Ayete laf ediyorlar
Fatih Erbakan'dan ses yok
Kuranı Kerim ile dalga geçiyorlar
Fatih Erbakan'dan ses yok
Efendimizi alay konusu ediyorlar
Fatih Erbakan'dan ses yok
Hacıya, hocaya, sakala, çarşafa düşmanlık ediyorlar
Fatih Erbakan'dan ses yok
1 milyon Sünni müslümanın k@₺ili Ham@ney için ağlayan Fatih Erbakan.
Babanın kemiklerini sızlatıyorsun..
Haluk Levent’ten yıllar sonra itiraf geldi;
“Deprem zamanı biz Kızılay’ın yurtdışı için ürettiği çadırları satın aldık, Kızılay’ın zaten deprem bölgesi için yeterli çadırı vardı ve gönderiyordu, deprem bölgesine göndereceği çadırları satmadı, bu çok yanlış anlatıldı ve halk yanlış bildi”
Bugüne kadar nerdeydin? 7 milyarı patlatınca mı aklın başına geldi?
Kızılay’a saldıran, itibarsızlaştıran Ekremci troller ve karalama kampanyasına katılanlar hesap verecek mi? Yaptıkları her pislik yanlarına kaldı…
Kızılayımız gözbebeğimizdir…
Rahmi Koç’un fıkrasına dava açan ama Deniz Göktaş’a dava açılmasına karşı çıkan Faşist DEM Parti: Kimse Kürtler’e şakayla bile olsa hakaret edemez ama isteyen Allah’a ve Dinine şakayla saldırabilir, Müslümanlara hakaret edebilir!
Adı var kendisi yok Avrupa Birliği’nin Parlamentosunun şeyi kendini sömürge valisi zannediyor galiba; Adalet Bakanı Akın Gürlek ile ilgili yaptırım kararı alacakmış!!!
Çok da tın…
▪️Türkiye’ye verdiği hiçbir sözü tutmayan,
▪️Annan Planına “hayır” oyu veren Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni kendi hukukuna aykırı tam üye yapan.
▪️Türkiye düşmanı terör örgütlerine kucak açan, vize uyguladığı halde kısıtlama ile aklı sıra baskı uygulayan Avrupa, yolsuzluk ve rüşvetçi İmamoğlu projeleri elinde patlayınca yine rapora sarılmışlar…
"Bir erkek çocuğu öldürdüm... O zamanlar bunu çok düşünürdüm. Şimdi ise sadece gülüyoruz," diyor bu sırıtan İsrail Savunma Kuvvetleri teröristi.
Bu İsrailli Nazilerden ne kadar nefret ederseniz edin, asla yeterli olmaz."
Sakın gülmeyin diyeceğim ama biliyorum ki beni dinlemeyeceksiniz !!
Özgür Özel diyor ki, Benim suçum İsrail’in bölgede planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek.
Bize akıl sağlık ses kabiliyet güç kuvvet veren şarkı söylemeyi ve hizmet etmeyi kaderimize yazan Yüce Rabbimize hamdolsun
Allah verir Allah alır
Biz de eğer Allah’ın izni ve takdiri olursa vesile oluruz
Bu bilinçle de kulluk etmeye gayret ederiz
Zerre miskal beklentim yok kim destek verir ve dua ederse de Allah bin kere razı olsun
Ben Türk vatanının Türk evladıyım
Benim anlayışımda vatana hizmet bitmez
🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
100 bin insanı katletti,
Çocukların başlarını gövdelerinden ayırdı,
Un taşıyan atları vurdu,
4 yaşındaki çocuğu gözaltına aldı
7 aylık bebeği başından vurdu,
Dahlanın gözlerini çaldı
Bir gecede anne Neccar’ın dokuz evladını yaktı !
Diktatör kim itonist @Netanyahu
Üst baş aramasında soyunmasının söylendiğini belirterek muhalif medyaya “insan hakları” malzemesi verdiğini sanan; İmamoğlu Suç Örgütü’ün önemli elemanlarından MEDYA AŞ’nin başındaki Fatoş Pınar Türker “Ben utanmadım, yapanlar utansın” demiş.
Sen bundan utanma zaten.
Sen MEDYA AŞ’de soygun yapılıp, üç yıllığına 30 milyon lira muhammen bedeli olan işi verdiğin şirket 2,5 yılda 264 milyon liralık ciroyu nasıl yaptı onun hesabını ver ve ondan UTAN ASIL.
Ve altta MASAK açıklaması var.
Cumhuriyet’in rezil muhabirinin “Soruşturmada Vehbi Koç çıktı” diye aklınca sarakaya aldığı olayın aslında bir MEMUR olan Fatoş Pınar Türker’in çocuklarını okutmak için gönderdiği VEHBİ KOÇ ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULUNA yıllık 2,2 milyon lira para ödediğini ortaya koyuyor.
