Fatih Altaylıdan Kılıçdaroğlu'na zor soru: " Bu değirmenin suyu nereden geliyor?"
Gazeteci Fatih Altaylı, iki lüks ofisi ve onlarca personeli olan Kemal Kılıçdaroğlu'na finans kaynağını sordu:
"Sadece emekli maaşıyla bu paralar iki yıldır nasıl ödeniyor? Çıkın açıklayın!"
Bilgi üniversitesinde son sınıf öğrencisi olan bir kişi, yaşadığı şaşkınlığı anlattı:
“5 senedir gittiğim, kazandığım, ücretini ödediğim, emek verdiğim, psikoloji bölümünde iki haftaya mezun olacağım okulum az önce kapatıldı. Ve okula ulaşamıyoruz.”
İnsanları çoluk-çocuk demeden topluca katletmenin ve binlerce yıldır yaşadıkları yerden sürmenin adı ''BARIŞ PLANI'' olmuş.
Plan, Trump'ın değil, MOSSAD'ın planı.
Bir Müslüman ülkede birisi Atatürk 'e küfür ediyorsa orada bilin ki ya İngiliz ajanı ya da Yunanistan istihbaratının ektiği bir tohumu vardır.
Bakın nasıl bir ATATÜRK❓
Kim ATATÜRK❓
Anası kim? Babası kim? Baktığımız zaman delillerin belgelerini bulabilirsiniz.
Seyit ve Rıza Efendi de Şems-i Tebrîz-î soyundan gelen Zübeyde hanımın evladıdır Atatürk. Yani hem anne tarafından hem baba tarafından seyit soyundan gelmişlerdir. Peki seyit ne demektir, kimler için kullanılır? Peygamber soyundan gelenler için kullanılır. Yani anne ve babası peygamber (seyit) soyundan gelmektedir. Ayrıca annesi Şems-i Tebrîz-î soyuna bağlıdır. Yani Atatürk’ün anne babası öz be öz Türk’tür, Yörük’tür.
Özetle Atatürk’e küfür eden, hakaret eden, soyu ile ilgili gerçek dışı şeyler yazanların soyunu araştırırsanız en başta yazdığım gibi İngiliz ya da Yunanistan istihbaratının ektiği tohum olduklarını net şekilde görebilirsiniz...
#Atatürk
#AtatürkDiyorKi
#deprem
#depremistanbul
#depremoldu
#mustafaKemal
#celalşengör
#nacigörür
AKP ve onun yoz iktidarı…
Asla Cumhurbaşkanı olma vasfı taşımadan Cumhurbaşkanı olabilmiş “diplomasız”, liyakatsız, kinden beslenen partili Cumhurbaşkanı
50 bin insanı katletmiş, “son kullanma tarihi” çoktan geçmiş teröristi meclise çağırırken karşısına dikilenlerin hapse girmesine ses çıkarmayan ‘iktidar eş başkanı’
Bunların “her devrin adamı” dalkavukları
Adaletsizliğe karşı durmayan Adalet Bakanları
Bebeklerimiz yoğun bakımda katledilirken, katleden hastaneye ödül veren Sağlık Bakanlığı’nın işini nasıl yaptığı/yapamadığı belli, hala istifa etmeyen Sağlık Bakanı
İnsanlar çoluk çocuk kar ayazında cayır cayır yanarken yine işini yapmadığı açıkça belli, sorumsuz ve denetimsiz, hala istifa etmeyen Turizm Bakanı
Kolonların kesildiğini, kaçak yapıların büyütüldüğünü, kumdan binalarda insanların öleceğini bilen, can ve mal güvenliğini sağlayacak afet riski önlemlerini almayan, gözler önündeki her türlü çarpıklığı görüp de gerekeni yapmayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanları
İsteyenin ülkeye elini kolunu sallayarak giriş yaptığı, asayiş ve güvenlik bırakmayan sığınmacı sorununa yurttaşın tepkisini önemsemeyen, milyonlarca kaçağın güvenliğimizi yerle bir etmesine olanak tanıyan İç İşleri Bakanları
Yabancıya kolayca vatandaşlık yolunu açan, Türkiye'de “çalışma izni almaksızın” çalışma ve ikamet hakkı veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanları
Pandemide piyasanın üstünde bir fiyatla kendi bakanlığına dezenfektan satabilen Ticaret Bakanı
Ona yatırım desteği vermiş Sanayi ve Teknoloji Bakanları
Bilimle, denetimle önlenebilecekken meydana gelen Çorlu tren faciasında sorumluluk üstlenmeyen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı
Kendi evini Kızılay’a bağışlayan Cumhuriyet Bakanı Refik Saydam’dan nerelere düştüğümüzün resmi olan, çadır satan Kızılay Başkanı
Bu çağda dört başı mağrur konteynırlar yerine insanları çadır kentlere mahkum eden, yönetemeyen ama hala yönetim ısrarında bulunan doyumsuz iktidar aparatları
Beynini kiraya vermiş, onurunu terk etmiş, bir koltuk uğruna önceden dediğini kolayca yutmuş, bu yoz idareye el ve güç veren namussuz siyasetçiler
İlkokul mezunu, ne “first” ne de “leydi” olan ama Tıp Kongresi’nde konuşabilen, çantasını başkasına taşıtan Emine Erdoğan
Mahalle kahvesinde pişpirik atarken konuşur gibi konuşan ve kendine “gazeteci” diyen cahiller ve hainler
Durumun tomografisini çeken gazeteciler, akademisyenler, yurttaşlar bir bir susturulmaya çalışırken “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyen omurgasızlar
Baskı ve zorbalıkla beslenenler, sizler daha nereye kadar gidebilirsiniz?!
