Hep aynı cümleleri kuruyorsunuz
Biraz sussanız herkes dinlenecek gibi
Şehre biraz su serpmeli, ortalığı kasıp kavuran ölümler var
Çare dinginlikte belki de
Susmalı biraz, serinlemeli kaldırımlar.
Haluk Levent, deprem döneminde Kızılay’dan çadır satın aldıklarını ve Kızılay’ı suçlamanın doğru olmayacağını ileri sürdü:
“Bakın, hava buz gibi, dışarıdasınız. İnsanlar evlerine giremiyor; ya evleri yıkılmış ya da yıkılmak üzere. En önemli şey çadır tedariki. Çünkü tam kış ayı. Depremden sağ kurtulan insanlar sokakta kalmıştı ve milyonlarca insanın barınma ihtiyacını çok kısa sürede karşılamak mümkün değildi.
O dönemde hızlı bir şekilde çadır tedarik edebileceğimiz tüm kurum ve firmalar üzerinde araştırma yaptık. Size bir şey söyleyeyim mi? Şu cümle benim için çok önemli: Hiçbir yerden bulamadım. Çoğu kişi belki de karaborsa için çadır vermedi.
Bu çok acı bir şeydi. Çünkü çadır, depolanan veya hazırda bekletilen bir ürün olmadığından ilk günlerde hazır afet çadırı da temin edemedik.
Sonraki araştırmalarımızda, Kızılay’ın bir iştiraki olan Kızılay Çadır AŞ’nin ürettiğini ve bu şirketin elinde hazır çadır olabileceğini düşündük.
Kızılay iştirakiyle temas kurduğumuzda ellerinde yurt dışı için üretilmiş çadırlar olduğunu öğrendik.
Deprem döneminde zaten büyük bir lojistik kapasite eksikliği vardı. Mevcut ulaşım araçlarıyla ancak belirli sayıda gönderim yapabiliyordunuz. Kızılay da zaten kapasitesinin maksimumunu kullanıyordu; biz bunu gördük. Biz de Kızılay’ın elinde hazır bulunan ve yurt dışı için üretilmiş bu çadırları satın alarak derhâl yola çıkardık.
Bu durum o dönem tam olarak anlatılamadı. Ancak bu, Kızılay’ın eksik çadır gönderdiği anlamına gelmiyordu. Bunu daha sonra da ifade ettim. Kızılay’ın elinde zaten yeterli, hatta fazla miktarda çadır vardı; ancak lojistikte sorun yaşanıyordu. Biz de bu çadırları satın alıp kendi lojistik imkânlarımızla hızlıca bölgeye ulaştırdık.”
‘Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor’
M. Akif Ersoy
‘Durdular ite çakala karşı yarin kapısında’
C. Zarifoğlu
‘Türkiye ağır yüktür kemiği çatırdatır Kırılan kirişleri Dağlıca’da biz tuttuk Aktütün’de, Eruh’ta, varsıl değil bey değil İnledik derin derin İstanbul’u uyuttuk’
S. Çobanoğlu
Seni görmeyeli mapusta yıllarca yatmış gibi, insanlar için üç beş önemsiz gün, seni görünce ilkbahar gelir sonbahara , bütün günler birbirini döver rüzgarlarda, kırmızı sana çalar rengini, ay güneşe dolandığından beri..
Evden çalışmak artık iş hayatının kaçınılmaz sonu.
Bunu yapabileceğiniz milyonlarca iş olanağı ve platform var.
İşte size dolar cinsinden ödeme yapan 7 uzaktan iş platformu:
@MobiletOfficial merhabalar arkadaşlarımızla birlikte 28 temmuz yüzyüzeyken konuşuruz konseri için bilet almaya çalıştık fakat dünden beri bir türlü bilet alamadık üstelik tükendi de yazmıyordu az önce tükendi olarak görünmeye başladı, bu konuda yardımcı olabilir misiniz?
“Kimsenin içinden gelmeyeni talep edemem. Çok isterim belki ama bir kapıda kendimden taviz verecek kadar ısrarcı olamam bu yüzden boyun bükerek de olsa kabullenirim. Olacak olan benim ittirmemle olacaksa olmasın. Kendimi hatırlattığım sürece var olacaksam zaten unutulayım.”
Kemal Sayar’ın çok güzel bir ifadesine rastladım; "Yas,sadece sevdiklerimizi kaybetmekle olmaz.Bir yaşama biçimini kaybetmek de yastır. Bir şehri bildiğimiz halde kaybetmek,rutinlerimizi kaybetmek de yastır.Hatta itikatlarımızı, dünyayla ilgili inançlarımızı kaybetmek de yastır."
@OguzhanUgur Ülkeyi belli bir seviyeye getirmek isteyip, bunun için çabalayıp, üstüne bir de kendini açıklamak zorunda kalman… biz vazgeçtik oğuzhan sen devam ettiğin için teşekkürler 🙏🏻
"Insan kırılır, sevgi körelir. Zaman her şeyi affetmeye yetmez bazen. Çok sevdiği için her şeyi sineye çekemez insan. Kötü gününde destek görmedikten, omzunu yaslayamadıktan sonra sevgi de biter. Sevgi emektir. Emek olmazsa bir hiç."
Küçük Prens'i her okuduğumda içimi burkan şu cümle:
"Ben onu anlıyordum. Yanlış yaptığında bile anlıyordum. Onu sevdiğim için anlayacak bir sebep buluyordum. O da öyle yapar sanmıştım.."
Güneş yükselmeden kuşluk yerine
Bir adam camiden döndü evine
Oturdu sessizce yer minderine
Kızı “bayram” dedi, yalın ayaklı
Adam “bayram” dedi, tam ağlamaklı…
Kemal Sayar’ın çok güzel bir ifadesine rastladım; "Yas,sadece sevdiklerimizi kaybetmekle olmaz.Bir yaşama biçimini kaybetmek de yastır. Bir şehri bildiğimiz halde kaybetmek,rutinlerimizi kaybetmek de yastır.Hatta itikatlarımızı, dünyayla ilgili inançlarımızı kaybetmek de yastır."