TÜİK'in gerçeğin çok altında açıkladığı enflasyon oranlarına göre bile kamu emekçilerinin maaşları 2026 yılının ilk altı ayında %17,76 oranında eridi. 8. Dönem Toplu Sözleşme kapsamında verilen %7'lik zamma altı aylık enflasyon farkının eklenmesiyle birlikte kamu emekçilerinin 2026 yılının ikinci altı ayı için toplam maaş artışı %13,52 oldu.
Yılın ilk altı ayında doktor öğretim üyesi maaşı 16 bin 596 TL, tekniker maaşı 11 bin 829 TL, şef maaşı 11 bin 414 TL, en düşük öğretmen maaşı 11 bin 195 TL ve hizmetli maaşı 10 bin 241 TL eridi. TÜİK’in hayal dünyasından ibaret olan, pazarda markette yaşanan fiyat artışlarıyla örtüşmeyen enflasyon oranlarına göre hesaplanan maaş erimelerinin, emekçinin yaşadığı gerçek kayıpla ilgisi yoktur. Bu nedenle gerçekleşen %13,52’lik maaş artışı, emekçilerin yaşadığı reel gelir kaybını telafi etmekten uzaktır. Emekçiler, açıklanan artışın hayat pahalılığı karşısında hiçbir anlam ifade etmediğinin farkındadır.
Tüm bu farkındalığa, yoksullaşmaya rağmen siyasi iktidar, emekçisini enflasyona ezdiren, patronlara kaynak aktarımı konusunda gerekli her türlü adımı atan tarafta durmaktadır. Emekçi, yıl boyunca adaletsiz vergi uygulamasının ve yüksek enflasyona rağmen maaş artışlarını düşük tutma mücadelesinin bir sonucu olarak her geçen gün derinleşen yoksulluk ile karşı karşıya kalırken, Türkiye’nin ultra zenginlerinin sayısı sadece beş yılda %93,56 arttı ve artmaya devam etmektedir.
Uygulanan bu politikalar ile emeğin yarattığı üretim değerinin emekçiden alınıp, patron kasalarına aktarıldığını biliyoruz ve yaratılan adaletsiz düzene karşı ses yükseltmekten, mücadelemizden vazgeçmiyoruz.
#tüik
153 bin 915 üyesiyle Eğitim-İş, cumhuriyetten, laik, kamusal ve parasız eğitimden, emekten ve halktan yana mücadelenin en güçlü örgütlerinden biridir. Gücünü siyasi iktidarlardan ya da ayrıcalıklardan değil; eğitim ve bilim emekçilerinin örgütlü iradesinden almaktadır.
Bugün açıklanan 2026 Temmuz ayı gelir artışının %13,52’de kalmasının sorumluluğu, toplu sözleşme masasında kamu emekçilerinin hakkını savunmak yerine siyasi iktidarın dayattığı oranlara onay veren yetkili konfederasyona aittir. Siyasi iktidarın emekçileri yoksullaştırma hedefine ortak olan, emeğin değerini savunmayan sarı sendikalara karşı mücadelemiz de tarafımız da nettir.
Eğitim-İş, laik, kamusal, parasız, bilimsel eğitime savaş açanların, hak kayıplarını meşrulaştıranların, emekçiyi yoksullaştıran politikalara sessiz kalanların ve ortaklık edenlerin değil; emeğin, her bir yurttaşın eğitim hakkını savunmak için mücadele edenlerin sendikasıdır. Çünkü sendikacılık saf tutmak için değil, emekçinin hakkını sonuna kadar savunmak için vardır.
Bugün 153 bin 915 üyemizin kararlı iradesiyle Eğitim-İş; cumhuriyeti, kamusal eğitimi ve emek mücadelesini büyütmeye, baskıya boyun eğmeden, mücadeleden vazgeçmeden yoluna devam etmektedir.
Sivas Madımak Otelinde 33 aydın, yazar, ozan, sanatçımız ve 2 otel personelinin yakılarak katledilmesinin 33. yıl dönümünde acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ise gerici zihniyete karşı her zamankinden daha diridir.
Sivas’ta yaşananlar anlık bir öfkenin, taşkınlığın sonucu değildir. Madımak; 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleriyle temelleri atılan, Kahramanmaraş ve Çorum’da ilmek ilmek örülen düşmanlığın sonucudur. Halkın inanç, mezhep ve etnik kimlikler üzerinden kutuplaştırılarak birbirine düşman edilmesini amaçlayan faşist zihniyet, ilk provalarını Maraş ve Çorum’da yapmış; bu katliamların hesabının sorulmaması, faillerin korunması Madımak katliamına zemin hazırlamıştır.
