BURAYI DİKKATLİCE OKUYUN LÜTFEN
Hastanede Çölaşan'a anlatıyor:
"18 mart törenlerinden kolordu olarak biz sorumluyduk.
(tayyip) bana valiyle haber gönderiyor, 2 saat geç gelecekmiş.
"töreni geç başlatsınlar" diyor. kabul etmedim. "emir değişmez" dedim.
zamanında gelmek zorunda kaldı.
konuşması bitti.
ayağa kalkmadım, alkışlamadım.
olay bu.
ben dağlarda ölümden dönmüş adamım.
kucağımda nice mehmetçikler, hatta emir subayım şehit düştü.
üç kez helikopterde mermi yedim, iki kez yerde pkk taradı.
kuzey irak'ta metina dağları'nda tümgeneral rütbesiyle 38 gün dağlarda kaldım, bitlendim.
ben bedavadan yaşayan adamım.
ölümden korkmam.
ben bunlardan mı korkacağım, bunlara mı diz çökeceğim.
poliste, sanki aranan sabıkalılar gibi üzerimize lavha koyup resimlerimizi çektiler, parmak izlerimiz alındı.
savcılar, sorguda bir tek suçlama getiremedi.
ancak gözlerindeki nefreti hepimiz görüyorduk.
bizi, düşman ordusunun esir generalleri gibi sorguladılar.
neyle suçlandığımı söylemediler, çünkü mahkemenin gizlilik kararı varmış, her şey gizli imiş.
"hele bir silivri'ye git, suçunu orada öğrenirsin" dediler.
bunların hepsi onurumuzu kırmak için yapılıyordu.
benim 20 yıl savaştığım adamlar habur'dan girdi, serbest bırakıldı.
şimdi biz terörist olduk.
doktorlar bıraktığı anda ben burada bir dakika durmam.
silah arkadaşlarım cezaevinde yatarken ben burada yatmam.
doktorlar karşı çıksa bile mutlaka silivri'ye döneceğim.
hepimizden korkuyorlar. çok korkaklar.
ama en büyük korkuları özel kuvvetlerle birlikte sas ve sat komandolarıdır.
onun için denizcilerin üzerine gidiyorlar.
abd/cia - fethullah - akp üçlüsü tarafından tezgahlanan sahte ve düzmece bir kurgu ile insanların onuru ayaklar altına alınıyor.
tsk her gün hakaretlere uğruyor." AÇIKLAMASINI YAPIYOR
OKUYUN PAYLAŞIN VE ARTIK TÜRK MİLLETİ UYANSIN
Doğduğu gün ailesi tarafından bir çöplüğe bırakılarak terk edilen Murat Akman, çocukluğunu çocuk esirgeme kurumunda geçirdi.
Kurumu evi gibi benimsemişti, fakat 18 yaşına geldiğinde, istemese de, yasalar gereği ayrılmak zorunda kaldı.
Yine de oradaki öğretmeniyle bağını hiç koparmadı ve elinden geldiğince kurumda kalan çocuklara destek olmaya devam etti.
Askerlik görevini komando olarak yerine getirirken, devletten aldığı maaşı yine çocuk esirgeme kurumundaki çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için gönderdi.
Her operasyona çıkmadan önce, hayatını kaybetme ihtimaline karşı, “son mektubu” olabileceğini düşündüğü bir yazıyı kaleme alıyor ve çocukluk arkadaşı olan birine ulaştırılmak üzere bir silah arkadaşına emanet ediyordu.
Bir gün, Murat Akman’ın geri dönmediği bir operasyon sonrası, mektubu emanet ettiği asker arkadaşı, onu vasiyet edildiği kişiye teslim etti.
Murat’ın birlikte büyüdüğü o arkadaşı, şehidin isteği üzerine mektubu bir medya kuruluşuna belirli bir bedel karşılığında devretti.
Gazetenin ödediği bu ücret, Murat’ın büyüdüğü çocuk esirgeme kurumuna bağışlandı.
Ve Murat Akman’ın mektubu, şehit olduktan sonra gazetede yayımlandı.
“Bu yazı bir komando erin mektubudur.
Eğer bu satırları bir gazetede okuyorsanız, ben artık hayatta değilim demektir.
Bir ailem olsaydı, bu mektubu onlara gönderirdim ama benim kimsem yok.
