İnsan şu haberi okuyunca İstanbul İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten’i düşünmeden edemiyor. Ramazan bey 1.5 senedir tutuklu. Tutuklu olduğu için krediyle aldığı bodrum katındaki 75 m2 lik 1 evini ve 1 aracını satmak zorunda kaldı, kızı o cezaevinde iken doğdu.
Karadeniz’de 13 gemi vurulmuş, 20 insan hayatını kaybetmiş, 30’dan fazla insan yaralanmış ve bir kişi bile Türkiye’yi adam yerine koyup özür bile dilememiş. Türkiye tarihinin en ağır diplomatik utançlarından biri.
AKIL ALIR GİBİ DEĞİL!
6 Şubat’ta 11 ilimiz yıkıldı, on binlerce canımızı kaybettik.
Depremin ardından 128,9 milyar TL bağış toplandı.
Deprem sonrası getirilen iki ek vergiden 224 milyar TL tahsil edildi.
Toplam: Yaklaşık 353 milyar TL.
Şimdi fon olayına bakalım...
SPK’nın tasfiyesine karar verdiği 7 şirkete ait 131 fon var.
Bu fonlar için kamuoyunda konuşulan toplam büyüklük ise yaklaşık 800 milyar TL.
353 milyar yüzyılın felaketi için...
800 milyar bir avuç insan için...
Bu iki rakam arasındaki uçurum, nasıl bir paradan bahsedildiğini anlamak için yeterli.
Varın gerisini siz düşünün!
#fon
#FonSoruşturması
#fonmağdurları
Tera’nın kapalı fonunda manüplasyon yapan 12 şerefsizin dışındaki;
7 şirkete ait 131 fondaki 511 bin mağdur fon yatırımcısına sesleniyorum!
AKP tarafından tuzağa düşürüldünüz!
17 Eylül operasyonundan, önceden haberi olup da, sistemden çıkış yapanlar tarafından dolandırıldınız.
Ortamı sizin dolandırılmanıza uygun hale getirenler, tabii ki kendi yarattıkları bu sorunu da çözmeyecekler.
Ölümü gösterip sıtmaya razı ederek, birikiminizin ya çoğunu ya da tümünü yok edecekler.
Sorunun çözümü nettir⬇️
AKP’nin iktidardan gitmesidir!
Zira birikiminizin tek kurtuluşu, paranızın zimmetine geçirenlerden geri alınmasıdır.
Onu da AKP yapamaz. Çünkü zaten bu rezilliğin dibine kadar batmıştır.
511 bin mağdur fon yatırımcısı’na sesleniyorum!
AKP’nin size attığı bu tokadı unutmayın!
Ve hep hatırlayın⬇️
YENİ Parti paranızın izini sürecek ve iktidara geldiğinde hortumlayanlardan tahsil edecek!
Kanada da, Türkiye de muzunu Ekvador'dan ithal ediyor.
Nakliye süresi iki ülke için de yaklaşık 1 aydan kısa. Nakliye maliyeti de her iki ülke için kilogram başına 30 centin altında.
🇨🇦 Kanada'da Chiquita muzun yarım kilosu 0,69 CAD (15 TL).
🇹🇷 Türkiye'de ise aynı muz yaklaşık 113 TL (3,4 CAD).
Yani aynı ürünü, aynı ülkeden, benzer nakliye maliyetiyle almamıza rağmen Türkiye'de fiyatı neden 4 kat daha pahalı?
Sorun Ekvador değil. Nakliye de değil.
Peki sorun tam olarak nerede?
İşten anlayan biri, Türkiye'de Chiquita muzun neden 15 TL'ye yenemediği açıklayabilir mi lütfen?
Gerçekten araştırdım ama bulamadım.
Pestisitleri araştırırken öğrenmekten pek de hoşnut olmadığım şeylerle karşılaştım ve bir an önce bu iş sıkı sıkıya denetlenmezse bugün varılan noktadan çok daha kötüye gidebileceğini düşünüyorum. Videoya bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz 👇👇👇https://t.co/WRATlPlkIv
Ben bugünkü çılgınlaşan kanser oranlarını kullanılan pestisitlere ve anormal pestisit oranlarına bağlıyorum. Türkiye'de iç piyasada neden hiç imha edilen ürün duymadığımızı, prosedürleri, yeterli olup olmadıklarını, yem yapımına ayrılan yüksek pestisitli ürünleri, PFAS birikiminin vücuttaki etkisini, yıllar önce yasaklanan pestisitlerin hala nasıl denetimlerde çıkabildiğini ve bu yüzden yurt dışından döndüklerini bir sonraki twitte adresini verdiğim videoda açıkladım (1)👇👇👇
18 yaşındaki bir genç kız dün akşam baygınlık geçirince annesi hastaneye götürdü. Saçları avuç avuç dökülüyor. Bakımsızlık ve yetersiz beslenme artık bedenine yansımış durumda. Doktor "İyi koşullarda bakılması gerekiyor, durumu kötü" diyor, yapılan testlerin sonuçları 15 gün sonra çıkacak. Verem olma ihtimali yüksekmiş.
