Yiğit’in cümlesi üç iddiadan speküleli. Üçü de aynı yerden kırılıyor: Derbi stoperi mantığını, hafif ayaklı pasör diye ölçüyor mesela.
Agbadou bu işin adamı değil. Italiano’nun derbide istediği iş de o değil, olamaz.
Doğru tanımı mücadele stoperi. Önde ki hat şemasına servis çıkarabilen, düellocu, temiz ilk pasçı, ikinci topçu.
Wolves’te ki 5-3-2’lik low-block’ta, kendi kutusuna yapışmış bir 4’lüde mevzileniyordu. Arka hat aralığına bağlantı yapılmıyordu, Agbadou’nun hat kıran pas yüzdeliği de bu yüzden ortalama dilimin altında kaldı.
Wolves’te; Agbadou’dan takımı progresif bir şekilde üçüncü hatta sokması bekleniyordu. Yani top kaptıran bir stoper değil, topu ezen bir stoper. Bunu kabullenin, rahatlayın
Beşiktaş’ta; Italiano onu kutu önüne ve birinci basamağa gömüyor. Hattı yukarı yazıyor, ilk press çizgisini ileri geriyor, çıkışı Djaló’ya paslıyor. Bu oyun, 4’ün kurulumunu önemli kılar. Agbadou zaten düello kazanan, hava çeviren, ilk pası kirletmeyen bir profil tipi.
Agbadou kontra press dalgasının arka subapı. Önde ki üçlü kapanınca çizgiyi o tutuyor, örneklendirmek gerekirse;
Rakip 9’un sırtı, Sarkan Çift Yönlü 10, kutu servisinin ilk alanı gibi.
Djalo kapama koşusu ve çıkış, Agbadou süpürme ve düello.
Çorum SS’i 7.5, 1A.
Geçen sezon 1090 dakika, 1G 1A.
90’ Dakikada, 1.90 yüzdeli ortalama müdahale
90’ Dakikada 1.40 Tackle
Sahadayken 91’ Dakikada bir kalede gol, beraberinde 5 gole kapanış.
Tek, Solo RCB slotuna sıkışmış bir 4 değil; ceza sahası yayının savunma referansıdır Agbadou.
Senin mantığın bu kadar kolay çürütülebiliyor Yiğit, boş zırvaya gerek yokmuş demek ki.
Kartal Yiğit: Agbadou’nun derbide başlayacağına pek ihtimal vermiyorum. Agbadou, açık konuşayım bana çok güven vermiyor. Hele hele böyle derbide ağır kalacağını düşünüyorum.
Geçtiğimiz sezon büyük maçlarda yaptığı hatalar ortada. Topla çıkışta ağır kalıyor. Kendine çok mu güveniyor, ne yapıyor? Top kaptırmışlığı var.
Yönetim son 48 saatte Corinthians hattına girmiş.
Gerekçe, saha ihtiyacı kadar liste ihtiyacı.
UEL Tescili ile, Lig tescili aynı pencereye sıkışınca; 8 numara slotu acil varlık haline geliyor dolaylısıyla.
Lig perspektifinden konuşacaksak; Italiano’nun Merkezi, çift işli orta saha profili talep eder. Salih’in hattı sweep ve düello. Orkun - Olaitan hattı progresyon ve üçüncü adam endeksine bağlı. Miretti henüz doğru dürüst dakika yememiş yedek, Mazzela 8.
Lig + Avrupa temposunda bu üçlü bitkin düşünce ikinci dalga dağılır, toparlayamazsın.
Bidon’un mantıksal değeri şu: Profili ezmeden söylemek gerekirse, merkeze üçüncü bir interior eight koymak. Yani; 6’nın yanına ikinci kademe değil, 8’in rotasyonunu kalınlaştırmak burada ki amaç.
High-press sonrası topu alma, yarı sahaya dikey sürme, kayıp topta ikinci dalgaya yetişebilecek bir profil Bidon.
Hoca bunu Miretti’den bekliyor. Bidon da aynı slotta, ama ikinci opsiyon.
Pencere cuma kapanıyor. UEFA listesi zaten kesik. Geç gelen yabancı lejyoneri lige yazılsa bile, Avrupa’da dışarıda kalacak.
Bu yüzden; Bidon’a yönelmek panik transferi olarak adlandırılmamalı benim nezdimde. Listeyi doldurma refleksi, faali diyebiliriz. 18–20M€‘luk teklif skalası masada, resmi teklif netleşmeden çokta yorum yapmak istemiyorum açıkçası.
