Türkiye’de artık her gün yüzlerce sosyal medya hesabına, habere ve internet sitesine erişim engeli getiriliyor.
Sadece son birkaç haftada, 30 yıllık Evrensel Gazetesi’nin hesabı engellendi.
Kısa Dalga’nın hesabı engellendi.
Uluslararası Af Örgütü’nün hesabı engellendi.
Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nın hesabı engellendi.
Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya’nın hesabı engellendi.
Kırmızı Kedi Yayınevi’nin kurucusu Haluk Hepkon’un hesabı engellendi.
Ve daha trajikomik olanı; yıllardır Türkiye’deki erişim engellerini takip eden Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in hesabı bile erişime engellendi.
Son olarak da yine bulunan anlamsız bir gerekçeyle, Türkiye’nin en büyük internet haber sitelerinden T24 toptan kapatıldı.
Erişim engeli artık istisnai bir hukuki tedbir olmaktan çıktı.
Son günlerde ise bu sansür mekanizmasının özellikle bir konuda çalıştırıldığını görüyoruz:
Fon skandalı.
Yüz binlerce vatandaşın parasını ilgilendiren, milyarlarca liralık bir skandaldan söz ediyoruz.
Bu skandaldan sadece muhalifler rahatsız değil.
AK Parti’ye oy veren vatandaşlarımız da rahatsız.
Çünkü burada ideoloji yok.
Burada insanların alın teriyle biriktirdiği para var.
Kimler kazandı?
Kimler önceden biliyordu?
Kimlerin siyasi ve bürokratik bağlantıları vardı?
Kimler denetlemekle görevliydi?
Kimler görevini yapmadı?
Bunları sormak suç değildir.
Bunları araştırmak gazetecinin görevidir.
Eğer gerçekten bu fon skandalının üzerine gitmek istiyorsanız, önce gazetecilerin önünden çekilin.
Haberleri engellemeyin.
Gazetecileri susturmayın.
Hesapları kapatmayın.
Çünkü bugün bu erişim engelleri yalnızca basın özgürlüğünün önünde bir engel değildir.
Bu soruşturmanın önünde de bir engeldir.
Şimdi iktidara açıkça soruyorum:
Siz gerçekten bu fon skandalının bütün bağlantılarının ortaya çıkmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz?
Kim kazandı?
Kim önceden biliyordu?
Kim, hangi fonlardan milyonlar, milyarlar kazandı?
Kimlerin siyasi bağlantıları vardı?
Kimlerin bürokraside akrabaları, yakınları vardı?
Kimler, bunları denetlemekle görevliyken görmedi?
Bütün bunların ortaya çıkmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz?
İstiyorsanız, gazetecilerin önünden çekileceksiniz.
Bu ülkenin interneti, kendisi hakkında çıkan haberleri kapatabileceği özel bir vana değildir.
İnternetin vanasının başında oturanlara sesleniyorum:
Ne yaptığınızı, niye yaptığınızı görüyorum ve biliyorum.
Çekin elinizi oradan.
Suçlarınızı böyle kapatamazsınız.
Her sabah güne, yakamdaki Altı Ok’un ağırlığıyla başlıyorum.
O mirası korumak, hakkıyla taşımak ve bir sonraki nesle emanet etmekten başka bir gayem yok.
Çünkü bazı mirasların sahibi olmaz.
Emanetçileri olur.
Yaşa, var ol Fırka!
#CHP103Yaşında
Türkiye Büyük Millet Meclisi; egemenliğimizin nişanesi, çocuklarımız milletimizin geleceğidir.
Dünyada çocuklara armağan edilmiş tek bayram olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın gururu ve heyecanı içerisinde, başta evlatlarımız olmak üzere bütün yurttaşlarımızın ulusal bayramlarını kutluyor, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
İnsan yaşamını ve ulusların egemenlik haklarını yok ederek varlığını sürdüren, küresel sermayeye dayalı Amerika ve İsrail’in kanlı ortaklığı; henüz diplomatik görüşmeler devam ederken İran’a savaş açarak gerçek niyetlerini tüm dünyaya ilan etmiştir.
Vatan sevgimiz ve milletimize olan sadakat yeminimizin adı demokrasidir.
Fakat uluslararası hukuku tanımayan,
devletlerin üniter yapılarını ve ulusların egemenlik haklarını hedef alan bu anlayışa karşı mücadele etmek, Kuvâ-yi Milliye’den gelen karakterimizin de gereğidir.
