Tanrı İstanbul’u Türklere verdi.
Çünkü Doğu Roma Kralları Tanrı’nın yolundan sapmıştı, Kiliseler yozlaşmıştı.
Türkler olmasaydı muhtemelen Ortodoksluk yok olacaktı.
Bu nedenle Tanrı, daha layık olan Türklere İstanbul’u verdi.
Fatih Sultan Mehmet, Roma’nın Sezarı (Kayzer-i Rum) oldu.
Fatih bilge bir hükümdardı. 8 dil biliyordu. O çağda bu düzeyde bir hükümdar dünyada yoktu.
Fatih’in üvey annesi Sırp Kralının kızıydı, Ortodokstu. Hiçbir zaman İslam’a geçmedi ve cenazesi de törenle manastıra defnedildi.
Fatih, Ortodoks kilisesini yeniden canlandırdı. Ortodoks Hristiyanlığa büyük saygı duyuyordu.
Türkler, adaletle yönetti. Bu nedenle Tanrı razı oldu.
Bu nedenle İstanbul çağlardan beri, bunca kötü yönetime ve çarpıklığa rağmen inci gibi parlıyor. Çünkü İstanbul, Bakire Meryem anamız tarafından korunan kutsal bir şehirdir, dünyadaki diğer hiçbir şehre benzemez ve kıyaslanamaz.
İstanbul Türklerindir ve kıyamete kadar da böyle kalacaktır.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Her esnafın önünü dubalarla bloke etmesine, kaldırımlara ve trafik ışıklarına park edilmesi gibi şehir içinde trafiği yoğunlaştıran eylemlere izin verilecek, kavşaklarda ve önemli noktalarda polis memuru olmayacak, sonra da şehir dışında trafiği doğrudan etkilemeyen kılpayı ihlallere ülkenin gelir düzeyinin çok üzerinde cezalar kesilecek.
Sonra da masa başında yüksek rakamlara bakılınca trafik sorunu çözülüyor sanılacak…
Şehir içinde trafiğin en önemli nedeni park alanlarının üretilmemesi ve yolların bloke edilip daraltılması…
Belediyelere sadece yolsuzluk yaptığı için değil, şehire çözümler üretmediği için de operasyonlar yapılmalı…
Polis memurlarının gözü önünde, valelerin park etmesine göz yumulan yerlere vatandaş park edemiyor…
Amaç trafiği azaltmak, düzene sokmak mı? Yoksa kolay düzenlemeleri yapmak ve gelir sağlamak mı? @TC_icisleri@AliYerlikaya@tcbestepe@RTErdogan
Yıllardır, polis memurlarının muavin gibi içine yerleştirildiği çekiciler tenhalarda araç çekerken, kavşakların ve yoğun bölgelerin çoğunda bir tane polis memuru göremedik ve kaderine terk edildi…
Vatandaş yaşadığını bilir, güzel anlatımlar gerçekleri değiştirmez, sorunları çözmez…
Basından öğrendiğim kadarıyla, Silivri’ye hapsedilmemiz üzerine, Alman Hükümeti hava kuvvetlerimizin büyük ihtiyacı olan ve uzun zamandır beklediğimiz Eurofighter savaş uçağının Türkiye’ye satışını veto etmiş.
Almanya’da görevi devralmaya hazırlanan yeni hükümete seslenmek istiyorum:
Türkiye Erdoğan’dan ibaret değildir, Türkiye Erdoğan’dan büyüktür. Hükümetler gelip geçicidir. Türkiye’nin ulusal çıkarları Erdoğan’dan da İmamoğlu’ndan da daha değerlidir. Bu kararınızı geri almanızı istirham ediyorum.
Erdoğan iktidarının sonu göründü. Türkiye’nin yeni iktidarı, Avrupa Birliğiyle ve Almanya dahil bütün müttefiklerimizle, karşılıklı menfaatlerimiz, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı demokrasi ilkeleri çerçevesinde çalışacaktır. Bizim iktidarımızda Türkiye’nin AB’ye tam üye olacağına dair en ufak bir şüphemiz yoktur.
Ece Üner:
Sahi ne yaptı bu çocuklar?
• Bolu'da, İsias Otel'de ihmallerle insanların ölümüne mi neden oldular?
• Arabada uyuşturucu çekip yakalanınca pudra mı dediler?
• Depremzedelere çadır mı sattılar?
• Ankara'yı parsel parsel mi sattılar?
Milletimiz büyüktür diyerek sizi selamlıyorum.
Ramazan ayının merhameti, bereketi, adalet, birliktelik ruhu, insanın insanı hissetme anlayışı üzerinizde olsun.
Sosyal devlet olmak adına, adalet adına üzerimizdeki kötülüklerin bittiği, iyi günlerin geleceğini müjdeleyerek; ülkemize, milletimize, emeklisine, gençlerine, emekçisine, iş dünyasına zulüm ve zor günler yaşatan her kim varsa; içten dualarımla bir an önce bu kötü, bir avuç insanı milletçe göndereceğimiz günleri, sandığı, seçimi iple çektiğimi bilmenizi istiyorum.
Akşam İstanbul Saraçhane’de milletimizin, yüzbinlerin sesinden “Yiğidim Aslanım” şarkısını dinledim. Çok teşekkürler…
Halk TV’de 00.30’da benimle ilgili hazırlanan belgeseli izledim. Teşekkürler Halk TV.
Buradan bir uyarıda bulunmak isterim. Bir süre, dün akşam ilk kez hepimizin vergileri ile yayın yapan TRT başta olmak üzere, iktidar yalakası kanallara ilk kez hayatımda bu kadar bakma fırsatı buldum. Tam bir rezalet, yalan, iftira; namusa, haysiyete dil uzatma. Koca insanlar utanmadan, nasıl bu denli kötü olabilir? Hepsinin, tüm bu yalancıların, yalakaların, Ramazan ayında kul hakkı yiyenlerin burnundan fitil fitil getireceğim ve ömrüm var oldukça hukuki haklarımı arayacağım. And olsun!
Bütün bu sorunları çözeceğiz. Bu atmosferi yaratan, bize yaşatan tek kişi var. Ankara’da kapalı kapılar ardından Türkiye’yi yönetmek değil koltuğunu korumak için Ramazan’da kul hakkı yemek dahil her yolu mübah gören tek kişiyi milletçe göndereceğiz, sandıkta göndereceğiz.
Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Başaracağız. Akşam herkesi Saraçhane iftar sofrasında Sn. Genel Başkanım Özgür Özel ile oruç açmaya davet ediyorum. Ben de sizi izlerken iftar sofrasında olacağım, dua edeceğim.
Ekrem İmamoğlu
25 MART 2025 SALI, SİLİVRİ