Niyet var olmasına var, lakin operasyon yarım şu anlık. Olursa, Lig tescili için ideal bir son hamle olarak fişleyebilirim ben bu işi
Italiano’nun Kadıköy’e yazacağı iskelet kağıt üstünde 4-1-4-1 / 4-2-3-1 hibriti gibi. Çorum’da ki omurga büyük ihtimalle korunur: Nübel; Murillo, Agbadou, Djaló, Rıdvan; Salih; Cerny, Olaitan, Orkun, Trossard; Vlahović. Rakamlar yalan da söyleyebilir burada. Asıl mesele, bu 11’in topa sahipken nasıl 3-2-5’e evrildiği, kayıp topta nasıl 4-4-2 mid-block’tan high-press 4-3-3’e sıçradığı.
Nübel’in profili, alan ezen kaleci değil. Geriden kurulumda üçüncü stoper gibi davranıyor; Agbadou-Djaló ikilisinin split’inde kısa açı veriyor, rakibin ilk press çizgisini kıracak dikey opsiyonu hazır tutuyor.
Agbadou fiziksel referans, düello ve ikinci topçu.
Djaló ise çıkış stoperi: İlk progresyon onun ayağından çıkar.
Murillo sağda daha konservatif bir bindirme profili; full-back olarak üçüncü hatta geç girdiğinde, Cerny’nin iç açısına koridor bırakıyor.
Rıdvan sol koridorda asimetrik. Trossard içeri nüfuz ettiğinde o genişliği tek başına taşıyabiliyor; bu yüzden sol yarı sahada ki 2v1’ler çoğu zaman Rıdvan - Trossard ekseninden üretilecek.
Salih’in slotu, sistemin omurgası zaten. Tek pivot gibi duruyor ama işlevi sweep + ilk press tetikleyicisi olması. Top kaybında ilk beş saniyenin sorumlusu o.
Orkun; Salih’in önünde Hibrit 8 / Mezzala gibi çalışıyor. Yarı sahada top alıp dikine kırıyor, bazen Vlahović’in arkasına üçüncü adam koşusu atıyor.
Olaitan serbest 8. Kanatlara sarkması, kutu önünde fazla alan üretmesi, kayıp topta ikinci dalgayı başlatması da onun işi.
Bu üçlü, Fenerbahçe’nin Kante - Guendouzi - Asensio üçgenine karşı sayısal denkliği sağlamak zorunda. Kante’nin recovery mesafesi yüksek; Salih’i yalnız bırakırsan Orkun’un progresyonu kesilir.
Kanat mekaniği Italiano’nun asıl işi. Cerny çizgiyi tutan, erken deplase olan, düşük çapraz servis üreten profil.
Trossard ise yarı alan işleyicisi. İçe kat ettiğinde, Vlahović kutu içine gömülüyor, Orkun yayda ikinci şut hattına oturuyor.
Bu, değindiğim Juventus dönemindeki o düşük 4-4-1-1 bloğunun tam tersi bir 9 kullanımı. Tekrar ediyorum; Vlahović sırtı dönük hedef değil artık; ceza yayı referans noktası. Kanatlar erken genişleyince 9’un işi kutuyu işgal etmek, yakın mesafede bitirmek, ikinci topu kafa ile çevirmek. Servis üçüncü hatta geç kalmıyor, ilk press çizgisi ileri yazıldığı için; 9 tabela mesafesine yerleştirilmek zorunda.
Kayıp top teması derbinin kırılma noktası olur bence. Italiano yüksek hat + erken baskı istiyor. İlk press Vlahović - Trossard - Cerny üçlüsünden geliyor; ikinci dalga Olaitan - Orkun ikilisinden. Fenerbahçe geriden oyunu Ederson - Skriniar - Aké üzerinden kurarsa, Beşiktaş’ın tuzağı sağ yarı sahada Kante’yi izole edip, Orkun’un press açılarını kullanmak olur.
Tersine, Fenerbahçe o ilk baskıyı kırıp Kerem - Greenwood koridoruna dikine çıkarsa, Agbadou - Djaló hattının arka koridoru açık kalır. Bu da Rıdvan’la Murillo’nun, merkeze deplase olup kademe düşürmesi demek.
Alanya’daki 1-0’ın matematiği buydu: Yüksek hat, yetersiz recovery, tek geçişte kutu.