Tarih sizlerden çok gördü. Hepsinin de sonu aynı oldu BOP sürüleri!
Sizden korkan sizin gibi olsun.
Susmayacağız, korkmayacağız!
Bu devir de benzerleri gibi geçecek.
#susma
#korkma
#Korkmuyoruz
" OSMANLI'DA İÇ OĞLANLARINA GÖTLEK DENİRDİ,
BİR GECEDE KAYBETTİKLERİ KÜLTÜR GÖTLEK KÜLTÜRÜYDÜ..
Osmanlı benim atam falan olamaz...
Osmanlı'dan kısa kısa bilgiler verelim, bunun altını zaman zaman dolduralım:
1- İçoğlanı: Padişahların ve saray erkanın cinsel ilişki için kullandıkları sakalı henüz çıkmamış genç çocuklar.
2- Hiz Oğlanı: Seks işcisidir. Evliya Çelebi de Seyahatname'sinde bahseder.
Subaşı bunları deftere kaydeder. Bu deftere defter-i hizan denir. Osmanlı'da pezevenkler ve bu deyyuslar esnaftan sayılır, Padişahların resmi geçitlerinde yer alırlar.
3- Şamar Oğlanı: Şehzadelerin hocaları olan Lala'lar, derste hata yapan Şehzade'yi dövmek yerine, gariban bir çoçuğu tokatlarlardı
Bu çocuklara şamar oğlanı denirdi.
4- Oğlan Çekme: Medrese öğrencileri, Evliya Celebi'nin de Seyahatname'sinde bahsettiği gibi ev, köy basıp çocukları dağa, medreselere, önceden hazırladıkları yerlere kaçırıp tecavüz ederlerdi. Buna oğlan çekme deniyor.
5- Baltayı taşa vurmak-Balta Vermek: Osmanlı'da Yeniçeriler hoşlandıkları kadın ve oğlanlara eğer kabul ederlerse veya bazen zorla balta verirlerdi. Bu balta yakalarına görünecek şekilde işlenirdi. Artık bu balta verilen oğlan veya kadın Yeniçerinin malıdır ve ilişen olursa baltayı taşa vurmuştur.
6- Hamama Giren Terler: Osmanlı İstanbul'undaki bazı semtlerdeki hamamlara sağlam girip, sağlam çıkmak zordur. Tellakların sözüymüş bu...
7- Külhanbeyi: Hamamların sıcak olan külhanlarında yatan oğlanlara denir.
8- Civelekler: Yeniçerilere hizmet eden sakalı çıkmamış, parlak oğlanlar. Reşad Ekrem Koçu'nun bir kitabında bir civelek oğlan için Yeniçerilerin birbirleriyle barikatlar kurarak günlerce savaştıklarını yazar.
9- Muhallebi Çocuğu: Padişahla sevişmeden önceki 3 gün boyunca, muhallebi yiyerek bağırsakları temizletilen çocuklara denirmiş.
10- Kulağı Kesik: Kalender dervişleri kulaklarına küpe takar, başlarını kazıtır, bazıları da penislerine halka takarlardı. Bunlar kadınlarla ilişkiyi yasaklar ve birbirleriyle ilişkiye girerlerdi. Kadınlarla ilişkiye giren derviş yakalanırsa kulağındaki demir küpe sökülür ve kulağı kesik kalırdı. " Kulağı kesiklerden" deyimi buradan gelir.
11- Civan: Taze Oğlan, delikanlı.
12- Mahbubperest: Erkek düşkünü, oğlancı.
13- Zıbıkçı: Günümüz seks shop dükkanı. Osmanlı'da deri malzemeden penis yapılır, değişik boy ve ebatlarla satılırdı. Hazır ürünler olduğu gibi, sipariş usulü ile de ölçüler hazırlanırdı.