Şu anda koğuştaki ranzamda oturuyorum.
Yanımda Adana’dan, Ağrı’dan, Sivas’tan, Edirne’den, Diyarbakır’dan, Ankara’dan, Antalya’dan, İzmir’den, Urfa’dan, Trabzon’dan…
Kısacası Türkiye’nin dört bir yanından gelen, birbirini tanımayan ama birbirinin canını korumaya ant içmiş birçok asker var.
Birazdan göreve çıkacağız, tek dileğimiz kimseye zarar gelmeden geri dönmek.
Ölme ihtimalini düşünerek mektup yazmak çok zor.
İnsan ölümü aklına getirmek istemiyor; hep bir umut var ya hani, “belki sağ dönerim” diye.
Askerliğim bitince bu mektubu yırtıp atacaktım ama eğer bu satırları okuyorsanız, demek ki atamadım.
Zaten kalem tutmakta pek iyi değilimdir; ben silah tutmayı daha iyi bilirim.
Siz öğrettiniz bana o silahı tutmayı — sizi korumak için.
Garip olan şu ki, siz bu mektubu okurken ben neden öldüğümü bile bilmiyor olacağım.
Belki bir mayına bastım, belki de kurşunlara hedef oldum.
Soruyorum size: Bilen var mı, ben ne uğruna öldüm?
Kışlada her televizyona baktığımda, insanların birbirini öldürdüğünü, birbirine zarar verdiğini gördüm.
Müziğin sesi yüksek diye komşusunu vuranlar,
Gücü sadece kadına yetenler,
On lirası için adam öldürenler,
Kız arkadaşına baktı diye bıçak çekenler…
Söyleyin bana, ben kimi korumak için öldüm?
Eti az pişti diye garsona bağıran adam;
Ben sen rahat uyu diye kurşunların arasında yaşadım.
Arabasını solladılar diye öfkeyle levye kapıp inen adam;
Beni doğurduğu gün çöp bidonuna atan annem;
Söyleyin, ben kimin uğruna öldüm?
Yetimhanede de, askerde de, en güzel şeyin ekmeği paylaşmak olduğunu öğrendik biz.
Peki size ne paylaşmayı öğrettiler?
Ben sizleri önce Allah’a, sonra birbirinize emanet ediyorum.
Ben sizden razı oldum, Allah da sizden razı olsun.
Murat Akman – 1996
Bu yazıyı sık sık paylaşırım.
Neden mi?
Belki birilerinin vicdanı sızlar diye…
Ama nedense bir kaç kişi dışında okuyan yoktur....🙏💓😨
Sonuna Kadar Okuduysan LÜTFEN PAYLAŞIM YAPMAYI UNUTMA Kİ GÖRMEYEN OKUMAYAN KALMASIN🙏🙏
Enver Çevik Bu Piyasada Sürekli Küçük Sermayeli Şirketleri Alıp Holdinge Çevirdi En Önemli Özelliği İse Takası Kitlemektir
Bunun Benzerini #Tera Yaptı
#Pegyo - #Pehol - #Tehol#Daghl - #Trhol#Grtrk - #Grtho#Pekgy - ?
#Adese#Mipaz - #Lydho#Tettmt - #Lydye#Selgd - #Dunyh
PEKİ NEDEN GYO VE HOLDİNGE ÇEVİRİYORLAR ?
NEDEN TEK BAŞINA TEKNOLOJİ YA DA TEK BAŞINA FAALİYET ALANI BELLİ SANAYİ ŞİRKETİ YERİNE BUNLARI TERCİH EDİYORLAR ?
#Gyo lar değerlemelerle beraber PD değişebilir ve ucuzlayabilir isim değişince de grafik değişir
#Holding lerin altını istediğiniz gibi doldurabilirsiniz özellikle küçük şirket satın alımlarıyla tekrar yeniden değerleme ile PD Artarak Ucuzlar
ŞİMDİ SIRADAKİ SEKTÖRLER TEKRAR #Gyo - #Holding - küçük sermayeli şirketler olabilir
GÖZÜMÜZE ÇARPANLARA BAKMAK GEREKİR ÖZELLİKLE TAKAS KISMINA
EMOJİ SAYISI MOTİVE KAYNAĞI KABUL EDEREK BURADA BU ETKİNLİĞİ BAŞLATALIM
CB Erdoğan’ı eleştiren Adem Karakoç’a şu an sadece baro avukatı müdahil oluyor..
