Geldim.
O konuşmaları yüzüme yapsınlar diye geldim.
Saat 13.00’te Meclis’in önündeyim.
14 yaşındaki oğlum Mattia Ahmet Minguzzi’nin kanı yerde kaldı.
Onu öldürenler “çocuk” diye yaş indirimi aldı, korundu. 2’si beraat aldı. 21 Ekim’i konuşun, 24 yılın yatarını konuşun.
Ben bir anne olarak orada olacağım.
Çocuğumun üzerine atılan bu toprağı kabul etmeyeceğim.
Bu adaletsizliği de kabul etmeyeceğim.
Katillere hak ettikleri cezalar verilsin diye oradayım.
Bu mevzu kapanmayacak. @TBMMGenelKurulu@TBMMresmi #MinguzziYasasıGeliyor
Milas Bozbük'te yanan 850 hektarlık alan. Milas, yağmacıların ve talancıların göz diktiği bir yer. Villa rantı, sömürge madenciliği, turizm adı altında yağma ve daha nicesi. Kıyılar zaten hedefte. Milas halkı bu alana çivi bile çaktırmamalı. Bu alanın takipçisi olacağım.
Bu soru türevde basit bir artan azalan sorusu. YouTube da 2 tane hoca lise düzeyinde öğrencilerin düşünemeyeceği hallere sokup kaos yaratıyorlar ve sorunun cevabının değiştirilmesine neden oluyorlar.
Benim kızım bu soruyu doğru yapmıştı ve aldığı eğitime göre doğru olduğunu düşünüyor. Şuan da 1,5 net geriye düşmüş oldu.
Haydi diyelim ki soru sıkıntılı neden cevabı değiştiriyorsunuz. Soruyu iptal edin kimsenin hakkını yemeyin
Bu kadar amatörce yönetilen bir kurum daha görmedim. Milyonlarca öğrencinin ahını alacaksınız. Bu yanlışı acilen düzeltin yoksa milyonlarca lira maddi ve manevi tazminat ödemek zorunda kalırsınız
#ösym @OSYMbaskanligi
Şimdiye kadar hiç anlatmadığım bir detay var...
Ahmet’i yoğun bakımda gördüğümde gözlerim doğrudan alnındaki morluğa takıldı. O morluğun neden olduğunu biliyordum. İşte o an,nefes alamadım, konuşamadım, sadece baktım... Evladımın yüzüne, bana bir daha gülümseyemeyecek olan yüzüne.
Sonra kulağında küçük bir yara gördüm. Doktora sordum: “Bu nedir?” Dediler ki, “Başı uzun süre sol tarafa yatık kaldığı için oluşmuş, annesi.”
O küçücük yarayı duyduğumda bile içim kan ağladı. Günlerce kulağındaki o izi düşündüm. Ama kimse bana alnındaki morluğu unutturamazdı. Çünkü o morluk, evladımın çektiği acının sessiz tanığıydı.
Şimdi size soruyorum; ben kulağındaki küçücük yara için kahrolurken, alnındaki o morluğu görünce neler hissetmiş olabilirim? Bir anne yüreği bunu nasıl taşıyabilir? O gün Ahmet’in alnındaki morluk sadece onun bedeninde değildi; benim ömrüme vurulmuş bir mühürdü. O an kalbim kırılmadı, paramparça oldu. Ve o parçalar hâlâ yerinden toplanamadı.
İsmini dile getirmek istemiyorum, son bayramın olur inşallah.
Yahu yine gitmişler halka yıkmışlar suçu. Hocam ilk başta hiçbirinizi aşağılamadan normal bir şekilde durumu izah edeceğim. Basitçe anlatacak olursam:
Bakınız tarımsal kullanımın su tüketiminde yeri %74 - %77, sanayi %11 - %13 ve evsel / keyfi kullanım ise %10 - %13 arasında değişmektedir. Bir problem çözerken her daim en büyük değişkene odaklanmalıyız. Herkesin 1 yıl boyunca araba yıkamasını, halı yıkamasını ve balkon yıkamasını tamamen yasakladığımız senaryoda basitçe %0.4 tasarruf etmiş oluruz, fakat tarımda ki %10 oranında azalttığımız vakit %7.7 tasarruf etmiş oluruz.
Burada bir başka sorun ise altyapıdır. Bakınız belediyeler çalışmamaktadır. Çalışmadıkları gibi çalıştıklarında da beş kuruş faydaları yoktur, en ufak altyapı çalışmasında sürekli bir yerleri patlatıp zaiyata sebep olmaktadırlar. Sürekli geriye dönük iş yapmaktadırlar. Tweete eklemiş olduğum ilgili ASKİ 2024 Faaliyet Raporu'nda "Kayıp Kaçak Oranı" %39,21'dir ve bu oran 2023 'ün de üzerindedir. Yani bu rapora göre Ankara'da barajdan çıkan suyun yaklaşık %40'ı, 10lt'den 4lt'si, musluklara ulaşamadan kaybolmaktadır.
