Yahudiler Gazze'de;
√ Yük taşımaması için Katırları,
√ Doğurmaması için Kadınları,
√ Tedavi yapmaması için Doktorları,
√ Savaşçı olmasınlar diye Çoçukları,
√ Üreyip çoğalmasınlar diye Erkekleri katletti.
Yahudiler Batı Şeria'da;
√ Filistinli köylülerin ekinlerini yaktı,
√ Asırlık Zeytin ağaçlarını kesti,
√ Hayvan sürülerine el koydu,
√ Köylerin yollarını tahrip etti,
√ İçme suyu şebekelerini imha etti.
En vahşi hayvanda bile asgari düzeyde de olsa, var olan merhametin zerresi bile yok bu yaratıklarda.
İnsanlık bu canlı türünün "insan" olup olmadığını sorgulamak zorundadır.
Dünya ihtiraslarını ilahlaştıran bu muhteris "canlı türü" tarafından yaşanılabilir ve yönetilebilir olma vasfını kaybetmiş durumdadır.
kemalistleri eleştirdiği için Rümeysa Eker ve Akp Terme ilçe başkanı görevden alındı ve partiden uzaklaştırıldı, peki kendi partidaşını koruyamayan, sahip çıkamayan Akp; nasıl ümmetin partisi olacak ve ümmetin haklarını savunacak?
Gelin şu #Dürrizade nin idam fetvasını bi inceleyelim ❗️
Bakalım Başkanlığını M. Kemal Paşa nın yaptığı meclis de bu idam fetvası ile alakalı 27 Nisan 1920 de yapılan konuşmalar neler ❓
İdam fetvasının boş olduğunu nasıl ispatlıyoruz⁉️
@mustafarmagan@iastoriaa@liderhabertv #Barometre
New York Times, İsrailli Siyonistlerin Filistinli erkek ve kadınlara yaptıkları cinsel saldırı suçlarına dair 14 tanık ve uluslararası kuruluş raporlarına dayanarak bir makale yayınladı:
🔺42 yaşındaki bir kadın: Çıplak halde metal bir masaya zincirlenmiş, iki gün boyunca askerler tarafından defalarca tecavüze uğramış, bu sırada diğer askerler sahneyi filme almış.
🔺Gazze'den bir gazeteci: Gözleri bağlanmış, çıplak bırakılmış ve kelepçelenmiş haldeyken, bir köpek onu tecavüz etmeye teşvik edildi.
Onun kurtulmaya yönelik çabalarına rağmen, köpek İsrailli askerlerin kahkahaları ve kıkırdamaları arasında cinsel saldırıyı tamamladı.
🔺46 yaşında başka bir gazeteci: bir havuçla sodomize edildiğini, aşırı acı nedeniyle saldırı sırasında ölmeyi dilediğini anlatıyor.
🔺15 yaşında bir çocuk: Gerçek tecavüzlere tanık olup olmadığını söylemeyi reddederek, yine de günlük tehditleri tarif ediyor: “Bunu yap, yoksa bu sopayı kıçına sokarız.”
🔺Başka bir Filistinli gazeteci: Gardiyanların testislerini ve penisini saatlerce bağladıktan ve genital organlarını dövdükten sonra, günlerce kanlı idrar yaptı.
Mine Kırıkkanat Tunceli’deki alevi katliamına atıfla Kılıçdaroğlu’na “Kılıç artığı” demiş. Sonra “ben soyadıyla ilgili şey ettim” diye kıvırmaya çalışmış. Sonra özür dilemiş. O da kurtarmayınca “yazılarına ara” vermiş.
Kırıkkanat her ne kadar zikzak çizse de nefret konusunda tutarlıdır. Aleviden sunniden Türk’ten Kürt’ten komple nefret eder. Dame de Sion’lu Frankofondur, Fransızı sever, batıyı, avrupayı, “esmer olmayanları” sever. Bu topraklardan, üstündekilerden, inandıklarından, değerlerinden, türkülerinden zikirlerinden, düğünlerinden cenazelerinden, semahından devranından, camiinden cemevinden ayrım yapmadan, toptan nefret eder.