Karakoç’un Avukatıyla görüştüm, kardeşiyle de görüştüm, şu an hiç bir şey yapamıyorlar, baronun görevlendirdiği avukattan haber bekliyorlar… baronun görevlendirdiği avukat yarın tutukluluğa itiraz edeceğini söyledi..
Muhalefet partilerden daha etkili eleştiri yapan Adem Karakoç sadece bir baro avukatı tarafından savunuluyor, memleketin düştüğü duruma şaşırmamak lazım…
AİHM der ki; ifade özgürlüğü "sizi şoka sokan, rahatsız eden ifadeler içindir". Bu beyefendi'nin ifadeleri, dünyadaki bütün Hukuk Sistemlerinde "ifade özgürlüğü"nün kapsamı içindedir. İfade özgürlüğü diğer tüm özgürlüklerin öncülü ve onları kullanışlı hale getiren temel bir hak ve özgürlüktür. Bu beyefendinin bu ifadeleri nedeniyle tutuklanması, hukuk skandalıdır. Derhal serbest bırakın.@KendineMuhabir@yilmaztunc
#klrho 56 TL oldu. 24 günde %100 den fazla kar koydu...
Hem de bu rezil endekste..
Alkışı hak ettik diye düşünüyorum...🤓🤓
TELEGRAM KANALIM İÇİN; https://t.co/6OAPcXh1Bt
---------------------------------------------
#bist100#Borsaİstanbul#Binho#metur#cimsa#TCKRC#ALTIN
Büyük İlaç Şirketleri bu kadından nefret ediyor:
Barbara O’Neill.
Yırtılmış bir tendonu ameliyatsız iyileştirdi — ve doğal yöntemleriyle milyonlarca insana yardımcı oldu.
İşte kanseri, iltihaplanmayı ve ciddi sağlık sorunlarını önlemek için en etkili 9 önerisi: 🧵
Osmanlı çok kızar ; ama çocuklara...!?
ALIN SİZE OSMANLI misyonu...
Nisan 1917...
Berlin’deki gara bir tren yanaşır. İçinden 14-16 yaşlarında 314 çocuk iner şaşkın ve meraklı bakışlarla.
Almanya’ya zirai alanlarda çırak olarak çalışmaya gelen bu çocuklar, Osmanlı’nın yetim çocukları idi.
Darü’leytamlarda her geçen gün sayısı artan 1. Dünya Savaşı sırasında şehit düşen vatan evlatlarının çocukları idi onlar.
Çünkü Osmanlı, Almanya ile bir anlaşma yapmıştır;
"Yetim Türk çocuklarına meslek edindirilecektir".
Bu çocukların barınma , bakım ve beslenmeleri, artık "devlete külfet" olmakta ve bu "fazla nüfus" dan kurtulmak gerekmektedir.
Oysa Almanya'nın "işgücü açığı" vardır ve yapılacak şey bellidir; "Darüleytam'ın kuruluş yönetmeliğinde var olan 'eğitim' maddesinden yararlanarak, bu çocukları 'Eğitim Çırağı' adı altında Almanya’ya göndermek...
Sevgili Erdem Atay (@medreyata) PKK'nın nasıl silah bıraktığını dünyanın en aptal insanının anlayacağı şekilde anlatmış. Bu videoyu tüm AKP'li ve MHP'li terör sempatizanlarının postlarının altına yapıştırın gitsin.
#DevletBahçeli#sürecibaltalayacağız
TÜRKİYE TORYUM SAVAŞI FLOOD
1) 2007'de Isparta'ya giden bir uçak aniden düşmüştü. 57 kişi hayatını yitirmişti. İçlerinde önemli proje hakkında çalışan 6 tane de "bilim adamı" vardı. Başlarında Prof. Engin Arık Hanımefendi bulunuyordu. Engin Arık çok önemliydi. +++
🔴İSRAİL MANTOLU CEVLANİ!
1⃣Bu Fotoğraf, İsrail'in en büyük askeri kıyafet tedarikçisi firma sponsorluğunda Müslümanlara zafer diye yutturulan fotoğraf.
Bir İsrail askeri elbisesi giyen 'Şam Fatihi Cevlani' nin fotoğrafı. Detaylar ürkütücü ve düşündürücü.