24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası sahnesindeyiz.
Bugün Ay-Yıldızlı formayla mücadele edecek A Milli Takımımıza gönülden başarılar diliyorum 🇹🇷
Milletimizin ortak sevinci olacak güzel bir başlangıca imza atacağınıza inanıyoruz.
Yolunuz açık olsun çocuklar.
Bağımsız Türkiye Partisi Sultangazi İlçe Başkanlığımızın düzenlediği sabah kahvaltısında dava arkadaşlarımızla bir araya geldik.
Sahadaki birlik, aidiyet ve teşkilat disiplini her geçen gün daha da güçleniyor.
İlçe Başkanımız Sefer Celep’i ve kıymetli yönetimini çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum.
İstikbal biziz, biz geleceğiz. 🇹🇷
İl Başkanları toplantımızı Ankara’da gerçekleştirdik.
Yeni dönem çalışmalarımızı planladık.
Güçlü teşkilat yapımızı daha da güçlendirerek büyüyoruz. Çalışmalarda büyük bir özveri ortaya koyan tüm il başkanlarımızı tebrik ediyorum.
İstikbal biziz, biz geleceğiz!
UNUTANLAR İÇİN;
BİNALİ YILDIRIM'IN AİLESİNİN ŞİRKETLERİ
(ŞİRKETLERİN TAMAMI 2002 YILINDAN SONRA KURULMUŞTUR)
1-)Derin Denizcilik (2002)
2-)Sefine Denizcilik Yalova,
3-)ZealandShipping Hollanda,
4-)Q Shipping Hollanda,
5-)Castillo Real Estate Hollanda,
6-)Baychart İstanbul,
7-)Chart-it Hollanda,
8-)Ceren Denizcilik İstanbul,
9-)North Bulkers Panama,
10-)Brother Navigation Marshal Adaları,
11-)Zeytin Denizcilik İstanbul,
12-)OGEM Marina,
13-)Metro Gemi Acentalığı,
14-)Eydo Denizcilik,
15-)Çağrı Gıda İnşaat,
16-)Su Bilgi Teknolojileri,
17-)Sekmen Otomotiv.
BİNALİ YILDIRIM'IN AİLE ŞİRKETLERİNİN SAHİBİ OLDUĞU GEMİLER
1-)MV Zealand Alexia (Dalo Z),
2-)MV Zealand Almere,
3-)MV Zealand Amalia,
4-)MV Zealand Amsterdam,
5-)MV Zealand Ariane (Sylyani Z),
6-)MV Zealand Beatrix,
7-)MV Zealand Delilah,
8-)MV Zealand Juliana,
9-)MV Zealand Maxima,
10-)MV Zealand Rotterdam,
11-)MV Breadbox Falcon,
12-)MV Celtic Explorer,
13-)MV Francisca,
14-)MV Leah,
15-)MV Meridiaan,
16-)MV Nekton,
17-)MV Samskip Akrafell,
18-)MV Samskip Endeavour,
19-)MV Samskip Innovator,
20-)My Lady Dee, (47,5 m. Süper yat)
21-)My Latitude, (45 m. Süper yat)
22-)AK Abba,
23-)AK Ceren,
24-)AK Brother,
25-)AK Phoenicia,
26-)Pacific Ocean,
27-)John F,
28-)Golden Bay,
29-)Sis,
30-)Son 1.
?????
Binali Yıldırım 1994 Yılında İstanbul Belediye Başkanlığı döneminden beri Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ile beraber.
İstanbul Belediyesinde Deniz Hatları işletmesi Müdürlüğü yapıyordu.
2002 Yılında kurulan İlk AKP Hükümeti ile birlikte Uzun bir Ulaştırma Bakanlığı dönemi başladı.
Yaklaşık 26 milyar Dolar değerindeki Servetin tamamı AKP'nin işbaşına geldiği ve Binali Yıldırım'ın Ulaştırma Bakanı olduğu 2002 yılından sonra edinildi.
2002-2013 ve 2015-2016 yılları arasında Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yaptı. Onun Bakanlığı döneminde Türk Telekom ölü fiyatına satıldı.
Bütün Limanlar satıldı. Gelir garantili köprü, otoyol, Tüneller Yap-İşlet yöntemiyle milletin a**na koyan müteahhitlere ihale edildi.
Bakanlığının ilk yıllarında 2004 yılının 22 Temmuz günü kendi icadı "Hızlandırılmış Tren" Pamukova'da aşırı hız yüzünden kaza yaptı Ve 41 yolcu öldü, 80 yolcu yaralandı.
Zavallı bir makinist suçlu bulundu.
Bakanlığı döneminde TAV adlı bir şirket (Tepe/Akfen) inanılmaz kayırma sonucu Türkiye'nin bütün büyük havalimanları işletmesi bu şirkete verildi.
Ayrıca 3 milyar doların üzerinde değer biçilen İDO (İstanbul Deniz Otobüsleri işletmesi) de bu TAV şirketine 10 yıl vade ile 800 milyon Dolara satıldı.
Binali Yıldırım'ın aile Şirketlerinin yıllık cirosu 2,3 milyar Doların üzerinde ve yüklü ciro yapan şirketler Hollanda, Panama Ve Marshall Adalarında kurulu Ve Türkiye'de hiçbir vergi ödemiyorlar.