Yahudilerin "Filistin'i bize sat" küstahlığına adam gibi cevap veren bir kahraman olan Abdülhamid Han, "31 Mart Vakası" denilen ve oyuncularının tamamı Jön Türklerden oluşan bir "tiyatro"yla düşürüldü.
"Hocam 117 yıl önceydi..." öyle mi?
1️⃣28 Şubat Darbesi'nin "gerekçe"si "İrtica" değil miydi?
2️⃣19 yıl önce bugün (27 Nisan 2007) püskürtülen "e-darbe" metnindeki "gerekçe" neydi?
▶️“Küçük kız çocuklarına ilahi söyletilmesi, okulda dinî sohbet düzenlenmesi gibi rejimi tehdit eden eylemler..."
3️⃣Özgür Özel, "Çocuklara Kur'an-ı Kerim öğretmek Orta Çağ zihniyetidir" dememiş miydi?
4️⃣"Okullarda Ramazan Şenliği gericilik" diye zıplamadılar mı?
5️⃣Daha dün "Mehter Marşı Saray kültürüdür" diye çocuklara bile arkalarını dönmediler mi?
🔴"31 Mart Vakası, bir irtica kalkışması" öyle mi?
🔴Hatta bazı (gafil) muhafazakârlara göre "Geride kalmış şeylerden bahsetmek ayrışmadan başka bir işe yaramıyor" öyle mi?
Bakın daha ne "tezahür"ler var...
https://t.co/bAQ2g6rPez
Önce toprakları çaldılar, sonra da o toprakların sahiplerini hapsettiler, katlettiler. Sokakta oynayan çocukları bazen zevk için öldürdüler bazen de kaçırıp organlarını aldılar. Kendilerine karşılık vermeye çalışanlara da terörist dediler. Hepsini bu vahşi siyonistler yaptı
Barış Pehlivan'ın Mustafa Kemal hassasiyeti, söz konusu kankası @timursoykan 'ın çalıştığı siyasal Alevici Birgün gazetesi olunca neden birden ortadan kalkıyor acaba? Birgün Gazetesi Mustafa Kemal'in Dersim Katliamının da sorumlusu olduğunu söylüyor. @barispehlivan'a göre Mustafa Kemal'in binlerce kadın ve çocuğun katliam emrini verdiğini yazmak sorun değil ama belediyenin sitesinde sinek kadar bir Mustafa Kemal resmini kaldırmak sorun.
Barış Pehlivan, Timur Soykan'ın gazetesinin yaptığı Dersim Katliamı haberlerinin Mustafa Kemal'e atılmış bir iftira olduğunu düşünüyorsa neden tepki göstermiyor? Yok eğer haberler doğruysa Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin sitesinden bir katliamcının resminin kaldırılmasına neden tepki gösteriyor?
Bunlar gazeteci olmadıkları gibi adam da değiller. Belediye hırsızlarından gelecek üç kuruş haram para için insan kendini şu duruma düşürür mü yahu?
CHP'nin 138 milletvekilinden hiçbirisi 7 Şubat 2026 tarihinde CHP'li Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede tarafından taciz edilen ve iki gün önce şüpheli bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden 16 yaşındaki Elif Tuana Torun hakkında herhangi bir paylaşım yapmamış.
Yani fail CHP'li olduğu için Türkiye Cumhuriyeti'nin 138 milletvekili 16 yaşındaki bir kız çocuğunun tacize uğramasını ve şüpheli şekilde hayatını kaybetmesini görmezden gelmeye devam ediyor.
Türkiye'deki dişi sineklerin bile hakkını aramak için kavga çıkarmaktan çekinmeyen CHP Kadın Kolları Başkanı Asu Kaya ve CHP milletvekili Aylin Nazlıaka da bugüne kadar ne taciz olayından ne de Tuana'nın şüpheli ölümünden bahsettiler. Halbuki yıllardır tek konuştukları şey kadınlar ve çocuklardı.