Derbi özelinde iki olası ayar var. Biri Ndidi’yi Salih’in yanına çift pivot yazmak; (ki bu 4-2-3-1’e kaydırır), bir de Orkun’un on numaraya, Olaitan’ın sağ iç slotuna çekilme ihtimali. Kadıköy’de top kaybı maliyeti yüksekse, bu daha rasyonel bir hareket olur.
İkincisi; Poku’yu Cerny yerine sağa koymak. Dikeylik ve izole kapasitesi artar, ama press sonrası geri koşu kalitesi düşer.
Italiano rotasyonu seviyor, lakin derbide 11’in omurgasını bozmaz. Değişiklikler 60 sonrası, skor ve blok yüksekliğine göre gelir.
Italiano’nun takımı duran topu savunduktan sonra, ilk üç pası dikine oynamaya şartlanmış durumda. Kadıköy’de bu geçişler ya Vlahović’in kafa düellosuna, ya da Trossard’ın yarı alandan kaleye çıkaracağı şuta bağlı.
Ön görülerim bu, 2-1 demek istiyorum
Beşiktaş bu sezon ki transfer penceresinde neler yaptı, hangi gider - gelir kalemlerini denkleştirdi? Beraber bakalım:
Ana çıkışımız üç kalemde toplanıyor.
Bir: Trossard
18M€ bonservis, üç yıla yayılmış taksit; sezonluk 6.5M€ garanti likitide. Giriş maliyeti yüksek, nakit şoku ise ertelenmiş.
İki: Vlahović. Bonservis sıfır (hala inanmak güç geliyor), sezonluk ücret 7.5M€. Transfer cetvelinde bedelsiz yazıyor, bordroda yazmıyor.
Yan kalemler daha sakin.
Ouattara 8M€
Nübel 5–6M€,
Fakılı 2.7M€
Alemdar 2M€
Poku - Miretti Sezonluk, Kiralık. Salih Serbest
Toplam nakit çıkışı; 70M€ bandında. Net spend eksisi 40–60M€.
Limit, 4.12 Milyar TL. Ligde üçüncü sıradayız bu konu hakkında. Yani harcama, tavanın altında ama rahat bir tavan değil.
Gelir ve varlık çevrimi:
Satış masamız ince. Muçi 8.5M€,
Uduokhai 1.5M€
Geri kalan çıkışlar sözleşme sonu, ikarşılıklı fesih. Eski yatırımların bir kısmı amorti edilemedi. Pencerenin, en zayıf operasyonel yüzü de bu. Alım tarafı aktif, varlık - nakde çevirme dönüşü pasif.
Kadro mühendisliğini - kalitesini şişiren hamle var, kasayı dengeleyen hamle yok.
Ücret faturası:
Asıl yük bonservis değil, sabit ücret skalası. Vlahović + Trossard ikilisi yıllık 14M€ garanti. Buna Outtara, Nübel ve mevcut yabancı iskelet eklenince bordro; UEL aşaması gelirine ihtiyaç duyan bir yapı paratoneline oturuyor.
Taksitli bonservis, nakit akışını yumuşatır; ama maaşı yumuşatmaz.
Serbest gelen iki isim de aynı kapıdan girmiyor: Salih gerçekten ucuz varlık, Vlahović ucuz girişli; ideal segmentli varlık. Gayet memnunum bundan
Yönetim kararı
Adalı - Özen hattı üç faz anlatmıştı:
Zorunlu mevki, güçlendirme, fırsat. Uygulama; birinci ve ikinci fazı doldurmuş, üçüncü fazı neredeyse boş bırakmış. Tercih açık. Hocanın istediği kaleci, 6, Half-Space ve kutu 9 alınmış. Bunun bedeli net; spend ve şişkin cüzdan bütçesi. Sportif tutarlılık var; finansal simetri yok. Ben; bunlara rağmen tutarlı, Beşiktaş’ın iskeletini baştan aşağı restore eden dayanaklı bir transfer dönemi geçirdiğimizi düşünüyorum.
Vlahović - Trossard çok ayrı profiller zaten.
Vlahović küresel çapta nadir rastlanan; Pivot - Kademeci, Skorer SF
Trossard; Alan işleyici, ve progresif top taşıma bazında türünün ender örneklerinden.
Bu iki eklemlendirme, Beşiktaş’a nefes aldırdı.
Tablo üstte değerlendirdiğim gibi, anlayarak okuyun
Demir Ege..
Dinamo 6, Tutucu 8’in nadide gurbetçisi..