Yatacak yeriniz yok diyeceğim de Devlet cezaevinde de olsa yine de size yatacak yer veriyor.
Utanmazlar.
Bir süredir muhalefet mahallesinde ilginç bir tartışma dönüyor.
Düne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politikada yalnızlaştığını söyleyenler, bugün Türkiye'nin bölgesel denklemlerde artan ağırlığını görünce bu kez farklı bir tez ortaya atıyor: "ABD Erdoğan’ı destekliyor."
Peki gerçekten öyle mi?
Yoksa asıl mesele, yıllardır karşı çıkılan politikaların sonuç vermiş olması mı?
Hatırlayalım...
Türkiye sınırlarının hemen ötesinde bir terör yapılanması oluşturulurken Erdoğan yönetimi askeri operasyon kararı aldı. O günlerde Batı medyasının manşetleri de, içerideki muhalefetin açıklamaları da büyük ölçüde aynı çizgideydi.
Libya tezkeresi Meclis'e geldiğinde "Türkiye'nin ne işi var orada?" denildi.
Karabağ'da Azerbaycan'ın haklı mücadelesi sürerken birçok kesim gelişmeleri uzaktan izlemekle yetindi.
Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik adımlar eleştirildi.
Suriye konusunda ise Ankara'nın güvenlik kaygıları küçümsendi.
Ancak bugün dönüp tabloya baktığımızda farklı bir gerçeklikle karşılaşıyoruz.
Türkiye, sahada ve masada etkili bir aktör olarak varlığını sürdürüyor.
Libya'da denklemin dışında değil.
Karabağ'da Azerbaycan zaferle çıktı.
Suriye'de Türkiye'nin güvenlik hassasiyetleri artık göz ardı edilemiyor.
Rusya-Ukrayna savaşında Ankara, hem Moskova hem Kiev ile konuşabilen ender başkentlerden biri olmayı sürdürüyor.
İşte bazı çevrelerin açıklamakta zorlandığı nokta tam da burası.
Çünkü yıllarca başarısız olacağı söylenen politikalar sonuç üretmiş durumda.
Uluslararası ilişkilerde kalıcı olan şey dostluklar ya da düşmanlıklar değildir. Kalıcı olan güç dengeleridir.
Bugün Washington'ın, Avrupa'nın ya da bölgedeki diğer aktörlerin Türkiye'nin tezlerine daha fazla kulak vermesi bir sempati meselesi değil; ortaya çıkan yeni jeopolitik gerçekliğin sonucudur.
Devletler güçlü gördükleri aktörlerle çalışır, sonuç alan liderleri dikkate alır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son yıllarda inşa ettiği etki alanı da tam olarak buradan kaynaklanıyor.
Kriz anlarında risk alabilmesi, uluslararası baskılar karşısında geri çekilmemesi ve uzun vadeli hedeflerden vazgeçmemesi onu sıradan bir siyasi figür olmaktan çıkarıp küresel ölçekte etkili bir lider konumuna taşıdı.
Bugün gelinen aşamada ise yeni bir hedef öne çıkıyor:
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonu.
Yıllardır Türkiye'nin güney sınırında oluşturulmak istenen istikrarsızlık kuşağına karşı verilen mücadele, artık daha geniş bir stratejik çerçevenin parçası hâline gelmiş durumda.
Terör örgütleri üzerinden bölgeyi yeniden şekillendirmeyi amaçlayan senaryoların önemli ölçüde bozulduğu görülüyor.
Bu nedenle mesele sadece güvenlik politikası değildir.
Mesele, Türkiye'nin kendi geleceğini başkalarının planlarına göre değil, kendi önceliklerine göre şekillendirme iradesidir.
Belki de bazı çevreleri rahatsız eden asıl gerçek budur.
Çünkü ortaya çıkan tablo, yıllardır anlatılan "Türkiye kaybediyor" hikâyesiyle değil; Türkiye'nin sahada ve diplomaside elde ettiği kazanımlarla açıklanabiliyor...
Bu yazıyı mutlaka okuyun ve İstanbul Erkek Lisesi’nde devşirilen, zeki ama kolonize beyinli veletlerle velilerinin okul müdürünün konuşmasını neden protesto edip olay çıkardıklarını anlayın.
Devlet okuluna yüksek puanla giren çocukları bizim vergilerimizle ödenen paralarla yetiştireceksin, sonra bu çocukları Alman üniversitelerine yerleştirip nitelikli insan gücü elde edeceksin.
Yok öyle yağma.
ME Bakanı Yusuf Tekin devlet eliyle yetiştirilen nitelikli insan gücünü Almanya’ya kaptırmak istemiyor. Bu yüzden de bu lisede Alman üniversitelerine doğrudan giriş hakkı sağlayan ABİTUR uygulamasının öğrencilerin yarısını kapsamasına dair bir çalışma başlatıyor.
