Kierkegaard ne güzel demiş; “Neyi seçersen seç pişman olursun. Çünkü sorun tercihlerinde değil, yaşanmamış bir hayatı romantize etmendir. İnsan her daim gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yüzden mesele en doğru seçimi yapmak değil, hangi pişmanlıkla yaşayacağını seçip karar vermendir.”
Güzel şeyleri sevme şekli de çok güzel.
Güzel, onu seveni de sevmeyi de güzelleştirebiliyor. Ve bir şeyin sahici güzel olup olmadığının en güzel ispatı bu: Güzelleştirebilme Kudreti.
"Bu göğsüme ne kattın?" demişti Süleyman Çobanoğlu. Sadece romantik bağlar için değil; her şey için geçerli. Bir şey, bir deneyim, bir insan sizi güzelleştirebildi mi nihayetinde?
Evetse... Güzel'dir O.
Ceuta and Melilla were already Spanish before the US or Morocco existed.
Perhaps you should return everything you stole from Mexico, even from Spain in 1898.
Simone de Beauvoir deia que el repte real de les dones era conèixer qui som quan no estem enamorades de ningú, ja que les dones hem estat educades per pensar en l’altre, i quina raó
🌍 "Avrupa 40 derecede ağlıyor, biz Türkiye'de 46-47 C görüyoruz bu kadar söylenmiyoruz" diyenler için işin arkasındaki bilimsel gerçekleri 5 maddede özetleyelim 👇
☀️ 1. Gündüz İşkencesi: Özellikle Orta/Kuzey Avrupa'da yazın gündüzler 18-22 saat sürüyor. Güneş tepeden neredeyse hiç inmiyor, toprak ve binalar aralıksız güneş radyasyonuna maruz kalıyor. Coğrafyanın soğumaya vakti kalmıyor. (Öğle vaktinin 9-10 saat sürdüğünü düşünün)
🌤️ 2. Maskeleme Etkisinin Yok Olması: Avrupa’da hava kirliliği (aerosol) çok az olduğu için güneş ışınlarını filtreleyecek bir kalkan yok. Güneş ışığı direkt ve en yakıcı haliyle vücuda çarpıyor. Hissedilen sıcaklık bu yüzden çok daha agresif.
🥵 3. Evler Adeta Birer Termos: Avrupa'daki binalar kışın ısıyı içeride tutmak için yalıtılmış. İçeri giren sıcaklık günlerce dışarı çıkmıyor. Klima altyapısı da olmadığı için evler geceleri fırına dönüşüyor.
🌡️ 4. Nem ve "Boğulma" Hissi: Kuru bir 45 derece, nemli bir 35 dereceden daha katlanılabilirdir. Avrupa'nın nehir ve kıyı şehirlerindeki yüksek nem, vücudun terleyerek kendini soğutmasını engelliyor ve biyolojik iflası hızlandırıyor.
⚡ 5. Meteorolojik Anomali: Bu yüksek frekanslı sıcaklıklar özellikle kuzey Avrupa'daki yüz yıllık iklim dengesinin tamamen dışında. Altyapı da insan vücudu da bu ekstrem duruma hazırlıksız.
✍️ Özetle: Coğrafya, nem, altyapı ve 20 saatlik güneş birleştiğinde Avrupa'daki 35 derece, Türkiye'deki 45 dereceden daha ölümcül bir baskı yaratıyor.👇
Bir insanın ne dediğini anlamak zekâ işidir. Neden söylediğini anlamak empati işidir. Söylediklerinin başkaları üzerindeki etkisini önemsemek ise vicdan işidir. Bu üçünden biri eksik olduğunda iletişim teknik olarak gerçekleşebilir, fakat gerçek anlamda bir bağ kurulamaz.
şule gürbüz diyor ya, ‘her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.’ çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.
Gabor Mate dinliyordum, bir yerde "Ya kabul edilmek uğruna kendini bastırmanın acısını yaşayacaksın ya da kendin olup kabul edilmemenin acısını yaşayacaksın." şeklinde bir cümle kurdu. Yaşadığım ama cümleye dökemediğim duyguların pat diye suratıma söylenmesi biraz sert oluyor..
Albert Camus, çocukluğunda top oynadığı Cezayir’in yoksul mahalelerine yıllar sonra döndüğünde şunu yazmıştı: “O zaman hiçbir şeyimiz yoktu ama her şeyimiz vardı: Güneş, deniz ve dinmek bilmeyen anlam arayışımız.”