Yaşadıkları ev farelerin cirit attığı, bir ailenin yaşamaması gereken bir yer. Başka bir eve taşınma ihtimalleri yok, günlük işlerle geçiniyorlar ve bu evin kirasını da güçlükle ödeyebiliyorlar. Ev sahibinin aileyi çıkarmasını şimdilik durdurabildik. Günlerdir buraya yazmamak için bu durumu ilgili devlet ve yerel kamu kurumlarına anlattım. Şimdi gerçekten bu evin önüne gidip çığlık atmadan önce, evin çatısını onarın, etrafını temizleyin. Fare deliklerini kapatın. Bu genç kızın ve bu evde yaşayan ailenin insan onuruna yakışır koşullarda yaşamasını sağlayın @Cekmekoybeltr@tcailesosyal #YoksullukİnsanHaklarıİhlalidir
Bakın bu Eren, EREN ÖĞRETMEN!
Sözde Eğitim Bakanının mülakat müsameresiyle gasp ettiği kadroları için,
özel okul patronları daha çok kar etsin diye gasp edilen taban ücret hakları için Ankara’da 7 gündür açlık grevinde olan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının başkanı!
Valiliğinden polisine bakanından sarayına var gücüyle patronlara çalışan bir devlette hakkını arayan bir öğretmen!
@eren_edebali
#ÖğretmenlerGözaltında
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Özel sektör öğretmenleri, bugün açlık grevinin 8. gününe girdi.
Öğretmenlerin talebi ne biliyor musunuz? (1) Aynı işi yaptıkları kamu öğretmenleriyle aynı taban maaşı almak; ayda 20 bin liraya kölelik yapmamak. (2) Her yıl haziran ayında biten, eylül ayında başlayan sözleşmelerden, güvencesizlikten kurtulmak; yazı beş parasız geçirmemek. (3) Sigortasız çalıştırılmamak. (4) Bin defa “kaldıracağız” sözü verilen mülakatın kaldırılması.
Bir masa kurulacaktı bu talepleri görüşmek için. Hükümet dedi ki “siz haklısınız, bu şartlarda çalışmanız doğru değil, ben özel okul patronlarını da çağırayım bir oturup konuşalım sizin durumunuzu.”
Bu toplantı, son anda iptal edildi. Bakanlık gerekçe olarak “patronları masaya oturmaya ikna edemiyorum” dedi.
Şimdi öğretmenler diyor ki “ey Milli Eğitim Bakanı, sen daha üç tane patronu bir masaya oturtamıyorsun, sen öğretmenini 20 bin TL, 25 bin TL’lik maaşlarla çalışmaktan kurtaramıyorun, ne diye o koltukta oturuyorsun?”
Bakanla konuşmak istiyorlar haliyle. Günlerdir, sadece “bizim sesimize kulak verin” diyerek açlık grevinde olan öğretmenlere etmedik zulüm koymadılar. Mesela dün akşam, 10 kişi çember yapmışlar, aralarında birer birer öğretmen alıp dövüyorlardı, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın sayfasında videoları var.
Ankara’da bu oluyor, “n’oluyor orada yav” diye merak eden varsa.
Manisa’da yaşayan 65 yaşındaki Zeki Eyilik, eşinin yıllar önce terk ettiği serebral palsi hastası yatağa bağımlı oğluna, 40 yıldır tek başına bakıyor.
Son 3 yıldır oğlunu şırıngayla besleyen baba:
Oğluma severek bakıyorum. Onun hayatına dokunabilmek beni mutlu ediyor.
Benim bir evim yok.
İmkanı olan hayırseverlerden destek bekliyorum.
"11 yıllık biyoloji öğretmeniyim, aylık 22 bin tl alıyorum, yazın kafede çalışıyorum"
Özel sektör öğretmeni Betül Koca açlık grevinin dördüncü gününde...
@acikradyo'da bu sabah çalışma koşullarını anlattı.
Podcast burada👇
https://t.co/trejCMDqRB @ogretmensendika
Vizesi yetişmediği için davet edildiği konferans, seminer, festival gibi bilimsel ve kültürel etkinliklere katılamayan vatandaşlara tazminat ödemeliler. Bir de herkes AB ülkelerine kızıp durdu. Büyükelçiler etiketlenip hesap soruldu. Yurtdışına çıkanların çoğu nasılsa bizden +
Abdülbaki Demirel’in babası Cevdet Demirel’in sözleri :
Çocuk parkın yanından geçerken sigara istiyor. Oğlum da Sigara yok diyor. Ardından oğlumu bıçaklıyor. 17 tane bıçak saplamış, bunu kimse yapmaz.
Kameraları izledik,hem arkadan hem önden bıçaklıyor. Çocuğum markete kadar gidebiliyor, orada müdahale ediliyor. Ambulans geliyor ama kurtaramadık.
Biz devletten bu konuda bir şey yapmasını istiyoruz. Çocuk okuldan atılıyor, bu sefer dışarıda terör estirip masum insanları öldürüyor.
Bizim suçumuz ne? 16 sene ben baktım, büyüttüm,çocuğum kör kurşuna gitti dedi.
Başta şu sözde SSÇ sorununa artık gerçek ve etkili çözümler bulunmak zorunda. 18 yaşından küçük katillerin işlenen ağır suçlarda oluşan cezasızlık algısı da toplumdaki şiddeti ve suç oranlarını artırıyor.
Siverek’te yaşanan okul saldırısı sonrası Sabah Gazetesi muhabiri Lütfü Yalğı gözaltına alındı. Gözaltı nedeninin, ilçede yaşanan okul baskınına ilişkin “Saldırganın bir önceki gün okul sosyal medya hesabına yazdığı mesajları okul müdürünün emniyete bildirmesi ancak serbest bırakıldığı yönündeki haberi” olduğu belirtildi.