Herkes görsün bu rezaleti, bu iki kadın ve 136 CHP milletvekili, 16 yaşındaki bir kızın tacize uğramasını, sadece tacizcinin CHP'li olması sebebiyle görmezden geliyor ve hep birlikte susarak şüpheli ölümünü gizlemeye çalışıyorlar.
@AylinNazliaka@AsuKaya80TBMM@herkesicinCHP@eczozgurozel
Batılı devletler hem suçlu, hem de güçlüdür. Aslında suçlu oldukları için güçlüdür.
Çünkü onlarda ahlâkın gücü değil, gücün ahlâkı hâkimdir.
Çıkarları için yalanı, zulmü, yıkıcılığ, her şeyi hak görürler.
⚠️ Mason olduğunu ortaya çıkardığım Cem Congar 'ı apar topar bir kaç saat önce yayına aldılar. Kendisini ve kariyerini anlattı. Dün de bu ekip Google aramalarında şahıs hakkındaki haberleri ortadan kaldırttı.
Bakın 1.957 kişi izlemiş(!)
7,7 bin kişi beğenmiş (!)
Sesimi duyun duyurun
Bugün İran siyonist İsrail ve şeytan ABD ile harp ederken ABD yada İsrail'i tutan bir tane ehli sünnet çıkmaz, İran'ın zaferini murad eder, hal böyle iken ve bu İran Çeçenistan'da Rus'tan, Irak'ta ABD'den, Azerbaycan'da Ermeni'den, Afganistan'da yine ABD'den yana Suriye'de Rus ile müttefik iken bize siyonist, ABD yanlısı diyebiliyor. İran'nın içi İsrail'e nokta atışı bilgi satanlarla dolu, bunların harpte bile derdi Sünnilerle.
İran Meclis Başkanı Ali Laricani @alilarijani_ir,
İslam ülkelerine yazdığı mektupta
Hz. Rasülullah'ın “Bir kimse ‘Ey Müslümanlar’ diye çağırdığında onu duyar da yardım etmezse Müslüman değildir” yalanını söylemiş.
Yalan çünkü
Bu Hadis-i Şerif değildir ve bir Şii uydurmasıdır.
Sadece Şii Kuleynî'nin el-Kâfî adı kitabında yer alır.
1- Suriye'nin Müslüman halkı 10 yıl "Ey Müslümanlar" diye yalvarırken İran neredeydi?
İran oradaydı ve Suriye halkı bu çağrıyı İran'ın tecavüz ve katliamları için yapıyordu?
2- Gazze halkı 3 yıldır aynı çağrıyı yapıyor.
İran ne yaptı?
3- Doğu Türkistan halkı aynı bir asırdır yapıyor.
Peki İran neredeydi?
4- Arakan halkı senelerdir bu çağrıyı yapıyor.
İran neredeydi?
5- Keşmir halkı yıllardır aynı çağrıyı yapıyor.
Peki İran rejimi neredeydi?
6- Karabağ halkı 30 yıl aynı çağrıyı yaptı.
İran rejimi neredeydi?
Ermenistan'ın yanında!
7- 1990'larda Bosna Herkes halkı aynı çağrıyı yaptı.
İran rejimi neredeydi?
8- Kırım halkı 11 yıldır aynı çağrıyı yapıyor.
İran rejimi neredeydi?
İşgalci Rusya'nın yanında..
9- Afgan halkı halkı yarım asır bu çağrıyı yaptı?
İran rejimi neredeydi?
ABD'nin Afganistan'ı işgaline yardım ediyordu.
10- Irak halkı aynı çağrıyı yaptığında İran ne yapıyordu?
ABD'nin Irak'ı işgaline yardım ediyordu?
11- PKK Türkiye'ye saldırırken İran ne yapıyordu?
PKK'ya yardımla meşguldü?
Ey zalim Ali Laricani aklınız neredeydi?
Rasülullah (s.a.v.) ve İslam ülkeleri sizin oyuncağınız değil!
