“insan ayırmaksızın göstermiş olduğumuz gayretin geri dönüşlerine olan inancımızı yitirmiş, dahası dost bildiklerimizden fayda görememenin yorgunluğuyla yaşam nehrinin orta yerinde yığılmış vaziyette olduğumuz malumunuzdur..”
#gibi
5 haziran cuma günü 15.30 daki randevuma gidip reçete aldığım halde,MHRS'den randevunuza gitmediginiz icin 15 gün randevu alamazsınız uyarısı alıyorum.
@saglikbakanligi@MHRS_182
Kahramanmaraş'ta yaşanan olayda hayatını kaybeden Ayla öğretmenin eşi (meslektaşımız) Ramazan Kara'nın, mesleki yükümlülükleri kapsamında beyanname ve bildirim sürelerinin uzatılması için yaptığı başvuru reddedildi.
#aylaöğretmen#meslektaşımınyanındayım#Kahramanmaraş
Anayasa Hukuku hocamız; "Türkiye'de dövme kültürü değişmez. Bazen badem bıyık, bazen pos bıyık, bazen de hilal bıyık döver. Döven değişir ama dövme kültürü değişmez. Fikirlerimi söylemeye korkuyorum"dedi :(
Şimdi herkes “uzman”: videolar, kitaplar, tavsiyeler…
Her kafadan ayrı ses, ortaya dağınık bir nesil.
Demek ki bazı şeyler değişmemeli:
Eski usul her zaman kötü değildi.
Belki de eski en çok yeniyi korumak için gerekli..
Çocukken “ailem ne der” diye yanlıştan çekinirdim.Yani ailemin tepkisinden topluma sıra gelmeyeceğini bilerek büyüdüm.
Azar işitirken bile ilk cümle “Önce insan ol.” diye başlardı.
Bugün bakıyorum da zorbalık normalleşmiş, empati sıfır.
Aileler terbiye etmek yerine pohpohluyor.
“Kapımıza el getirtmeyin” denirdi, biz de getirtmezdik.
Öğretmenin söylediği her şey pür dikkat dinlenir, gereği yapılırdı.
Ne özgüvensiz olduk ne başarısız.
Bir şeyimiz eksilmedi, eksik kalmadık.
Kişilik; anne ve babanın verdiklerinden çok vermedikleriyle başa çıkabilme mücadelesidir.
Dolayısıyla, asıl zafer aileyle değil; kendimizle verdiğimiz mücadelede kazanılır.
Her şeye yetişmek zorunda olmadığımı.Herkesi ikna ve memnun etmenin görevim olmadığını. Bazı kapılar kapanıyorsa bunun bir kayıp değil, yön değişikliği olduğunu.Sessiz kalmanın bazen kendini anlatmaktan daha güçlü olduğunu, sınır koymanın bencillik değil ihtiyaç olduğunu anladım.