14- Götlekler-Götlekgiller:
Padişahla bir olan oğlanlar sakalı çıkınca da odasından çıkarılırdı. Bunlardan yetenekli ve zeki olanlar devlet kademelerinde görev alırdı. Anadolu Türkleri, bunlara "Götlek" derdi. Bu tür oğlan soyundan gelenlere de "Götlekgiller" denirdi. Bunlara kız alıp verilmezdi.
Türkler ile Saray'ın arası hep bozuktu. Saray erkanı Türklere "aptal Türk" "eşek Türk"derken, Türkler de bunlara "göt lek", "iɓ (ne)", "pu şt" derdi..."
Alsancak Kültür derneği başkanı Mert METİN' den alıntı.
Ünlü gezgin Fatih Koparan, yamyamlara Türkiye’ye nasıl gideceklerini ve girişte kullanmaları gereken anahtar cümleyi (I love AK Parti) anlattı.
Ve Ümit Özdağ’a dikkat etmeleri konusunda uyardı.
Bu da Drama kısmı
FATİH TERİM FONU SOLDA SIFIR.
İspanya’nın Atletico Madrid takımında, bir Türk topçu oynar.
Ülkenin siyasetçileri bu topçunun Barcelona’da oynamasını isterler.
Türk Hava Yolları Barcelona’ya zaten sponsordur. 10 milyon Euro vermiştir. Araya bazı kişileri sokarlar bu topçuyu Barcelona’ya alın, diye. Barcelona’nın bu topçuyu Atletico Madrit’ten almak için 15 milyon Euro’ya ihtiyacı vardır. Barcelona, Fair play çerçevesinde bu parayı ödeyemez. Türk Hava Yolları bir kılıf bulur, bir şeye daha sponsor olur ve Barcelona’ya 15 milyon Euro öder ve transfer gerçekleşir. Barcelona bedavadan topçu almış olur.
Oynarsa oynar, oynamazsa oynamaz. Nasılsa maliyet SIFIR
Ama Türk topçu Barcelona’nın kıymetini bilmez.
Fırsat buldukça İstanbul’a kaçar. Dünyası İstanbul’daki hatunlardır.
200’ye yakın antrenmana çıkmaz. Barcelona bunu kapının önüne koyar. 12,5 milyon Euro’yu getiren bu topçuyu alır der.
İşin mizahı.
Barcelona bu topçuya kasasından 1.-Euro ödememiştir.
Topçu için 12,5 milyon Euro ister. Müşteri çıkmaz.
Topçunun Avrupa piyasasında vukuatları ayyuka çıkmıştır.
Galatasaray ilgilenir ama 12,5 milyon ödeme şansı yoktur.
İşe yine siyasiler girer. Yukarıdan emir gelir,
Başakşehir bu topçuyu alsın. Başakşehir'in imkanları kısıtlı.
Bütçeden verecekleri para 3,5 milyon Euro’dur.
Açık olan 9 milyon Euro’yu birisi vermelidir.
Bir kuruma yukarıdan emir gelir. Kurum 9 milyon Euro’yu öder.
Kim? Bir ipucu vereyim.
Bu kurumun ucuz ürünlerini almak için, garibanlar sabah 6’da kuyruğa giriyor. Ürünleri halk için. Ama bu kurum 9 milyon Euro ödüyor. Halbuki bu parayı fiyatına yansıtsa. Ne güzel olur.
9 milyon Euro’yu ödeyen kurum.
İSTANBUL HALK EKMEK.
Şimdi gelelim yazının sonuna.
Bu ülkenin 24 milyon Euro'su,
Birilerin keyfi için Barcelona'ya ödenmiştir.
Ne için ?
Topçu Barcelona'da oynadı da,
Ne oldu?
Bir hesap yapın.
24 milyon Euro'ya kaç okul yapılır.
Nasıl ama ...?!
ALINTI
Bu videoyu sonuna kadar dikkatlice izleyin!
Bazı Filistin’liler küçük bir çocuğun cesedini taşırken görülüyor..
Hatta bu Filistinliler, El Cezire’ye yaptıkları röportajda, bu çocuğun #İsrail hava saldırılarının kurbanı olduğunu bile söylemişlerdi..
Çocuğun naaşını üzgün halde taşırlarken aniden duyulan siren sesi ve sonrası..
🤭😆
Süleyman Soylu’nun zor zamanlarında sosyal medyada ortaya çıkan, onu öven, rakiplerine ise hakaret eden sahte hesapların gerçek sahipleri aslında devlet çalışanıydı. Vergilerimizle suç işleniyordu.
Acaba...
İçişleri Bakanlığı’ndaki yeni kurmay kadro, içlerindeki bu kanserli hücreyi ne zaman temizleyecek?
https://t.co/iywQUSpOkn