Madımak’ta canlarımızı ateşe veren zihniyet, gücünü NATO destekli darbelerden almıştır. Göz önündeki failler göstermelik mahkemelerde yargılanırken, katliamın arkasındaki dönemin yöneticileri ve siyasi iradenin sorumluluğu hiçbir zaman sorgulanmamıştır.
Madımak davası; yıllarca süren adaletsizliklerle hukuk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. 1993’ten bu yana katiller yargı eliyle ödüllendirilmiş, firari sanıklar korunmuş, kollanmış ve sorumluluğu sorgulanmayan bazıları milletvekili/bakan yapılarak “onurlandırılmıştır.” 13 Mart 2012’de, davanın firari sanıklar yönünden zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesi kararını, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun” sözleriyle karşılaması, iktidarın tarihsel ve ideolojik olarak hangi safta durduğunu açıkça ilan etmesidir. Unutulmamalıdır ki insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olamaz.
Açıklamanın tamamını okumanın için tıklayınız:
https://t.co/dq4u6hYqsk
Eğitim-İş olarak, 33 yıl önce bugün Madımak Otelinde yakılarak katledilen 33 aydın, sanatçı, yazar ve 2 otel çalışanını Sivas’ta andık.
Yürüyüşe ve Madımak Oteli önündeki anma programına Genel Başkanımız Kadem Özbay, Genel Sekreterimiz Seher Ergin, Genel Örgütlenme Sekreterimiz Bülent Metin, Genel Eğitim Sekreterimiz Veli Fırat Şimşek, Genel Basın-Yayın ve Uluslararası İlişkiler Sekreterimiz Hüseyin Selçuk, Konfederasyonumuz Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım ile MYK üyeleri, konfederasyonumuza bağlı sendikalar, şube başkanlarımız, yöneticilerimiz ve üyelerimiz katıldı.
2 Temmuz 1993’te Madımak’ta katledilen aydınlarımızı, sanatçılarımızı, canlarımızı unutmadık, unutturmayacağız!
Aydınlık yarınlar için karanlığa asla boyun eğmeyeceğiz!
Fotoğrafların tamamını görmek için tıklayınız:
https://t.co/u3J4ee5i1G
Eğitim-İş olarak, sendikamızın örgütsel yapısını daha da sağlamlaştırmak ve yarınların mücadele hattını örmek amacıyla düzenlediğimiz 7. Dönem 1. Olağanüstü Genel Kurulumuz başarıyla tamamlandı.
Genel Sekreterimiz Seher Ergin’in açılış konuşmasıyla başlayan kurultayımızda; Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk ile Fatma Nur Çelik, Ayla Kara, Irmak Koparan öğretmenlerimiz ve yaşamını yitiren öğrencilerimiz için saygı duruşunun ardından İstiklal Marşımız okundu.
Genel Kurulumuzu yönetecek Divan Kurulunun seçimiyle devam eden programda, Divan Başkanlığına Erdal Çalı seçilirken; Alay Hamzaçebi, Barış Düdü, İlkay Ayboran ve Murat Güzelad kurul üyeliklerini üstlendi.
Divanın yerini almasının ardından kürsüye gelen Genel Başkanımız Kadem Özbay, Türkiye’nin ve sendikamızın gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. Konfederasyonumuz Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım’ın konuşmasının ardından Tüzük Kurultayı çalışmalarına geçildi.
Genel Örgütlenme Sekreterimiz Bülent Metin’in başkanlığında, süreç boyunca yoğun mesai harcayan Tüzük Komisyonumuz şu isimlerden oluştu: Elbey Kale, Şaban Özdemir, Yusuf Kaya, Mehmet Altıntop, Mustafa Gök, Hamza Kutay, Cumali Akatay ve Hamza Şanlıtürk.
Komisyon tarafından titizlikle hazırlanan önergeler, kurultay delegelerimizin değerlendirmesine ve oyuna sunularak demokratik bir zeminde karara bağlandı.
Tüzüğümüzde hayata geçirilen değişikliklerin, sendikamızın yarınlarına, emekten ve Cumhuriyetten yana sürdürdüğümüz mücadelemize güç katacağına olan inancımız tamdır.
Genel Kurulumuzun başarıyla tamamlanmasında emeği geçen Divan Kuruluna, süreç boyunca özverili çalışmaları için Tüzük Komisyonuna ve iradeleriyle kurultayımıza omuz veren tüm delegelerimize yürekten teşekkür ediyoruz.
Tamamını okumak ve fotoğrafları görmek için tıklayınız:
https://t.co/bO3JaqTNKR
📢 Bugün yükselttiğimiz ses yalnızca bir grubun değil; mülakat mağdurlarının, atama bekleyen öğretmenlerin, güvencesiz çalıştırılan özel sektör öğretmenlerinin ve emeğinin karşılığını alamayan tüm eğitim emekçilerinin ortak sesidir.