Ama ne oluyor bilin bakalım.
Alman Büyükelçiliği telaşa kapılıyor. Dışişleri Bakanlığı’nı atlayarak, MÜSTEMLEKE VALİSİ gibi doğrudan okul idaresiyle görüşüyor ve uygulamanın aynen devam etmesi talimatını veriyor.
Bu rezillik mezuniyet töreninde devam ediyor. Müdürün ilk mezun bir ismin duasını okumaya kalkmasıyla zeki ama mankurtlaştırılmış ve iğdiş edilmiş kolonize beyinler protesto ediyor.
Ama protestonun arkasındaki asıl mesele Abitur uygulamasındaki yeni girişim.
Olay çok basit.
Bu uygulamanın sürdüğü tüm ülkelerdeki okullar, yüksek bedellerin ödendiği ÖZEL OKULLAR.
✅Bir tek Türkiye’de devlet okulu.
✅Devletin maaş ödediği öğretmenlerle personel.
✅Devletin binası, suyu elektriği.
✅Yatılı öğrencilere ikamet imkanı.
✅Okul ücreti yok.
Ama her yıl mezun olan 150 öğrenci Alman Üniversitelerine gitsin ve Alman devleti tarafından devşirilsin.
Almanlar bedavaya elde ettikleri bu insan gücünden vazgeçmek istemiyor.
Fonladıkları hain ve pespaye medya ile yetiştirdikleri monşerler aracılığıyla okulda adeta çete gibi hareket eden yapıyı öne sürüyor.
Devletimizin yetiştirdiği çocukları kaptırmak istemeyen Yusuf Tekin’i yalnız bırakmayalım ve destekleyelim.
Yok öyle üç kuruşa beş köfte.
Fetönün firari kalemşörlerinden ardı ardına sokak çağrıları geliyor.
Ne gençler ne Türkiye umurlarında bile değil. Tek dertleri Türkiye’nin karışması. Yazık bunların aklıyla hareket edenlere.. Bunların kayığına binenlere.
UYARI / YORUM
ÜLKEYİ SAVAŞMADAN KAYBETMEK ÜZEREYİZ!
Burası İstanbul Erkek Lisesi…
Mezuniyet töreninde öğrenciler okul yöneticilerini ve MEB’i protesto ediyorlar!
Tıpkı Boğaziçi Üniversitesi’nde olduğu gibi…
Öğrencilerin uygulanan psikolojik baskıyla bunu yaptıklarını düşünüyorum. Alman derin devleti kaynaklı, ülkenin en parlak çocuklarını ülkelerine düşman eden baronik-masonik şebekelerin güdümünde olan bir “gizli el” tarafından yönlendirildiklerini düşünüyorum. Küresel bir operasyona kurban gittiklerini düşünüyorum.
Öğrencileri değil, öğretmenlerini, ailelerini ve yöneticilerimizi sorumlu tutuyorum bu yakışıksız ve manidar davranıştan.
Çocuklarımızı mankurtlaştırıyoruz kendi ellerimizle…
Çocuklarımız elimizden kayıp gidiyor…!
Almanların, Fransızların, Amerikalıların kölesi oluyor!
Bu manzara, Türkiye’nin eğitim sisteminin kangrene dönüştüğünün resmidir.
Bu manzara, Türkiye’deki eğitim sisteminin iflas ettiğinin resmidir.
Bu manzara, ülkenin savaşmadan kaybedilmekte olduğunun resmidir.
Oysa bu ülkenin çocukları yeni İbn Sina, yeni Cezerî, yeni Sinan olma, bizim medeniyetimizi yepyeni ufuklara taşıma hayalleriyle yetiştirilmeliydi değil mi?
Gelinen nokta tam bir çıkmaz sokak: Bu ülkenin çocukları celladına (Batılılara) âşık tasmalı çekirgelere dönüştürüldü.
Hepsi de ülkeyi terketmek, Almanların, İngilizlerin, Fransızların kölesi olmak için can atar hâle geldi.
Neden?
Nedeni şu cümlede gizli:
Bir iddianız, bir hayaliniz yoksa, başkalarının iddialarının, hayallerinin kölesi olmaktan kurtulamazsınız.
Çocuklarımızı iddia sahibi, büyük hayaller gören, bu topraklar için nefes alıp verecek, medeniyetimizi yeniden diriltecek medeniyet ufku sınır tanımayan, özgüveni yüksek öncü, dertli, iddia sahibi kabuna sığmayan insanlar olarak yetiştirmedik, yetiştiremedik.
Son cümlem şu olsun:
Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler!
@RTErdogan@tcmeb@Yusuf__Tekin
Cahit Zarifoğlu Abdürrahim Karakoç Mevlana İdris