Pre-Assist’lerini, çizgi genişleten diyagonal paslarını; ikinci kademe de Hibrit 8 / Mazzela’ları sağ alana deplase edip 3-4-1-1’e çıkardığın Overload’ları, Merkez aralığından çektiğin dış bindirmeleri.. Hepsini çok özlüyorum ya, kör ölür badem gözlü olur anlatısının insanlık vadesinde vücut bulmuş halisin sen.
Sergen’in; potansiyelini yutup, sadece 7M€ + 500B€’ya Braga’ya sektörlediği Demir Ege’nin mevcut formalite durumu bu. Şapkayı önünüze koyup düşünme kapasitesine sahip olsaydınız, küresel endoplazmaya tanıtacaktık bu çocuğu
Bragada şöyle bir gurbetçi var
6-8 oynuyor bilekleri yumuşak
Yerli statüsü + Tr altyapı statüsü
22 yaşında, slalom çalımlar falan atıyor
7 milyon euro gibi komik bir rakama almışlar
Neden transferi düşünülmedi anlamadım
Hem Salihi Hem Orkunu yedeklerdi
Türkiye dışında rota çizilip, harita konjektürü oluşturulan yerde Samsun’un bağlamı nedir oğlum ya, başlı başına fiyasko.
Bundan aşağı yukarı iki gün önce, Leverkusen planlaması konuştuk. Gerek tempo - gerek oyun, gerek alan kademe menzilini geliştirebilecek felsefeye sahip Avrupa takımlarına opsiyonlu, opsiyonsuz tabloyla satılması; bonservisi elde tutulması gerekiyor diye.
Musatafa’nın dikey 5-4-1 / tempo 3-4-3’ünde sana regülatörlük hariciyetinde katabilecek bir absorbe özelliği, yeteneği yok.
Ben oyun gelişimini, kademe sarkmasını; pivot link-up metriklerini bireysel antrenman baremi ile geliştirmesinden yanaydım, lakin ne ala. Alıcı kapısı çok sınırlı, ve Samsun hariciyetinde çıkış yapılabilecek bir perspektif yoktu büyük ihtimal Mustafa adına. Nitelikli olguları çok eksik, ve gelişim bucağına açık. Artıyla eksinin çokça çakıştığı bir senaryo ya
Barcelona altyapısından çıkmış, Leipzig - Valencia - Getafe - Celta rotasında pişmiş; 23 yaşında hâlâ potansiyel etiketi taşıyan, lakin artık etiketini soyunmaya hazır dinamik; pro-aktif, çift yönlü ve ofansif bir Dinamo / Mezzala 8 profili.
Celta’da geçen sezon 48M, 2G 4 A. Oyun efektifliğine olan katkısı bu rakamların ardında, sadece bu telemetri ile ölçülmemeli seviyesi.
Fiziksel tabanı güçlü, teknik olarak rahat, hatlar arası taşıma yeteneği yüksek, ikili mücadelede agresif.
Pogba karşılaştırmaları, yağveleri gençliğinde yapılmıştı; bugün o karşılaştırmanın izlerini hala taşıyor. Topu alıyor, progresif ve hat kırıcı şekilde taşıyor, koridor arasına sızabiliyor, yer yer kale yokluyor.
Disiplinsizliği, final anlarında ki spekülatif tercihleri hala profilinin defo edilebilecek tarafı.
Beşiktaş’ta; Italiano Moriba’yı mezzala slotuna yazar. Tek Anchor 6’nın yanında, sağ veya sol iç koridorda mevzilenir.
Yüksek hat çeperi, erken press çizgisi, kayıp top anında ikinci dalga talebi de istenir. Bu oyun, Moriba’nın fiziksel katsayısını ve hatlar arası sürüşünü tavana vuracak bir zemin de sunuyor ayrıca. Celta’da çoğu zaman daha low-block, daha düşük bariközlü bir yapıda oynuyordu. Topa sahip olup, üretmek - diyagonal görüş endeksine itilince bazen panik oluyor, faul yeme veya topu ezme eğilimi artıyordu.
Beşiktaş’ta ise; Italiano’nun sistematiği taşıyıcı + incursore olarak konumlandırıyor Moriba’yı. Topu sırtı dönük alır, yarım alan kademesine basar, kanatların erken deplase olmasıyla açılan kanallara kör koşularla sızar, ceza sahası yayına kadar dikte bir şekilde taşır.
