@GeceFiona Var tabii. Benim için bir rimel ve güneş kremi yetiyor. Hatta yapay olan her şey bana artık çok uzak geliyor. Güzel görünmek adına sürekli bir kalıba girmek zorunda https://t.co/seWf4FvM9Z sadece dış görünüşümüzle değil, öz değerimizle, karakterimizle ve duruşumuzla varız✅
Lütfen elden ele yayın! Gören herkes RT yapsın.
4 bini çocuk olmak üzere 12 bin Filistinli mahkum idam edilecek.
Bu zulme engel olamasak bile bu aşağılık siyonist zihniyetin gerçek yüzünü dünyaya duyuralım!
Gazze’deki gazeteciler dünyaya sesleniyorlar:
— “Filistinlileri asarak öldürmeyi öngören İsrail yasası Nazilerden daha kötü.”
Çoğu insanın haberi yok. Farkındalığı artırmak için lütfen bu videoyu yayalım.
#genocidelaw#freepalestine
Dr. Hüssam Ebu Safiya'nın da aralarında bulunduğu 9500 Filistinli idam edilecekler listesinde yer alıyor.
Susmak da vebaldir.
Avazınız çıktığı kadar haykırın. #FreeDrHussamAbuSafiya
CELAL ŞENGÖR HOCA'dan MÜTHİŞ YAZI...
Türkiye halkı kravat takar, lüks otomobillerde dolaşır, bikinili hatunları sosyetik plajları doldurur, plansız şehirlere şekilsiz gökdelenler inşaa ederek yaşanmaz hale getirir, ama tüm bu halk zenginiyle fakiriyle, şehirlisiyle köylüsüyle zır cahildir.
Kendi tarihinden habersizdir. Aslında ne dilini, ne dinini bilir, ne geleneklerini tanır, ne de toplumsal değerlerinin evriminden haberdardır.
Muhteşem Yüzyıl diye televizyonlarda alkışladığı dönemde, devletinde Amerika'dan gelen gümüşün ilk enflâsyonu başlattığını bilmez (çünkü Avrupalı dünyayı keşfederken, muhteşem(!) padişahları hareminde gönül eğlendirmekte, dünyayı öğrenelim diyen Pirî Reis'in kafasını vurdurmaktadır...
O, muhteşem(!) yüzyılda Anadolu'da medrese o kadar ayağa düşmüştür ki, öğrenci haydutluğa başlamıştır (buna softa şekâveti denir). Avrupa'da ilk yenilgimizi Muhteşem(!) Süleyman devrinde aldığımız gibi (1.Viyana bozgunu 1529), Hint Okyanusuna her çıkışımızda mini mini Portekiz'den sopayı yiyip Kızıldeniz'e veya Basra Körfezi'ne tıkılışımız da bu büyük(!) padişah efendimizin devrindedir.. Yine onun zamanında dünya keşfedilirken, Hint Okyanusu'na kadırga denen sandallarla açılan ve 1554'te Hindistan'da karaya oturan büyük(!) bir amiralimiz, yürüyerek üç senede Hindistan'dan Edirne'ye gelmiş ve meşhur bir kitap (Mirât-ül Memâlik) yazmıştı. El alemin dünyayı öğrendiği bu dönemde Seydî Ali Reis gazel söyleyip, eğlence partilerini anlatmaktan başka tek bir detaylı coğrafya bilgisi toplamayı gerekli bulmamıştı...
Büyük(!) Sultanımız Süleyman'ın Fransa kralı 1.François'i hapisten bir mektupla kurtardığını okurduk mektepte. O François'nın kurduğu Collège de France bugün dünyanın en önemli araştırma kurumlarından biridir. Bizimkinin hangi kurumu ayakta kaldı? Hangi kurumunun insanlığa beş paralık bir faydası oldu?
Tek becerdiği kalıcı şey, aklı başında öz oğlu Şehzade Mustafa'yı Hürrem uğruna katlettirip, devleti bir ayyaşa teslim ederek halkının geleceğini karartmak oldu..