100 yıl öncesine dayanan ve egemenliğimizi hedef almanın yanı sıra kardeşliğimizi dinamitleyip kaynaklarımızı ele geçirmeyi ve gençlerimizi kendi sermayelerine köle yapmayı amaçlayan, bize yıkımdan başka bir şey getirmeyecek planlarını; verdiğimiz destansı Kurtuluş Savaşımızla bozmuştuk.
Emperyalistlere tekrar hatırlatalım:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısının ve Türk Milletinin egemenlik haklarının tehlikeye girdiğini hissedersek;
Savunmasız kalmış Avrupa Birliği tehlikeye girer!
Balkan Devletleri tehlikeye girer!
Akdeniz tehlikeye girer!
Kıbrıs’ta bulunan Rum yönetimi, İsrail’den medet ummaya ve düşmanca politikalar sürdürmeye devam ederse, aynı tehlike onlar için de geçerlidir.
Kardeşlerim,
Onlar bizi, biz onları çok iyi tanıyoruz.
Bizi hatırlarlar.
Biz de iki şeyi unutmayacağız:
1-) “Biz Şam topraklarında düşman, Türk çöplüklerinde kardeş olduk.” diyen Suriye vatandaşlarını.
2-) Amerika’nın Afganistan’ı işgal ettikten sonra Kabil’den ayrılan Amerikan uçaklarına binebilmek için ölen Afganları.
Netanyahu’nun İran ve bölgede yaşayan halkları kışkırtma ve kardeşi kardeşe düşman etme planlarına geçit vermeyeceğiz.
Kardeşlerim,
Bu kavga haysiyet ve hürriyet kavgasıdır.
Başka bir şeye benzemez.
Sayın Özgür Özel’e yapılan saldırıyı lanetliyorum.
Toplumu kutuplaştırmak, muhalefeti düşman gibi göstermek; ülkemize yapılacak en büyük kötülüktür.
Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
https://t.co/9xfD2zEAkU Bu akşam saat 21:00 da Türkiyenin 3. özel kanalı Ptv Youtube kanalında Mehmet Salçınla 13. kez konuk ediyoruz. CHP eski Genel Bşk. Yrd. Bülent Kuşoğlu ile gündemi değerlendiriyoruz. Bekleriz efendim.
Sayın Sırrı Süreyya Önder’e geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
En kısa sürede sağlığına kavuşmasını diliyor, kendisine, ailesine ve sevenlerine içtenlikle sağlık ve huzur temenni ediyorum.
Gazeteci gözaltına almak, yalnızca acziyetin değil, milletten ne kadar çok korktuğunuzun da açık ilanıdır.
Bu hukuksuzlukları normalleştirmeyeceğiz!
Timur Soykan ve Murat Ağırel’in yanındayız; hakikatin ve halkın sesi asla susturulamaz.
Partimizin bu hafta sonu yapacağı olağanüstü kurultayında Genel Başkan adayı olmayacağım.
Aday olmam için imza toplayan, ısrar eden ve çalışan bütün kardeşlerime teşekkürlerimi iletiyorum.
Aday olmama kararımın nedeni;
“Aday olursan yüzüne tükürürler.” diyen siyasetçilerin tehditleri değildir çünkü çalanların yüzüne tükürülür ve ben çalmadım.
Aday olmama kararımın nedeni;
“Aday olursan taşlarlar.” söylemi ile organize edilmiş linç kampanyalarından korktuğum için değildir çünkü yürüdüğüm yolda ölüm dahil hiçbir korkuya yer vermedim, korkmam!
Aday olmama kararımın nedeni;
“Hangi yüzle aday olacaksın!” diyen, sözüm ona muhalif sanılan, müesses nizamın askerleri ve paranın tetikçileri olmuş medya mensuplarının iftiraları değildir çünkü ülkem ve partim için verdiğim mücadelem milletimin vicdanına emanettir.
Aday olmama kararımın nedeni;
Partimizi iç çekişmelere sevk etmemek,
dikkatleri mücadele alanından başka alanlara çekmemek içindir.
Kurultayımız milletimize, ülkemize ve partimize hayırlı olsun.
Biz, gölgemiz olsun ve milletimiz hiçbir tehditten korkmasın diye güneşin altında durmayı görev bilen bir gelenekten geldik.
Selam olsun, güneşin altında durabilmeyi göze alanlara…