla görünürde kendini aldatma (kötü niyet) da yalanın yapısına sahiptir. Ancak kendini aldatırken (kötü niyet) hakikati bizzat kendimden gizliyor olmam her şeyi değiştirir."
Kötü niyet, meseleleri görünen yüzlerine göre kabul edecek bir kişi gerektirir ve gerçeği bulmak için şeylerin örtüsünü tümüyle kaldırma fikrine karşı bir dirence dayanır. Düpedüz bir yalan değilse de kişiyi hoşlanmayacağı bir şeyle karşılaşma ihtimaline karşı çok yakından bakmamaya ikna eder
Sartre, Freud'u çürütmeye çok sayfa harcar. Freud, insanların seçim ve eylemlerinin bilinç dışı tarafından sürekli olarak gasp edildiğine inanıyordu; Sartre da Freud'un ele aldığı vakaları okuyunca bu Viyanalı doktorun kanepesindeki insanların basit anlamda patolojik kötü niyet örnekleri olduğunu gördü. Bir diğer Viyanalı psikiyatrist Stekel, Sartre ile aynı görüşteydi ve "Tetkiklerimi yeterince ilerletebilmiş olduğum her örnekte, psikozun düğüm noktasının bilinç olduğunu saptamış bulunuyorum" diye yazdı. Gerçekten de Sartre son kırk yılın bilişsel terapisinde, aslında düşüncelerimizi koşullayabileceğimiz gizli dürtü ve baskılarca sabote edildiğimiz fikrini iskartaya çıkaran devrimi memnuniyetle karşılardı.
Yine de özgürlük, bu denli çok insanın kötü niyete kaçmasına neden olan bir yüktür. Sartre, kötü niyetin iyi niyete yalnızca rastgele, kısa uyanışları olan normal bir hayat tarzı olabileceğine dikkat çeker. Kötü niyete sahip olanlar ne yaptıklarını oldukça açık bir biçimde görebilirler ama anlamına istinaden kendilerini aldatmayı tercih ederler. Bir erkekle ilk kez çıkmayı kabul eden bir kadın örneğini verir Sartre. Kadın, erkeğin kur yapma girişimlerini ve aşk ilanını ya da kendisinden etkilendiğine dair ifadelerini engellemeye çalışmasa da bu ilişkiye dair herhangi bir karar verme arzusunda da değildir. Peki ne yapar? Akşamın büyüsünün tadını çıkarmaya devam ederek erkeğin sözlerini yalnızca düz anlamlarına indirger. Erkek ona, "Seni çok çekici buluyorum,” dediğinde bunu herhangi bir başka anlamda (sizinle yatmak istiyorum ya da bu ilişkiyi ciddiye almak istiyorum gibi) almamaya özen gösterir. Erkek, onun elini tuttuğunda geri çekerek akşamı mahvetmek istemez, bu yüzden de kendi kendisine sanki elinin onun elinde olduğuna dikkat etmiyormuş gibi ya- par. Kendi bedenini mutlak bir nesne olarak görmenin özgürlüğünü koruma etkisi vardır. Hiçbir vaatte bulunmaz ya da en azından bu olayı öyle görmeyi tercih eder. Bununla birlikte bedenini ya da söz konusu durumun "gerçekler" ini, kendi aşkın benliğinden (onun gerçek "ben"i de denebilir) ayırırken özel bir amaca hizmet eden bir yalan uydurur: vaatte bulunmama ya da özgürlük duygusunu koruma.
Herkes her zaman kötü niyet ile iyi niyet arasında eylemde bulunur ama Sartre, bir insanın "neyse o olması” anlamına gelen otantikliği elde etmenin “kendi kendini tedavi etme" sayesinde mümkün olduğunu söyler. Böyle bir kişi için açık sözlülük "onun ideali olmaktan çıkar ve bunun yerine onun varlığı haline gelir". Bu doğal yollardan gerçekleşmez, kişi ancak bilinçli bir edimle samimi ya da kendi olma halini kazanır. (Sayfa 310-311)
50 Felsefe Klasiği
Tom Butler-Bowdon
Pegasus Yayınları
Yaptığı yardımlardan pişmanlık duyan, öfke kusanların (belgelemeleri halinde) yardım ettikleri ücretlerin geri ödenmesi için fon oluşturulması talebi geldi bir arkadaşımdan. Ve kendisi direkt olarak 1 milyon lira bağış yapacak fona.
Peki aşk burada bir vasıta mıdır?
- Vasıta değildir, gayedir. Çünkü aşkta vuslat vardır.
Peki vuslat olunca aşk kalır mı?
- Lüzumu yok. Çünkü vuslat olunca sen yoksun.
İbb halk ekmek zaten pazar günü ekmek üretmiyor, Ortaköy de normal ekmek almak için fırın fırın geziyorum çünkü onlarda normal ekmeği sınırlı çıkarmışlar 👏👏👏 #ibb
Sabah her zamanki gibi işe geç kalmış ve koştururken banyodaki dağılmış tuvalet kağıtlarını poşetinden çıkarmış ve istiflerken buldum kendimi ve dedimki bu gün kesin ay başakta :D #aybaşak öğreniyorum bu işleri 🤪
Merhametle yoğrulmuş bir öfkesi vardı. İnce, rakik bir gönlü vardı. Aklı ve kalbi arasında mesafe yoktu. Serapa muhabbetti. Marifet bahçelerinden güller devşirirdi. Fahr-i Alem’e aşıktı. Ayağının altına sermişti tüm varlığını.
Göçmüş diyorlar, ah.
“Ne çok acı var”
Rahmetle…