Artık yeter!. Bu ve benzeri rezillikleri yalanlarla bezeyip yücelten, buna karşılık bize bütün dünyada saygınlık kazandıran, aklımızı kullanıp onurlu insanlar olmamızı sağlayan Atatürk'ü aşağılayan âlim pozlu, ukala tavırlı zır cahilleri her gün halkın karşısına diken televizyon kanallarından ve gazetelerden gına geldi. Yükselen ahlaksızlık grafiğimiz kimin eseridir sanıyorsunuz? Cehalet tüm fenalıkların anasıdır. Biz de o anayı besleyip büyütüyor, onun tosuncuklarına oylar veriyoruz... Artık yeter! Memleketimde her elimi attığım yerde cehalet çirkefine bulaşmaktan bıktım...
Prof.Dr. Celal Şengör
Ayrıca, halka bilgi vermekten çok uyutmaya odaklanan, kavgalarla Reyting toplamaya çalışan, yok kuaförüm sensin, yok yemekteyiz veya temizlik benim işim gibi basit, birbirini aşağılayan, saçma sapan programlardan da bıktık, usandık, bu kanalları yönetenleri şiddetle kınıyor ve bir an önce aydınlatıcı öğretici programlar yapmalarını diliyorum.
📍Neden bu sesi kimse duymuyor, neden bu feryadı kimse duymuyor?
6 Şubat depremlerinde annesini, babasını, kardeşini TÜM AİLESİNİ Rönesans Rezidans’ta kaybeden Avukat Yeşim Toplu’nun feryadını ve büyük skandalı herkese duyuralım:
“— Enkazda sevdiklerimizin bedenlerini ararken yoruluruz diye düşünmüştük ancak adalet ararken katbekat fazla yoruluyoruz!
— Hakim talebimizi -gerekçesiz şekilde- reddediyorum dedi, “neden gerekçeli karar yazmıyorsunuz?” diye sorduğumda “ATIN BUNLARI!..” dedi.
— Çevresindeki binalar ayaktayken, Rönesans rezidansta 270 kişi hayatını kaybetti, en az 50-60 insan KAYIP! Adalet istiyoruz!”
Bu insanların sesini duyurabilmesi ve adalet bulması için AKP’li ve GODOMAN mı olmaları lazım? Unutmayın, yarın siz de yaşayabilirsiniz!
SES VER TÜRKİYE!
Aşağıdaki iki iletiye bakın. Solda, doğal tarım yaparak yok edilmek istenen ata tohumlarının bereketini kanıtlayan idealist @fatihcolak19831 .
Sağda, yoz politikacıları satın alarak ata tohumu satışını yasaklatan ve Türkiye’yi kimyasal ilaçlı tarıma mecbur bırakan tröstlerin ürünü.
Bu ülkede organik tarım bile GDO’lu ya da türüyle oynanmış tohum ve fidelerle yapılıyor. Mantık, hiç olmazsa organik tarımın ata tohumuyla yapılmasını gerektirmez mi❓
Ama hayır. Tarım ilacı ve gdo tröstleri, insanlığı daha az besleyici, daha az vitamin ve daha az mineral içeren, bazıları düpedüz zehirli ürünlere mecbur ediyorlar ki, hastalansınlar ve aynı tröstlerin ürettiği kanser vb. ilaçlarını da satın almak zorunda kalsınlar❗️
Bu muazzam, canice bir çark. Onların soysuz ürünleriyle hasta olunacak, yine onların ilaçlarında deva aranacak❗️
Ata tohumlarının satışı da yasaklanacak ki, YÜKSEK KALİTELİ ürünle rekabet etmesinler, değersiz ürünleri tek seçenek olsun❗️Fatih Çolak’ı tehdit edenler, işte bu insanlık düşmanı düzeneğe hizmet edenler❗️
Bir kadın, Ramazan ayı için evi süsleyenler hakkında konuştu:
"Madem Ramazan'da ev süsleyecektiniz milletin yılbaşı süsüne niye karıştınız?
