Çakır ve Aksu’nun tutuklanmasına muhalefetin tüm kanatlarından tepki: “Örgütlü emeğin sesini bastırmaya yönelik siyasi karar”
Bağımsız Maden-İş yöneticilerinin tutuklanmasına karşı, muhalefet partileri ve insan hakları savunucuları birleşti: "Anayasal hakların ihlali ve madencilerin hak mücadelesini bastırmaya yönelik."
https://t.co/fhnAYMfRm5
3 bakan kamuoyu baskısıyla madencilerin alın terine garantör olduktan sonra bir hak arama yöntemi olarak Ankara'nın yolunu tutmak hızla ün salmaya başlamıştı.
İktidar yanlış yaptığını gördü.
Çünkü haksızlığa uğradığını düşünen herkes Ankara'nın yolunu tutsa memleketin yarısından fazlası yollara düşerdi.
Hem sokakta iki kişinin yan yana gelmesinden bile huylanıyorken hakkını sokakta koparıp almak da neyin nesiydi?
Bu "Sokaktaki sükuneti mutlaka koru" temel prensibine de aykırıydı.
İşte bu sebeplerle garantörlükten vazgeçildi.
Şimdi "Olmadı biz de Ankara yoluna düşeriz" diye aklından geçirenlere "aklından bile geçirme" mesajı gönderiliyor.
Başaran Aksu ve Gökay Çakır işte bu mesajın içi dolsun diye tutuklandı.
Yaklaşık 20 gün önce Başaran Aksu’yla buluştuk. Biraz sohbet etmek, biraz da dertleşmek için, hiçbir plan yapmadan yakınımızdaki, herkesin bildiği bir markanın şubesine girdik.
Sıradan bir kahve molasıydı bizim için. Ama birkaç dakika sonra, o sıradan anın içinde çok daha büyük, çok daha anlamlı bir şey yaşanacaktı.
Çok geçmeden garsonlardan biri Başaran’ı tanıdı. Ardından bir başkası geldi. Derken mutfakta çalışan gençler, ellerindeki işi bırakıp birer birer yanımıza geldiler.
Başaran’ı alkışladılar.
Emekçiler için verdiği mücadeleyi yıllardır takip ettiklerini, ona büyük bir saygı duyduklarını anlattılar. Sarıldılar, fotoğraf çektirdiler. O an, bir insanın verdiği mücadelenin hiç tanımadığı insanların hayatına nasıl dokunabildiğini gözlerimin önünde gördüm.
Sohbet ilerledikçe yakın zamanda sendikalaştıklarını söylediler. Kendi hakları için örgütlenen bu gençlerin, yıllardır emekçilerin mücadelesini omuzlayan Başaran’la kurduğu bağ, o an yaşanan her şeyi çok daha anlamlı kıldı.
Çünkü orada yalnızca bir tanışma yoktu.
Bir mücadelenin başka bir kuşakta karşılık bulması vardı. Yıllar boyunca verilen emeğin, hiç beklenmedik bir anda genç emekçilerin gözlerinde, sözlerinde ve sarılışlarında yeniden hayat bulması vardı.
Kahvelerimizi içtik, hesabı istedik.
“Yok,” dediler.
“Mutfak ekibinin ikramı.”
O gün
Aklımda kalan, genç emekçilerin; ömrünün önemli bir bölümünü hak mücadelesine vermiş, beyaz saçlı, beyaz sakallı bir adamın karşısında nasıl ayağa kalktığıydı.
O saygının makamla, parayla, unvanla ya da güçle hiçbir ilgisi yoktu.
Başaran onlara hiçbir şey vaat etmemişti. Onlara bir imkan sunmamıştı. Hayatlarını değiştirecek bir makamın ya da gücün sahibi değildi.
Sadece yıllardır onların babalarının annelerinin haklarını savunuyordu.
Ve belli ki onlar bunu unutmamıştı.
İnsanları susturabilirsiniz; tutuklayabilirsiniz ama hakları için verilen mücadelenin bıraktığı izi silemezsiniz.
Mesele tam olarak bu. İstemedikleri de tam olarak bu.
Mücadelenin yalnızca bir kişide kalmaması; el değiştirmesi, kuşaktan kuşağa geçmesi, gençlerin kendi hakları için örgütlenmeye başlaması…
Asıl rahatsızlık da burada başlıyor.
İktidarın Kürt meselesini nasıl bu kadar kullanışlı biçimde manipüle edebildiğini; en ekstrem uçlar arasında bedel ödemeden gidip gelebildiğini ve her seferinde muhalefeti köşeye sıkıştırıp havasını söndürebildiğini, içeriden çatlatabildiğini daha iyi incelememiz gerekiyor.
İŞTE GEZİ'NİN GERÇEK YÜZÜ! 😉
Sizlere, Türkiye'nin bütün renklerinin el ele vererek onurlarını ve umutlarını birleştirdiği Gezi Hareketi'nin ruhunu, özünü aktarıyorum. Bu videoda, olaylardan ziyade, görüş ve düşünceleri öne çıkardım. Kimlerdi onlar? Niçin oradaydılar? İşte yanıtı: 👇
#Gezi13Yaşında #GeziDirenişi
Holdinglerin yargısı, holdingleri üzmemek için Başaran Aksu’yu tutukladı.
Bu karar hukukun değil, sermayenin çıkarlarının kararıdır. Yoldaşımız derhal serbest bırakılsın.
#BaşaranAksuSerbestBırakılsın
Zafer direnen işçilerindir!
Migros depo işçilerinin kazanımlarını emekçi halkımızla ve kamuoyuyla paylaşıyoruz. Sendikamız DGD-SEN Migros zaferini, sefalet ve kölelik koşullarında çalışan Türkiye işçi sınıfına ve emekçilerine armağan etmektedir.
#MigrosDepoİşçileriKazandı
@onurdalar10 En ucuz 20 bin olduğuna inanmaya bu kadar hazırsınız yani? Önce buna mı inanıyorsunuz yoksa önce kötülenecek camiayı seçip sonra mı inanmak istiyorsunuz?
@kilavuzdergi Sorunu, saydığınız siyasi öznelerin hatalı seçimlerine bağlamanız açıklayıcı değil. Sağlam ideolojik temel, kadro ve toplumsal programla çıktığınız siyaset yolunda yine reformizm ve liberalizm zorunluluğuyla karşılaşırsınız, yine saflığa ulaşma ihtiyacı eşiğine gelirsiniz.
2022 yılında Naci İnci tarafından derslerine son verilen Boğaziçi Üniversitesi'nin efsane hocalarından Emeritüs Profesör Faruk Birtek: Bütün yapılan işler gerekçesiz yapılmakta. Kaidesi yok, usulü yok, medeniyeti yok. Öğrencilerimden uzak kaldım. Onlar benim canım, can suyum.
@bocurgat ve @ebruisikli ile Todap’ın dergisi için yazdık. Plaza Eylem’in geçmişteki varlığına ufak bir dönüş, kendi özlediklerimize ve yapamayışlarımıza dair de kocaman bir hatırlatma oldı. Todaplı yoldaşların emeğinin hakkını teslim edip teşekkürü de buraya bırakalım.