Yetenek repertuvarında bunları barındırıyor, maliyetsiz - opsiyonsuz bir teklif baremi kabul edilirse iyi transfer olur. Lig tescili hala açık, yetiştirilebilirse irritasyon sorununu kısa vadeli çözer gibi
Taktik, mekanik, pozisyonel şablon zekasını her ne kadar asla yeterli bulmuyor olsamda; Sergen’in dobralığı, açık sözlülüğü çoğu mevzuyu yüzeyselleştirdi. En azından bir sonuca, bir raddeye ulaştırdı. Basına, medyaya karşı boşuna kurmadı bu cümleleri zamanında
Avrupa Ligi usulünde 8 maç var. 10 puan, maç başına ortalama 1.25 / 13–14 puan, maç başına ortalama 1.60–1.75. Aradaki fark bir oyuncunun o gün ki keyfine, motivasyon brazına bağlı olmaz. En az iki sonucu parmağında, avucunda çevirmeni talepler. Beraberliği galibiyete, mağlubiyeti beraberliğe denklemişsin biraz. Bunu persona efektiyle fiyatlamak, varyansı sistem sanmaya eş değer bir şey benim gözümde.
Ruh hali maçı etkiler, burada gayet haklılık payın var. Ama işi tek düello, tek set piece, tek kırmızı da bitirebilir. 8 maçlık bir tabloda, bu etki iki yöne de çalışır. Bir gece Vlahović yıldızlaşır, bir gece Salih geç çıkar, bir gece Trossard pasif kalır. Artılar, eksiler birbirini yer.
Beşiktaş’ın Avrupa sorunu mental değil, yapısal. Çokça, fazlaca değindim buna her metnimde. Yüksek hattın beraberinde; İnce 6 + Yedeksiz Hibrit 8 ikilisinede sahibiz hala.
Almanya deplasmanında rakip ilk press dalgasını kırabilirse, rest defense tek adama orantılanıyor. Fikstür sıkışınca, o tek adam da haliyle yoruluyor. Ruh hali o yorgunluğu silmez, silemez. Salih’in yanında ikinci ve efektif bir 6 yoksa, 70’ten sonra ikinci toplar rakibe kalır. Bu, o gün modumuzda olursak cümlesinin giremediği yer benim nezdimde.
13–14 puan için kabaca şunu varsayman gerekir: İnönü’de zayıfı düzenli yenmek, orta varyant deplasmanda puan çalmak, üst masaya karşı (Leverkusen - Hoffenheim) en az bir sonuç kurtarmak.
Italiano’nun İnönü’de ki dikey, beş kademeyi ve çifte koridoru kullanabilen oyunu bunu sana kısmen verir.
Deplasman turu ve merkez rotasyonu aynı netlikte değil ama.
Dediğin gibi; persona efekti içeride ki atmosferde iyi günündedir, deplasman turunda kötü gününde. Bu belli olmaz, orantısı yok çünkü. Umarım dediğin gibi olur, biz de onu istiyoruz çünkü
Bu altılı Avrupa’da 10 puanın üstünü taşımaz, taşıyamaz. Lig aşaması 8 maç, kaldı ki fikstür hiç merhametli değil.
H Marsilya
D Leverkusen
H Union SG
D Celtic
H Crystal Palace
D Omonia
H Hapoel Beer Sheva
D Hoffenheim
Evde Omonia ve Beer-Sheva alınır; asıl odaklanılması gereken tablo, o üç deplasman ve Palace’ın ikinci toplarıyla, akışkan set organizasyonları.
10P demek; üç galibiyet artı bir beraberlik demek. Bu isimlerle 8P bile, aritmetik iyimserlik gibi bir şey ya.
Orta sahanın iç işleyişi, dinamosu bozuk. Ndidi cepheyi kapatır, ilk çıkış pasını vermez. Salih aynı katmanda durduğu için; double pivot, iki yok ediciye döner. Bu durumda da ilerletici kaybolur.
Kartal; 70’in temizlik parçası, 90’ın tempo kurucusu değil. Olaitan Progresif 8 diye yazılırsa, ilk baskı tetikleyicisi bir kişi eksik kalır. Olaitan içeriden kaçış arar, ikinci top kuyuğuna dönmez.
Miretti dar alanda topu emebilir, press direnci de var. Celtic ve Palace’ın fiziksel ikinci topunda güç menziliyle top kazanamaz ama.
Orkun’a hem kurulum, hem hat kırışı, hem son dikey binecek bu senaryoda.
60’tan sonra o yük tek ayakta, kolda durmaz. Saha geometrisi daha net: Nübel, yerden ayağa oynarsa ilk adres Salih - Olaitan hattı. Palace’ın, Celtic’in birinci bölgemizde kurduğu kompakt hat aralığını açamazlarsa; savunmacılarınız diyagonal ve hat arkasına oynamak zorunda kalır.