Biri yazmış ki 'Şimdi ev süsleme sırası bizde.' Sürekli bir gönderme var. Sen evini süsle de yılbaşında evini süsleyene niye tahrik edici, göndermeli paylaşım yaptın?
İstediğimiz şeyleri nefret veya ötekileştirme amacı gütmeden yapamıyor muyuz?"
Türkiye'ye gelen 2 Amerikalı, İstanbul'daki metroların temizliğine hayran kaldı: "Türk metrosu dünyadaki en temiz en iyi metrolardan. Burası Amerika değil, burası Türkiye! Çok temiz, trenin içine bak, oturaklar temiz. Trene dokun, o da temiz. Amerika gibi evsiz bulamazsın." 😂
2025 yılında bu kanıtlandı ve yayınlandı.
Vücudumuzdaki tüm hücre ve organlar düşüncelerimizi duyuyor ve kaydediyor;
Affirmativler yani uyumlama ve telkinler çok faydalı.
Negatif düşünmeyin hep pozitif düşünün olumlama yapın‼️
Hastayım demeyin iflas ettim demeyin
Niyet önemli
İTİRAZ EDİYORUM!
Son birkaç gündür Tv haberlerinde Kamuya ait İstanbul Boğazının iki köprüsünün ve bağlı otoyolların satılması için girişimler yapıldığı iddia ediliyor.
Bu güne kadar bu iddia ve haberlerin yalanladığını duymadım.
Söz konusu olan köprülerden birinin yeni adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü,eski adı Boğaziçi Köprüsü’dür. Demirel tarafından halkın parasıyla yani hazine parasıyla yaptırılmıştır.
Diğeri ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsüdür. Bu köprü ve satılacağı iddia edilen otoyollar Turgut Özal tarafından halkın parasıyla yani hazine parasıyla yapılmıştır.
Her iki köprü ve bağlı paralı otoyollar, hazine garantili olarak yap işlet devret sistemiyle yapılan ve işletilen köprü ve otoyollara göre en az 1/4 oranında ucuzdur. Ayrıca bayramlarda da ücretsiz seyahat edilmektedir.
Eğer iddialar doğruysa halka ait olan, halkın menfaatine uygun ücretlerle seyahat edilen bu köprülerin satılmasına, kimi zaman bu hizmetlerden yararlanan bir vatandaş olarak karşıyım ve İTİRAZ EDİYORUM.
Hastaneden çıkan bir kadın…Ankara’da taksiye biniyor.Evine gelince 400 TL uzatıyor.
Taksici parayı alıyor, bir an bakıyor, sonra geri uzatıyor:
— “Hanımefendi, siz 150 TL verdiniz.”
Kadın önce şaşırıyor.
Sonra ısrar ediyor:
— “Hayır, 400 tl verdim.”
Tartışma büyüyünce kadın:
— “Polisi çağıralım.” diyor.
Polis geliyor.Bir işaret var mı parada.
Kadın sadece şunu söylüyor:
— “Burnum kanıyordu… Parada kan izi olabilir.”
Polis taksicinin koltuğunun altını kaldırıyor.
Bir bakıyorlar:
200 TL… Üzerinde kan izi.
Taksiciyi alıp götürüyorlar.
İnternette okuduğumda içimden şunu demiştim:
“İnsanlık ne hâle geldi…”
Bu sefer Ankara’ya ben gittim.
Otobüsten gece 23.30’da indim.
Bir genç geldi:
— “Abi taksi lazım mı?”
Normalde böyle çağıranla gitmem.
Ama sarı taksi… Yorgunum… Gece…
Bindim.
Bir de “arkadaşım da o tarafa gidecek” dedi taksici.
“Binsin” dedim.
Yolda bunlar sözde birbirleri ile tartışıyorlar.