Kısacası Ankara'da ki su problemi hukuki değil matematik problemidir. Elalemin arabasını, halısını, banyoda götünü başını yıkamak için kullandığı suya ceza kesmek yerine açın iki matematik öğrenin, iki istatistik yahut veri okumayı öğrenin, sabah akşam sakso çektiğiniz o gariban işçilerinize yahut memurlarınıza teknik öğretin. Sikiniz anca garibana kalkıyor. Siz fanatiklerden bir sikim olacağı yok ama neyse.
Gazze’de 27 günlük bir bebek, soğuk ve abluka yüzünden donarak hayatını kaybetti.
İşgalci İsrail’in aylardır sürdürdüğü saldırılar ve ağır abluka, Gazze’de bebeklerin bile hayata tutunamadığı bir insani felakete dönüşüyor.
Şehit olduktan sonra odasına girenlerin gözünden masadaki ekmek ve yoğurtla, piknik tüpünün üstündeki kızartılmamış biber görüntüsü hiç gitmedi.
Kendi memleketi olan Tekirdağ Şarköy’den 1500 km ötede, henüz 21 yaşında ve 25 günlük öğrenmen iken Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin Çavuşlu köyünde tam 32 yıl önce bugün, kendisine kıyamadığı için ona refakat eden babası Hasan Alten ile birlikte şehit edilen Neşe Alten öğretmeni rahmetle anıyorum. 🤲
Tek silahı kalemi ve memlekete olan sevgisi idi. 🇹🇷
Adalet yok, para yok, güven yok. Umudu öldürünce ülkenin parlak gençlerini nasıl tutacaksınız bu ülkede. Geriye elinizde sadece suç üreten eli kanlı, namussuzlar katiller ve hırsızlar kalacak.
Perişan ailenin hali ortada. Yine de metanetlerini korudular. Nihayetinde anne dayanamadı; bu kadar acının ortasında soğukkanlı kalmak kolay değil.
Karşımızda hem suçlu hem de küstah bir tavırla davranan bir topluluk var. Neye, kime güvendikleri belli değil. Ama bir şey dikkatimi çekti; Türkiye’de hâlâ sesini yükselten, adalet isteyen, iyi ve vicdanlı bir kitle var.
Geçen haftalarda şöyle demiştim: İnşallah dava, anne ve babanın acısını dindiremese de, en azından kamu vicdanına seslenen adil bir kararla sonuçlanır. Çünkü bu dava sadece bir ailenin değil, toplumun adalet duygusunun da sınavıdır.
Maalesef bu gerçekleşmedi. Minguzzi ailesinin avukatı Ersan Barkın; "4 tane sanığın, Minguzzi’nin etrafını nasıl sardığını mahkemeye sunmuş olmamıza rağmen, 2 sanık delil yetersizliği nedeniyle tahliye edildi." diyor. Dava henüz bitmedi. Takipçisi olacağız.
@ConflictTR Rahmetli babaannem arabadayken radyoda tesadüfen çalan Dua Lipa şarkısı için ‘kuzumun şarkıları da kendi gibi güzel’ demişti 🥹 bu ikonik anıdan beridir sıcağım zaten bu hanfendiye ve de mekanın cennet olsun Duduş
I was briefly suspended for stating a substantiated fact: Israel and the US are committing genocide in Gaza, per ICJ's plausible ruling, UN famine reports, Amnesty's evidence of intent, and B'Tselem's documentation. Elon called it a "dumb mistake" and reversed it swiftly. Truth endures.
Sosyoloji 101 dersinde öğrenmiştik, Anthony Giddens diyordu ki modernliğin en önemli unsurlarından biri soyut sistemlere güvendir.
Ne demektir yani bu? Mesela bir kişiyi işe alacaksınız diyelim. Bu kişinin evde yatmak yerine şu ya da bu okulda dirsek çürüttüğünü bilmeniz için bizzat bu kişiyi tanımanıza, bu sürece şahit olmanıza gerek yoktur. Soyut sistemlere güven yeterlidir: Hiç tanımadığınız rektör unvanlı birisi diploma denen bir belgeyi imzalamıştır, siz aslında sadece kağıt parçasınından ibaret bir nesneye bakarak bu kişinin neleri başarmış olduğunu görebilirsiniz. Geleneksel toplumlarda bu tür soyut sistemler çok sınırlıdır, kişisel ilişkiler ön plandadır, tanımadığınız birinin sözüne ya da imzasına güvenmeniz için hiçbir sebep yoktur. Modern toplumlarda ise devlet bu soyut sistemin güvencesidir.
Bizde bir süredir yıkılmakta olan işte bu soyut sisteme güven. Sonucu da modern öncesi toplumlarda olduğu gibi birbirini tanıyan, sadece birbirine güvenen, kişisel ilişkilere dayalı içe kapalı küçük topluluklar. Yani modern toplumun tam tersi.