Fahrettin Altun'u görünce aklıma yine Türkiye'deki meşhur derin devlet martavalları geldi. Bilirsiniz, Türk toplumu maddî dünyadan ziyade madde ve ruh dünyası arasında arafta yaşayan bir toplum olduğu için rasyonalitesi şüpheli bir kavimdir. Doğru dürüst kanıtı olmayan ama dinlendiği zaman kulağa hoş gelen mistik hikayelere bayılır. Derin devlet hikayesi de bunun en başat örneklerinden biridir.
Türkiye'nin özellikle son 22 senede nasıl ilmek ilmek batırıldığı herkesin malumudur. Bu batış devam ederken insanların sesinin çıkmaması gerekiyordu. Sesinin çıkmaması için de insanlara büyük bir milletin ferdi oldukları, güçlü bir devletin vatandaşı oldukları, devletten de öte daha derin hatta depderin bir devletin ipleri elinde tuttuğu ve işler çok sarpa sararsa kendilerini kurtaracağı fikrinin aşılanması lazımdı. Başta diziler, sonra da sosyal medyada İletişim Başkanlığı tarafından peydah edilen Siktihatçı kanzi kuşağı sayesinde bu plan gerçekleşti.
Mesela Kurtlar Vadisi Pusu dizisini hatırlayın. Son sezonları hariç izleyiciyi ekran başına kilitler ve sürekli reyting rekorları kırardı. Orada hep İhtiyarlar, Ölümsüzler, Sır Katibi cart curt gibisinden karakterler ve oluşumlar olurdu. Bu oluşumlar Bosna'dan Afganistan'a bütün coğrafyayı parmağında oynatırdı. Yıllar yılı bunları izleyen insanlar Türk devletinin dehşetengiz gücünü düşünerek kendinden geçti ve büyük büyük pozlara girdi. Halbuki Türk devleti dedikleri para karşılığı Avrupa'ya mülteci bekçiliği yapan, Avrupa'nın çöpünü kendi topraklarına para karşılığı alan, 35 yılla yargıladığı rahibi tek tweetle bırakan gayet zayıf ve aciz bir varlıktı.
İnsanlar ucuz iş gücü kaynağına dönüşüp, ülkelerinin de ucuz tatil ve mülteci deposu haline getirilmesini seyrederken "Aga noluyo, bu nasıl iş?" demediler. Çünkü kendilerini büyük bir devletin vatandaşı sanıp, ayrıca bir de derin devlet tarafından korundukları sanrısına kapıldılar.
Artık Kurtlar Vadisi Pusu yok. Fakat Fahrettin Altun var ki o hepsinden tehlikeli. Açıkçası ben kendisini oldukça başarılı ve zeki buluyorum, hakkını vermek gerekir. Önceki kuşağı diziler halletmişti, yeni kuşağı da Fahrettin halletti. Yarattığı devletperest kanzi kuşağı sayesinde öyle bir sanrı yarattı ki Türkiye Cumhuriyeti paldır küldür uçuruma yuvarlanırken milyonlarca insan ordularının yenilmez, bayraklarının düşmez ve ülkelerinin yıkılmaz olduğunu zannediyor. Bunu, tarihin gördüğü en kudretli imparatorluk olan Roma'nın bir zamanlar hükmettiği topraklar üzerinde yaşayan insanlar diyor. Halbuki Roma'dan ibret alıp hiçbir şeyin yenilmez ve ebedi olmadığını ilk onlar idrak etmeliydi.
Unutmayın! Derin devlet yok, derinlerde bir yerlerde ipleri elinde tutan ve sizi koruyan hiçbir teşkilat yok. Yapayalnızsınız ve çaresizsiniz. Devlet aklı dediğiniz şey de devletin sinir merkezlerinde oturan adamların akıl, görgü, bilgi, zeka ve tecrübelerinin ortalamasıdır. Boş sanrılarla ömür tüketmek yerine gözünüzü gerçeklere açın. Nasılsa savaşı kazandık, kutlamalarda lazım olur diyerek yanlarına silah ve erzaktan çok şarap alarak Niğbolu felaketine dolu dizgin giden Haçlılara benziyorsunuz vesselam. -SON-