-Alıntı
📌"Türk milleti asırlardır insanlığa sahip çıkmış, onun haklarını korumuş bir millettir"
📌"Vatanımızı elimizden almak istiyorlar"
📌Babam, 'Ya Rabbi oğlumu zatına kul, habibine ümmet, bu millete hadim eyle' diye dua ederdi.
➡️Prof. Dr. Haydar Baş, Kadir Gecesinde Sultanahmet'te kitap imzalıyor
Türkiye’de 5 milyon genç ne okuyor ne çalışıyor. Bu gençler yok sayılıyor, görmezden geliniyor. Oysa mesele sadece bir istatistik değil bu göz göre göre kaybedilen bir nesildir.
Bugün milyonlarca genç 30 yaşına gelmiş olmasına rağmen hâlâ ailesine bağımlı yaşıyor. İş bulamıyor; iş bulan geçinemiyor. Kendi hayatını kuramıyor, evlenemiyor, üretime katılamıyor. Eğitimde olanlar ise başka bir çıkmazın içinde; derinleşen fırsat eşitsizliği ve ağırlaşan ekonomik koşullar altında eziliyor.
Daha da tehlikelisi, bu tablo sadece ekonomik değil; aynı zamanda sosyal bir çöküşün habercisi. Anlam arayışını ve aidiyet duygusunu kaybeden gençler, kendilerine bir yön çizemediğinde, maalesef suç örgütlerinin, uyuşturucunun ve kolay yoldan para kazanma vaatlerinin hedefi haline geliyor. Çünkü sistem onlara meşru bir yol, onurlu bir gelecek sunmuyor.
Eğer bu gidişat durdurulmazsa bunun sonucu yalnızca bireysel trajediler değil Türkiye için çok yönlü bir toplumsal felaket olacaktır. Oysa bugün dünyada ülkelerin en büyük gücü; sahip oldukları nitelikli, üretken ve umutlu genç nüfustur. Biz ise bu en büyük gücümüzü kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.
Çözüm bellidir ama irade gerektirir. Devlet, yeniden planlayan, yön gösteren, gençlerine yol açan bir akla kavuşmalıdır. Üretimi, istihdamı ve eğitimi bütüncül bir anlayışla ele alan güçlü bir planlama mekanizması kurulmalıdır. Ekonomik şartlar insan onuruna yakışır bir seviyeye getirilmeli, eğitimde fırsat eşitliği gerçek anlamda sağlanmalıdır.
Bu ülkenin tek bir gencini bile kaybetme lüksü yok. Her bir genci; üreten, kazanan, kendine ve milletine değer katan bireyler haline getirmek zorundayız. Çünkü gençliğini kaybeden bir ülke, geleceğini de kaybeder.
Prof. Dr. Haydar Baş’ı Anma Haftası – 8. Gün
Bu, bizim paramız değil. O dövizin karşılığı, euronun karşılığı, doların karşılığı. Kimden aldıysak onun parası bu.
Prof. Dr. Haydar Baş
#ProfDrHaydarBaşAnmaHaftası#ProfDrHaydarBaş#HaydarBaş#ProfDrHaydarBaşEnstitüsü#BTP #MilliEkonomi #TürkLirası #BağımsızEkonomi #Ekonomi #Türkiye #Gündem
Fındık üretiminde dünyada birinci sıradayız ama işler değişiyor gibi görünüyor.
Karadeniz Bölgesine kahverengi kokarca belasını sarıp fındık üretiminin dibe vurmasına sebep olanları çok uzakta aramamak gerek.
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan elim hadiseler yalnızca birer asayiş sorunu değil uzun süredir göz ardı edilen derin bir toplumsal çözülmenin yansımasıdır.
Aile bağlarının zayıfladığı, gençlerin ekranlara hapsedildiği, üretimden ve anlam arayışından uzaklaştırıldığı bir ortamda; mesleksiz, amaçsız ve kimlik bunalımı yaşayan bir neslin ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu tablo sistemsel bir ihmalin sonucudur.
Milli ve manevi değerleriyle bağı zayıflatılan, aidiyet duygusu törpülenen ve sistemin getirdiği şartlar altında yönsüzlüğe itilen gençlerimiz, sağlıklı bir gelecek inşa etmekte zorlanmaktadır. Bu bir ilerleme değil; aksine toplumsal hafızanın ve insan kaynağımızın aşınmasıdır.
Unutulmamalıdır ki hiçbir çocuk umutsuz, hiçbir genç değersiz doğmaz. Ancak onları hayata hazırlaması gereken eğitim, aile ve sosyal yapı zayıflatıldığında ortaya çıkan boşluk, telafisi güç sonuçlara yol açmaktadır.
Bu nedenle yapılması gereken meseleyi ideolojik tartışmalara hapsetmek değil, aksine aileyi güçlendiren, eğitimi nitelikli ve anlamlı kılan, gençlere hedef ve sorumluluk kazandıran bütüncül politikaları hayata geçirmektir.
Toplum olarak bu sessiz aşınmayı görmezden gelemeyiz. Her geçen gün bir gencimizi daha kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.
Artık bu gidişata dur demek zorundayız. Daha güçlü bir gelecek için kökleriyle barışık, değerleriyle donanmış ve üretken bireyler yetiştiren bir anlayışı yeniden inşa etmek mecburiyetindeyiz.