Yıllarca emek verip sınavlarda başarı gösteren binlerce öğretmen, mülakat uygulaması nedeniyle hak ettiği kadrolardan mahrum bırakıldı. Yüz binlerce öğretmen atama beklerken mesleğini yapamıyor. Özel sektörde çalışan öğretmenler ise düşük ücretlere, uzun çalışma saatlerine ve güvencesiz koşullara mahkûm ediliyor.
Bizler, öğretmenliğin onuruna yakışır çalışma koşulları istiyoruz. Talebimiz lütuf değil, haktır.
Taban maaş talebimiz; aynı işi yapan öğretmenlerin insanca yaşayabilecek bir gelir güvencesine kavuşması içindir. Eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanmadığı, emeğin sömürülmediği bir düzen istiyoruz.
Bugün Sendikamız, hakları için açlık grevini sürdürüyor. Bir öğretmenin, en temel haklarını talep edebilmek adına bedenini ortaya koymak zorunda kalması, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir durumdur. Bu süreçte beklenti; taleplerin diyalog yoluyla ele alınması ve öğretmenlerin hak arayışlarının karşılık bulmasıdır.
Eğitimin geleceği için aç kalıyoruz!
Öğretmeni değersizleştiren hiçbir sistem geleceğini güvence altına alamaz. Mülakat mağduriyetlerinin giderildiği, liyakatin esas alındığı, yeterli atamaların yapıldığı, taban maaş hakkının güvence altına alındığı ve öğretmenlerin insanca koşullarda çalışabildiği bir eğitim sistemi mümkündür.
Büyük bir direnişi sürdürüyoruz.
Mücadeleyi büyütüyor; mülakat mağdurlarının, taban maaş mücadelesi veren özel sektör öğretmenlerinin, güvencesizlerin Sendikası olarak haklarımızdan ve mücadelemizden vazgeçmiyoruz!
#ÖğretmenlerAcilÇözümİstiyor
@ProfDrAGurcan@NazimMavis@ozmehmetemin@ZehraNurAydemr@ozturkercn@kemalkarahanmv@mhulkicevizoglu@YucelArzen@makif_yilmaz@latifselvi42@IbrahimUKaynak@rukiye_toy@yilmazbuyukaydn@ismetguneshan17@elvangezmischp@yalimhalici@FethiAcikel@Suat_Ozcagdas@fazilkasap@drmadiguzel@ilyastopsakal@saffetsancakli@YLMZHUN@KezbanKonukcu@PerihanKoca@senolsunat@mehmetkaramansp
2026 Yılı Öğretmenlerin İller Arası İsteğe Bağlı Yer Değiştirme sürecinde; kontenjan sınırlamaları, norm açıklarının yetersizliği ve sistemin mevcut yapısı nedeniyle binlerce öğretmenimiz, ya tercih yapamamış ya da tercih ettikleri illere atanamamış ve büyük mağduriyetler yaşanmıştır.
Eğitim-İş olarak öğretmenlerimizin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için; geçmiş yıllarda olduğu gibi ikinci bir il dışı yer değiştirme başvuru hakkı tanınması, kontenjanların branş ihtiyaçları dikkate alınarak yeterli düzeyde artırılması ve boş normların şeffaf bir şekilde ilan edilerek hak kayıplarının önlenmesi taleplerimizle Milli Eğitim Bakanlığına başvurduk.
Başvuruyu görmek için tıklayınız:
https://t.co/QSbCubuKQN
❗️Ankara’da öğretmen direnişi sürerken, açlık grevindeki öğretmenlerin sesi Türkiye’nin dört bir yanında yükselmeye devam ediyor. Gözaltılara, polis şiddetine, baskılara ve yıldırma politikalarına rağmen korkumuz yok. Haklarımızı almadan eve dönüş yok!
Öğretmen Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerin talepleri karşılanana, verilen sözler tutulana ve komisyon toplanana kadar mücadelemizi büyütmeye devam ediyoruz.
📍 23 Haziran’da iki şehirde buluşuyoruz:
🗓️ 23 Hazira Salı
⏰ 18.30
📍 Gedavet Parkı – Konya
🗓️ 23 Haziran Salı
⏰ 19.00
📍 Valilik Önü – Çanakkale
Konya’dan Çanakkale’ye, öğretmenlerin sesi aynı taleple yükseliyor: Komisyon toplansın, verilen sözler tutulsun, öğretmenlerin hakları teslim edilsin.
Tüm dostlarımızı dayanışmaya, tüm halkı öğretmenlerin mücadelesine sahip çıkmaya çağırıyoruz.
#AyşenGürcanKomisyonuTopla
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#KorkumuzYok
#HaklarımızıAlmadanEveDönüşYok
Gecenin bir yarısı hakları için açlık grevinde olan öğretmenlere insanlık dışı muamele ile müdahaleyi kınıyorum.
İnsanlığın onuru işkenceyi yenecek.