Haydi başka kapıya!
İlber Ortaylı’nın dramı
Mustafa Armağan
Bazı insanlar yaşarken ölür. Geldiği nokta itibariyle İlber Ortaylı tarihçiliğimiz adına ağır bir kayıptır.
Nitelikli bir tarihçi kumaşına ve tefekkür kabiliyetine sahipti ama maalesef “Şöhret afettir” sözünü kim bilir kaçıncı kez doğrulamayı tercih etti.
2000’li yılların başına kadar okuruna tarihçilik sahnesini zenginleştireceği umudunu zerk eden pırıltılı biriyken “Parayı veren düdüğü çalar” tezgâhına yuvarlandı. Velhasıl her ota konmanın bedelini ödüyor. Zira her devrin çiçeği olma arzusu çiçeklik vasfınızı da zedeler.
Geçen Cumartesi akşamı Sultan 2. Abdülhamid’in dördüncü nesilden torunu Şehzade Orhan Efendi’nin kerimesinin düğünündeydik. Hazirun epey renkliydi doğrusu. Bir yanda ailenin Şam’daki akrabaları, diğer yanda Türkiye tablosundan ilginç portreler... Hanedan reisi Harun Efendi’nin masasında diğer hanedan üyesi Osman Selahaddin Osmanoğlu ile Halil Konakçı hoca ve İlber Ortaylı yan yana oturmaktaydı.
Nikâh merasiminde Refah Partisi eski milletvekili Şevki Yılmaz’ın hanedanı sürgüne gönderenlere gösterdiği tepki ile İlber Ortaylı’nın buna mukabele etmeyişi sosyal medyayı çalkalıyor şu dakikalarda.
Öncelikle bu millete asırlarca hizmet etmiş kutlu bir hanedanın namerde muhtaç edilmesinin tasvip edilir tarafı yoktur. Hanedanın yaşadıkları, Kadir Mısıroğlu’nun deyişiyle tam bir dramdır. Üstelik sürgün kararını alanlar vaktiyle hanedanın nimetleriyle perverde olanlardı ne yazık ki. Nitekim karar alındığı tarihte Reisicumhur olan Mustafa Kemal de Samsun’a çıktığında “Fahrî yâver-i hazret-i şehriyârî”, yani Sultan Vahdettin’in “onursal yaveri” unvanına ve kordonlarına sahipti.
İlber Ortaylı’nın ilk çok satan kitaplarını yayına hazırlayan bu satırların yazarıdır. İlber Ortaylı ile Tarihin Sınırlarına Yolculuk (2001), Gelenekten Geleceğe (2001), Osmanlı Barışı ((2002) ve Taha Akyol’la konuşmalarından oluşan Osmanlı Mirasından Cumhuriyet Türkiye’sine (2002) adlı kitapları benim imzamla, hatta ikisi benim sunuşumla yayınlanmıştır. Önsözlerinde bana teşekkür etmiştir.
O tarihte kendisini önemsiyordum, makul çizgisinde yoluna devam etseydi bugün de aynı şeyleri söylerdim. Ancak aradan geçen 20 yılda o kadar savruldu ki, yer yer propagandist bir Kemalist partizana dönüştü, yeni yonttuğu kalemi eskiden söylediklerini de itibarsızlaştırdı. Osmanoğullarınınkine benzer bir dramı yaşadı, yaşıyor... Bir farkla ki bu dram başkası tarafından dayatılmadı: kendisi tercih etti.
Sadece yazılarındaki maddi hataları değil (ki bu hatalar bir kitap oluşturacak kadar çoğaldı, Y. Hakan Erdem’in Tarih-i Lenk adlı kitabında gösterdiği feci hatalarına yüzlercesi eklendi), ciddiyetten uzak konuşma şekli ve dogmatik üslubu da bu tarihçi aydını diri diri gömmeye yaradı sadece.