Kağıt üstünde rotasyon yetersizliğimiz hendek gibi ortada, fazla ümit bağlamayın ki üzülmeyesiniz. Şimdiden söylüyorum
Beşiktaş’ın UEFA Avrupa Ligi lig aşamasındaki orta saha rotasyonu:
▪️ Orkun Kökçü
▪️ Junior Olaitan
▪️ Fabio Miretti
▪️ Salih Özcan
▪️ Wilfred Ndidi
▪️ Kartal Kayra Yılmaz
Tabi ki, bunun aksini iddia eden yok. Yaptığım yorum kendi idealim, kendi fikrim tamamıyla. Katılırsın, katılmazsın sana kalmış. Bir yorum yapıyorsam altını boş, temelsiz ve dayanaksız bırakmam ben. Rasyonel sebeplerle, elle tutulur dayanaklarla desteklerim. Italiano’nun her perspektifte, her eyleminde destekliyorum. Tersi, bize - yazacak bir hareket faali olursa onu da belirtiyorum. Hocaya güvenmemek, pragmatik zekasını desteklememek söz konusu değil şu an
Hat kıran pasın tarifini yapalım, aklınızda soru işareti kalmasın: Rakibin ilk baskı dalgasını geçip, ikinci hatta inen top hat kıran pastır.
Stoper bunu yapınca 6 serbest kalır, 8 yüzü dönük alır, kanat half-space’e iner. Yapamayınca, bütün takım enine pasla sıkışarak hat aralığını daraltır.
Akdağ’ın 42.4’ü tam bu işin hacmi. Tesadüf değil; Solak, 1.92, Chelsea - Toulouse - Alanya ekolünden gelmiş temiz ayaklı bir profil. Sol stoperde topu içeri, 6’nın ötesine, ters kademeye basabiliyor.
Bu, sağ ayaklı stoperin çoğu zaman yapamadığı açı enlemesidir.
Italiano’nun Beşiktaş’ı, tam buna muhtaç. Oyun arka alandan kurulur, rakip öne çekilir, ilk press yedirilir, ardından dikeyleşme gelir. Yüksek çizgi + Inverted Bek + 3-2-5’e evrilen hücum formasyonunu oluşturur bu da, stoperi sadece süpürücü bırakmaz Italiano’nun felsefesi. Stoper ilk pasör olur.
Nübel ayağa verince, Salih yanına inince, Orkun yükselince topun ilk temiz çıkışı Ümit gibi temiz ayaklı; oyun okuma menzili yüksek CB’lerden geçer. Ümit, bu çıkışı yan ya da paralel pasla öldürmeyen bir tip. Hat kırıyor direkt. Yani, rakibin Forvet-8 bandını atlayıp doğrudan Progresif 8’e, ya da ters Bek-Kanat koridoruna iniyor.
Bu neden oturur, tek tek anlatalım:
Kurulumda sol CB, Italiano’da sık bir şekilde split-centreback olur. Biri genişler, biri içeri kayar. Sol ayaklı, 192’lik gövde genişleyince Ouattara/Rıdvan daha rahat katlanır. Akdağ içeri kayınca, Salih’e üç seçenek açılır: Bu üç seçenek; ya stoper arası, ya alan işleme fırsatı, ya da hat kıran dikey top olur.
Beşiktaş’ın Tutucu 6’sı zaten ilerletmekte sınırlı. Stoperler hat kırınca, 6’nın üzerindeki yük azalır.
Salih süpürme işini yapar, ilerletmeyi stoper üstlenir. Bu, merkezdeki eksik 8’i kapatmaz ama 6’yı da yalnız bırakmaz.
🔥 Ümit Akdağ, topa sahipken 90 dakika başına 42.4 hat kıran pas ile U23 stoperler arasında Avrupa’nın zirvesinde!
🥇 Aurèle Amenda — 42.6
🥈 Ümit Akdağ — 42.4
🥉 Javi Rodríguez — 39.0
Kante - Guendouzi aynı işin iki versiyonu. Ball-winning double pivot dediğimiz kavramın karşılığı ikisi de.
Mesafeyi kapatır, ikinci topu yer, koridoru daraltırlar. Kâğıtta, Beşiktaş’ın ince 6’sına (Salih’e) korkutucu durur.
Sahada başka şey olur. İkisi de aynı katmanda, kademede durur. Yarı alanı, Salih ile stoperlerin arasındaki cebi dolduramazlar. Orkun’un önünde bir duvar olurlar, lakin ark blokta boş 10 bölgesi bırakırlar.