Bağırmalar, kızmalar, tantana…Adresi bulamamislar
Hani şu kurbanı ürkütmek için yapılan gürültü var ya…
Tam o.
Neyse vardık.
— “Işığı yakar mısın?” dedim.
Ben 200 TL verdim.
Parayı aldı.
Bir baktı…
20 TL gösterdi.
— “Bunu verdiniz.”
Önce dedim ki:
“Belki ben karıştırdım… Karşımda sonuçta bir esnaf var.”Pardon dedim.
Sonra…
O okuduğum yazı geldi aklıma.
Dedim ki:
— “Senin ne yaptığını anladım.”
Bir an yüzü düştü.
Ek para vermedim...
İnerken plakanın fotoğrafını çektim.
Ona da bozuldu.
Şoförler Odası’na şikâyet ettim.
— “Biz halledeceğiz.” dediler.
Dönüşte başka bir taksiciye anlattım.
Adam iç çekti, dedi ki:
“Hiç sormayın abi…
Bunlar özellikle hastane önlerinde, otogarlarda, geceleri bekler.Bazen de gunduz yaşlı emekli kovalarlar.
İnsanlar dalgın olsun diye.
Her gün kendi aralarında:
‘Bugün şu kadar enayi parası yedim’ diye konuşurlar.
Biz emeğimizle taksi plakası kiraliyoruz.
Bunlar çok kazandığı için plaka kiraları da yükseliyor.Bazen 1.5 -2 katı verirler.
Bu yazıyı okurken “bana olmaz” deme.
Oluyor.
Sessizce oluyor.
Gece oluyor.
Yorgunken oluyor.
Ve çoğu zaman…
İnsan farkına bile varmıyor.
Paylaş belki birinin başına gelirse itiraz eder.
Dostlarım, görüyorum.
Son günlerde üzerinize çöken o ağır enerjiyi hissediyorum.
Ekranlardan akan ifşalar, skandallar ve o "Büyük Kötülük" midenizi bulandırıyor.
Kendi kendinize soruyorsunuz: "Dünya bu kadar kirlenmişken, oyun bu kadar hileliyken; benim çalışmamın, temiz kalmamın ne anlamı var?"
Cevap veriyorum: HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK ANLAMI VAR.
Sakın o hataya düşmeyin. Sakın bataklığa bakıp, kendi bahçenizi kurutmayın.
Onların istediği tam olarak bu: Sizin umudunuzu kırmak, sizi "Her şey boşuna" diyen bir nihilizme sürüklemek ve sizi eylemsiz bırakmak.
Vücut toksin atarken ateşlenir, terler ve titrer.
Şu an Dünya ateşler içinde yanıyor çünkü zehri kusuyor.
Gördüğünüz o çirkinlikler yeni değil, hep oradaydı.
Sadece artık SAKLANAMIYORLAR. Bu iyi bir haberdir.
Işık geldiği için böcekler kaçışıyor.
Senin görevin, o bataklığın ortasında "NUH'UN GEMİSİNİ" inşa etmektir.
Onlar çocukları, geleceği ve masumiyeti yok ederken; biz çalışarak, üreterek, güçlü ve ahlaklı bir aile kurarak onlardan EN BÜYÜK İNTİKAMI alacağız.
Dışarısı fırtına, haklısın.
Ama senin kaptan köşkün (Zihnin) sessiz olmak zorunda.
Şu an masanda duran iş, okuduğun kitap, kurduğun hayal... İşte gerçek olan onlar.
Onların pisliği, senin temizliğinin değerini düşürmez; aksine senin değerini Paha Biçilemez yapar.
Kapatın o haberleri. Kapatın o karanlık frekansı.
Siz bu dünyanın "Antikor"larısınız.
Kötülük kendi pisliğinde boğulurken, siz kendi cennetinizi inşa etmeye devam edin.
Rahat uyuyun. Kötüler korksun, masumlar değil.
Yarın yapılacak çok işimiz var.
İyi geceler.