Dışkısever https://t.co/6wIyZrx3M2 ‘ekran kankası’ olması, jeologdan tarih dersi dinlemesi ise sevenleri tarafından pek yadırganmadı. Bu yüzden iş Şevki Yılmaz’ın yanındaki suspusluğuna gelince isyan etmeleri mantıksız. Çünkü İlber Ortaylı hiçbir mühim meselede kesin tavrını ortaya koymamış, yuvarlak konuşmalar ve cümlelerle vaziyeti idare eden biri haline gelmiştir.
Babala TV’de “Filistinliler toprak sattı dedim diye bana saldırıyorlar” diyen moderatöre “Zaten Filistinliler öteden beri toprak satıp parasını yemesiyle meşhurdur” diye abes bir cevap vermesi ancak vicdan yoksunu birinin verebileceği sefalet derecesindeydi. İşgalci İsrail’in vahşetini iki kelamla olsun kınamayan birinin “Oh olsun” der gibi, “Zaten dedeleri de toprak satmıştı” gibilerinden dijital fanatiklerin damarına göre şerbet vermenin âlemi neydi?
Her tarihçi hata edebilir. Maddî bilgi hataları bir şekilde affedilebilir, çünkü işin bu tarafı meslekten tarihçileri ilgilendirir ama insan olmanın gereği olan mazlumun yanında olma vasfını kaybetmiş birinin ahlakî sorunu da var demektir. Henüz ismi konulmadan hayatı söndürülen binlerce Filistinli bebeğin ahını almayacaktınız.
@ittifakgazete
- Vazifeyi aldığı 28 şubattan itibaren; kemalist tarihin yalanlarını yaymak için uğraştı.
- İdeolojik - propagandacı tarihi yayma konusunda üstadı ve hocası Halil İnalcık'tan sonra gelen (Kırım kökenli) kutbuydu
- 28 şubat'ta (Yaşar Nuri ile birlikte) piyasaya sürüldü, vazifesini 30+ yıl mükemmel yaptı.
- Milyonlara, kaç kuşağa yalan dolan ideolojik tarih ve birsürü safsata anlattı, tarihçi değil propagandistti
- Sattığı yalan tarihi bakalım arkasından gelen vazifeli papyonlu ne kadar savunabilecek.
"arkasından konuşmayın" diyecekler için yaşarken yazdıklarım burada,
Yıllardır herkes hocam çekerken çatır çatır bunları yazıyordum.
https://t.co/r9nDYBwZpd
Toplumun en büyük sorunlarından birisi, ortalama 15 günlük hafızaya sahip olmasıdır.
Esad döneminde,
İsrail'in yeni yetişen savaş pilotları pratik yapmak için hemen hergün Şam'ı bombalıyordu.
Rusya'nın Golan tepeleri ve Lazkiye'de üsleri bulunmasına rağmen; müdahale etmek bir yana, tek bir açıklama dahi yapılmadı.
Rus HSS'leri İsrail'e karşı yine bir kez devreye bile girmedi.
On binlerce Sünni müslümanın imha edildiği Sednaya Hapishanesi, Esad'dan çok İsrail'in kontrolündeydi -ki- burada Mossad ile Şebbiha istihbaratı da ortak çalışıyordu.
Öte yandan,
Bugün Suriye’nin kuzeyindeki PKK-SDG varlığının ana sebebi:
Beşar Esad'ın 2011 yılında bizzat imzalamış olduğu (Yerel Yönetim Yasası olarak bilinen) 107 sayılı kararnamedir.
Bu kararname ile ilgili bölge idarelerinin büyük bölümü (nüfusun %10'u dahi etmeyen) Kürt silahlı gruplarına bırakıldı ve rejim güçleri bir buçuk yıl içinde Haseke, Ayn el-Arap ve Afrin başta olmak üzere tüm bölgelerden çekildi.
Nitekim,
PKK’nın büyümesinde en kritik rolü oynayanlardan biri yine Esad Ailesi olmuştur.
Özellikle Hafız Esad döneminde; ilk eğitim kampları, lojistik hatlar ve güvenli bölgeler tesis edilerek, örgütün operasyonel kapasitesinin genişlemesine doğrudan destek verildi.