Italiano’nun asıl yara yeri tam orası: Hibrit 8 yedeği yok, cebe gelen oyuncuyu kim alacak belirsiz. Kante - Matteo o cebi boş bırakır her halükarda. Beşiktaş’ı fiziksel olarak sıkar, yapısal olarak sıkmaz.
İsmail - Asensio tam tersi. İsmail, Salih adım attığı an third-man koşusuyla çizgi kırabilir. Asensio, trequartista gibi o cebin içine oturabilir. Salih çıkarsa arka açığı, çıkmazsa stoperlerin arasından top alır. Bu, Beşiktaş’ın merkeze dair gerçek problem eklemine biner. Kante - Matteo düelloyu kazanır; İsmail - Asensio pozisyonu kazanır. Derbide Italiano’yu yoran şey düello değil, o cep olacak büyük ihtimal. Yine de saha içinde belirli bir tanıma oturacak her şey, göreceğiz
Yeni oyun perspektifine, Lig postürüne ve camiaya alışması için belirli bir süre zarfı talep ediyor doğal olarak.
Hat-Trick’le yaptı ilk siftahını, Olaitan - Orkun ikilisi kutuya; üçüncü bölgeye ve paralel çizgiye müthiş top taşıdı çünkü dikey bir şekilde. Olaitan; ikinci bölgeden üçüncü bölge hattına, tek progresif top taşıma ile sarkarak Trossard’a yatay bir şekilde kilit pas çıkardı, Trossard efektif bir şekilde değerlendiremedi bu servisi.
Mevcut oyun şablonuna bakınca, sistemin okunması çok rahat ve zahmetsiz ya. Cumartesi’yi iple çekiyoruz mesela, Italiano’nun Beşiktaş’ı getirdiği konum, radde bu. Gurur duyulasıca
Dusan Vlahovic: "Beklentiler baskı yaratıyor ama küçüklüğümden beri bununla yaşamaya alışkınım. Benden hep en fazlası beklendi.
Hocayı dinleyeceğim, kendimi takıma adapte edeceğim. Her şeyim takımın hizmetinde; takım her zaman ilk sırada."
Kante yaşlı. Tempo regülatörlüğünde defo barındırsa da, hala küresel bir Merkez. Guendouzi genç, teknik, çift yönlü ve dinamik bir profil.
Oyunu merkezden kırmaz büyük ihtimal Fenerbahçe, ben çift yönlü - dikte, pro-aktif kullanacaklarını düşünüyorum çizgi koridorlarını. Pekte mümkün değil ön görü yapmak esaslıca, fikrin varsa dinlemek isterim
Ndidi hâlâ kadroda.
Bu cümle tek başına şu karnenin altını oyar. Ndidi hâlâ ideal kafa koyan, alanı daraltan, ikili mücadele yiyen bir destroyer. Ama bu takımın merkezine, omurgasına artık bu profil yetmiyor.
Yaşı, temposu, ilk pası, press altı alımı mevcut modele oturmuyor. Üstüne bir de çıkılmamış olması var: Hem dakika yiyor, hem yabancı kotasında duruyor, hem; “6 tamam, arka plana atalım” yanılsaması üretiyor. Ndidi kontenjanda durduğu sürece, Holding 6 takviyesi erteleniyor. Erteleme bu adı üstünde, planlama değil.
Hibrit 8 açlığı çekiyoruz hala, yedeklemesi yok
Hibrit 8, bu sistemde 6’dan bile daha spesifik. Mezzala işi tamamıyla. Bek içeri katlanınca half-space’i dolduracak, topu taşıyıp çizgi kıracak, geç kutu koşusu yapacak, press’in ikinci dalgasını yönetecek, top kaybında beş saniye içinde koridoru kapatacak bir 8 gerekiyor.
Yani ne saf 10, ne saf destroyer.
Orkun yaratır mesela; derine indikçe takımın nefes borusu olur, bu sefer 8 boş kalır. Miretti teknik 8, ileri oynayarak kademe kırma eğilimli. Mesafe aralığı, savunma kapanışı hala soru işareti.
Olaitan 10 hattı, Salih 8 değil, ama Ndidi 8. Yıkar, lakin topu dikey bir şekilde taşıyamaz. Yani sahada “Progresif - Hibrit 8” diye yazılacak net bir yedek tanımı yok.