@ogretmensendika
Biz hiçbir zaman barışçıl eylem sınırları dışına çıkmadık!
Bize her sokağı dar eden, bizi şiddetle gözaltına alan sizsiniz!
Anayasal hakkımızı kullanmak istiyoruz!
@ProfDrAGurcan müdahale etmeniz gerekiyor artık!
#AyşenGürcanKomisyonuTopla
Öğretmene Şiddet Varken, "Okullarda Şiddeti" Konuşmanın İnandırıcılığı Yoktur!
Mülakat mağduru ve özel sektör öğretmeni meslektaşlarımız, TBMM'nin Çankaya Kapısı önünde haklarını ararken şiddete maruz bırakılmıştır. Kamu-İş Konfederasyonu olarak, aynı saatlerde Meclis'te yürütülen "Okullarda Şiddetin Önlenmesi Komisyonu" çalışmalarını bu nedenle terk ettik. Çünkü dışarda öğretmene şiddet uygulatıp içerde bu sorunu çözemezsiniz!
Okullarda şiddeti önlemek istiyorsanız, önce öğretmenlere sahip çıkacak, onların sorunlarını dinleyecek ve taleplerine kulak vereceksiniz. Bir yandan öğretmenlere polis şiddeti uygulanırken, diğer yandan kapalı salonlarda "okullarda şiddetin önüne geçelim" söylemleri üretmenin hiçbir inandırıcılığı yoktur.
Öğretmenin sesini bastırarak, emeğini değersizleştirerek ve hak arama mücadelesini kriminalize ederek eğitimdeki sorunlara çözüm üretilemez.
Öğretmene yönelik baskının ve şiddetin karşısında, haklı mücadelesini sürdüren mülakat mağduru ve özel sektör öğretmeni arkadaşlarımızın yanındayız. Eğitim emekçilerinin sesi duyulana, talepleri karşılanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Eğitim-İş olarak haklı talepleri için açlık grevi yapan özel sektör öğretmenleri ile mülakat mağduru öğretmenleri ziyaret ederek dayanışma mesajı verdik.
Genel Başkanımız Kadem Özbay, yürütülen mücadelenin yalnızca öğretmenlerin değil, toplumun tamamının onur mücadelesi olduğunu vurguladı.
Özbay konuşmasında, Eğitim-İş’in bu süreçte kendisini öğretmenlerin “bir adım önünde değil, yanında” konumlandırdığını belirterek şunları söyledi:
“Biz bu mücadelede sizin bir adım önünüzde değil, yanınızdayız. Aldığınız her kararda kendimize de bir görev, bir sorumluluk düştüğünü kabul ederek yanınızda olacağımızı ifade etmek isteriz. Çünkü buradaki talepler, hak talepleridir. Kimse kimseden aslında hakkı olmayan bir şeyi istemiyor.”
Özel sektörde çalışan öğretmenlerin taban maaş hakkına dikkat çeken Özbay, bu hakkın geçmişte var olduğunu hatırlatarak bugün yeniden talep edilmesinin son derece meşru olduğunu ifade etti. Mülakat mağduru öğretmenlerin ise adaletsiz bir eleme ve torpil mekanizmasına karşı ses yükselttiğini vurguladı.
“Bugün haksızlık yapan da, hakkın yanında duran da tarihe çok net bir şekilde kaydediliyor” diyen Özbay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Herkes bir gün tarihle yargılanacak. Bu haksızlığı yapanlar tarihin en kötü yerinde hatırlanacak. Ama hakkı için direnişte yan yana duranlar, çocuklarına onurlu bir miras bırakmış olacak. Biz hakkın, haksızlıktan yüce olduğunu biliyoruz ve eninde sonunda bu mücadelenin zaferle taçlanacağını da biliyoruz.”
Konuşmasında baskı politikalarına da değinen Özbay, iktidarın toplumu susturma çabasına işaret ederek şunları söyledi:
“İstedikleri şey çok açık: Sendikalar eylem yapmasın, söz söylemesin; basın haber yapmasın; bilim insanları, aydınlar konuşmasın. Yani toplumu susturmak, korkutmak istiyorlar. Ama baskı ve korku üzerine kurulu bir düzenin sonsuza kadar sürmesi mümkün değildir.”
⚠️ “Cumhur İttifakı tarafından verilen teklif, yine Cumhur İttifakı tarafından reddedildi.”
Mülakat mağduru öğretmenlerin aileleri, siyasetçilerle görüşmek üzere Meclis’e geldi.
👉🏻 Öğretmen Sendikası MYK Üyesi Umut Erkurt:
“Mülakat mağduru öğretmenler için bir kanun teklifi var. Bu teklif MHP tarafından verildi.
Cumhur İttifakı tarafından verilen teklif, yine Cumhur İttifakı tarafından reddedildi.”