Velhasıl,
Esad ailesi/yönetimi Türk devleti ve milletinin -başından itibaren- en büyük düşmanı olmuştur.
Siyasal Alevicilik ve Şia hareketi ise,
Ortadoğu'nun bugünkü durumundan en az İsrail/ABD kadar sorumludur.
CHP'nin organize ettiği 9 Şubat 2008 tarihli "TÜRBANA HAYIR" mitingine bakın lütfen. 18 sene önce CHP'liler seçimleri kaybetmiş olmalarına rağmen meydanlara çıkıp üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılmasına yönelik Anayasa değişikliğini durdurmaya çalıştılar.
Onbinlerce CHP'li, muhtemelen hayatları boyunca hiç görmeyecekleri, belki hiçbir zaman aynı şehirde bile bulunmayacakları, isimlerini bilmedikleri, kişiliklerine, karakterlerine dair hiçbir fikir sahibi olmadıkları, 19-20 yaşındaki başörtülü kızların eğitim hakkını elinden alabilmek için ülkenin dört bir yanından otobüslere binerek Ankara'da toplanmışlar. Ülke tarihinin gördüğü en büyük organize kötülük hareketlerinden birisi.
Bu aşağıdaki CHP'li kalabalık, kendi yaşam biçimini ilgilendiren bir mesele için değil, Müslüman kız çocuklarının yaşam biçimini belirlemek, açık şekilde özgürlüğünü kısıtlamak için oradalar. Müslümanların kendileri ile eşit haklara sahip olmasını istemedikleri için öfkeyle bağırıyorlar. Rejimin ilan edildiği 1923'ten 2008 yılına kadar kendilerinde bunu yapma hakkını buldular. Özgür Özel'in iki gün önce inanç ve fikir özgürlüğünün teminatı olduğunu söylediği CHP kitlesinin azgınlığını görüyor musunuz? Üzerinden 18 sene geçtikten sonra izleyince ne kadar tuhaf hissettiriyor değil mi? Zihinlerini katmer katmer çevreleyen yobazlığın farkında bile değillermiş.
Mitingdeki herkesin elinde Mustafa Kemal posteri var. Başörtüsünü de onun ilkelerine aykırı buldukları için yasaklamak istiyorladı. Ne oldu mesela 2008'den sonra? Mustafa Kemal'in ilkeleri mi değişti? Mustafa Kemal'in ilkelerini yanlış yorumladıklarını mı farkettiler? Yoksa Mustafa Kemal'in ilkelerinden mi vazgeçtiler? Bugün hiçbirisi eskiden başörtüsü düşmanı olduğunu kabul etmiyor. Bu aşağıdaki kalabalığın varlığını inkar ediyorlar. Bu, zihinlerindeki derin karanlığın en azından bir bölümünü aydınlatabildiğimizi göstermesi açısından aslında memnuniyet verici.
Göreceksiniz eğitimdeki millileşme hareketine de benzer bir direnç gösterecekler ama sonunda hayatın gerçeklerini kabullenip karşı koymaya çalıştıkları basıncın, bir asrın altında kalmış bin yıllık bir tarihin gücünü taşıdığını anlayacaklar. Yine teslim olacak ve yine dönüp kendi ilkelerini güncelleyecekler. 10 sene sonra hiçbirisi, bugün bu meselelere itiraz ettiğini kabul etmeyecek. Özgür Özel gibi birisi çıkıp CHP inanç ve fikir özgürlüğünün teminatıdır diyecek. Kitlesel zihin ıslahı, maalesef böyle uzun süren tedavi süreçleri gerektiriyor.
Devrik de olsa o topraklarda hükümdarlık yapmış bir ailenin mensubu bu kadar aşağılık, bu kadar haysiyetsiz olur mu yahu…
Mevcut İran’ı beğenmiyoruz, ama sekülerist İranlıların vatansız, mukaddesatsız, onursuz hallerinden daha izzetliler en azından. Bunlar çok rezil…