Bir maç Orkun’u 8 yazarsın, kurulum daralır. Bir maç Miretti’yi 8 yazarsın, ikinci top ve rest defense incelir. Çiftli orta sahada Salih - Orkun dersen dikeylik kalır, subap zayıflar. Salih - Ndidi dersen subap kalır, oyunu kademeye yığma ölür.
Yedek Hibrit 8’e hala sahip değil Beşiktaş. Sakatlık, ceza, fikstür sıkışması, Avrupa haftası.. Bunu devralacak ikincil bir rotasyon oyuncusu, kadro omurgasında yok. Bu 11’in kalite düzeyi meselesi değil, kadro mimarisi meselesi.
Neden bu kadar görünür peki?
Çünkü Italiano’nun hücum formasyonu merkeze bağlı. Bek, 2+1’lik merkez hattına deplase olunca; arkada 2 LCB / RCB + 1 Pivot kalır. Pivot, yeterince açı kapatmazsa rakip ilk geçişte koridoru görür. Pivot yeterince ilerletmezse; Orkun ikinci kademeye geri sarkmak zorunda kalır.
Orkun geri gelince, half-space boşalır. Half-space boşalınca, kanat izole olur. Bütün zincir merkezden kopar. Ön hattı suçlamanın alemi yok; top blok arasına dikte, yatay ya da paralel gelmiyorsa suç merkezindir.
İkinci toplar ayrı dert. Yüksek press kaybedilince top çoğu zaman 6 - 8 bandına düşer. Orada ikinci bir vücut yoksa, rakip merkeze yerleşir. Salih tek başına hem ilk düelloyu, hem ikinci topu hem de yön değiştirmeyi alamaz. Ndidi ikinci düelloyu alır, oyunu ilerletmez.
Miretti ilerletir, ama ikinci düelloyu her seferinde kazanamaz. Bu üçü birbirinin yedeği değil. Üçü de başka işin yarısını yapıyor.
Rashica’nın durması da aynı zihniyet. Çıkılmayan isimler listesi uzadıkça, Tutucu 6 ve Hibrit 8 için yer, kota, ücret ve dakika açılmıyor. Ndidi duruyor, Rashica duruyor. Merkez ihtiyacı esnetiliyor. Bakılınca da; Raskin - Casadó, Sarr - Rios gibi dosyalar pencerenin sonuna sıkışıp tıkanıyor.Önce vitrin, sonra omurga diye kurulmuş mantığınıza sıçmak lazım. Bu medya ajanslarının tasmalıları da, 10/10’luk transfer dönemi kapattık diye aptal saptal mantıklar çıkartıyorlar
Vlahović’in cümlesi boş teke değil bu arada, doğru teknik ve saha seçimini iyi vurgulamış.
Juventus’ta 9 olarak, düşük 4-4-1-1 bloğunda sırtı dönük hedefe indiriliyordu; servis zaten üçüncü hatta geç geliyordu, tempo matematiğinede bu yüzden fazla önem vermiyorlardı.
Beşiktaş’ta; Italiano Vlahović’i kutu içine gömüyor, kanatları erken deplase ediyor, ilk press çizgisini ileri yazıyor. Bu oyun 9’un işini, görevini önemli kılar. Kariyer kararı bu yüzden doğru: Adam zaten skorer, ve tabela yapabileceği mesafeye yerleştirilmiş.
Italiano’nun katkı faktörü çok net. Yüksek hat, erken baskı, ve kayıp topta hızlı - dinamik ikinci dalga taleplemesi. Bunlar, Vlahović’in fiziksel katsayısını ve dayanıklılığını tavana vuracak olgular.
Vlahović o press dalgasının final bitiricisi hali hazırda. Bağlantı için kademeye sarkıp; topu sırtı dönük aldığında, Trossard – Cerny’nin içe katlayışı boşluk açıyor ona. Bu şekilde de kafa ve yakın mesafeli şut menzili devreye giriyor. Yaptığı Hat-Trick bu mekaniğin ürünü biraz da. Tek forvet slotuna sıkışmış bir 9 değil, ceza sahası yayını işgal eden referans noktası oldu Vlahović.
Ceza yayında pozisyon alıyor artık ayrıca. Juventus’ta o yay çoğu zaman +2’lik bindirmeye olanak tanıyordu.
Beşiktaş’ta ise yay Vlahović’e bırakılıyor. 9, kendini kanıtlamak için sistem arıyordu; sistem de kutu içi 9 arıyordu. Eşleşmenin kusursuzluğu burada yüzeyselleşiyor zaten. İyi ki gelmişsin, iyi ki bizimlesin