Özgür Özel mikrofonların yerini düzenliyor diye haber yapılmış. Yorumlar “Başkanım başak burcu, çok düzenli” “Düzenli adam başarılı olur” diye seyrediyor. Düzen siyaseti çok garip.
Emperyalizme karşı elde edilen zaferin üzerinden 104 yıl geçti. Aradan geçen yüz yıldan sonra ülkemiz bir kez daha emperyalist planların kuşatması altında.
1919 yılında Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarının önderliğinde emperyalizme karşı büyük bir mücadele başlatıldı. Bu mücadele, Sevr dayatmasına ve işgalcilere teslim olan köhnemiş saraya karşı yoksul Anadolu halkının biricik umudu haline geldi.
30 Ağustos Zaferi, her şeyden önce Anadolu halkının emperyalizme karşı gösterdiği eşsiz bağımsızlık iradesinin ve cephedeki kararlı direnişinin sonucudur. Bu ölüm kalım mücadelesinde, 1917 Ekim Devrimi ile kurulan devrimci ittifakın, Sovyetler Birliği’nin sağladığı lojistik ve diplomatik desteğin de büyük payı olmuştur. Başta İngiliz emperyalizmi olmak üzere karşıdevrim cephesine karşı elde edilen bu büyük askeri zafer; tebaadan yurttaşlığa geçişin, tarikat ve cemaatlerin tasfiyesinin ve bağımsız bir ülkenin de kapılarını aralamıştır. Cumhuriyet böylece kurulmuştur.
Bugün ülkemiz ve bölgemiz yine kanlı hesapların hedefindedir.
Yüz yıl önce bu topraklarda yenilgiye uğrayan emperyalistler, bugün yine aynı karanlık planları devreye sokmaktadır. Emperyalist güçler, sermaye sınıfı, işbirlikçi iktidarlar ve tarikatlar, bölgemizi yeniden kanlı bir savaş alanına çevirmiştir. AKP iktidarı ve Türkiye sermaye sınıfı, Yeni Osmanlıcılık hedefleriyle bölgesel gerilimleri beslemekte, emperyalist heveslerle ülkemizi maceraya sürüklemektedir.
Son çeyrek asırda Türkiye, emperyalizmin bölgesel stratejileriyle giderek daha fazla bütünleşme doğrultsunda bir eşiği aşmıştır. Cumhuriyet’in imzasını taşıyan tüm kamusal kaynaklar holdinglere teslim edilmiş, ülke tarikat ve cemaatlerin karanlığına bırakılmıştır. 103 yıl önce kurulan Cumhuriyet, sömürücülerin ve cumhuriyet düşmanlarının elbirliğiyle tasfiye edilmiştir.
104 yıl önceki zafer, bir halkın boyun eğmeyip ayağa kalkmasıyla, emperyalist işgalcilere ve işbirlikçi saltanata karşı saf tutmasıyla kazanıldı.
Bugün ülkemizin, sömürüden, gericilikten, savaştan ve bu çürümüş düzenden kurtulmasının tek yolu vardır: Halkın kendi kaderini eline alması, kurtarıcı beklemeden örgütlenip ayağa kalkması…
Yeni zafer, yerli ve yabancı patronlara, emperyalist ittifaklara, tarikat ve cemaat yapılanmalarına karşı tavizsiz bir mücadele yürütmekten doğacaktır.
Ülkemizin, holdinglerin ve emperyalist işgalcilerin egemenliğinden tamamen kurtulacağı emekçilerin cumhuriyetine ihtiyacı vardır.
Kurtuluş kendi kollarımızdadır.
Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi öncesinde tutuklanan 16 yaşındaki Ömer Aksu, Kayseri Bünyan Çocuk ve Gençlik Kapalı Hapishanesi’nde tek kişilik hücrede tutuluyor.
Çağdaş Hukukçular Derneği avukatları yaptıkları açıklamada, Kayseri Bünyan Çocuk ve Gençlik Kapalı Hapishanesi’nde tutulan 16 yaşındaki Ömer Aksu’nun tekli hücrede tutulduğunu,
hücresindeki ışıkların gece gündüz açık bırakıldığını,
günde yalnızca 15 dakika havalandırmaya çıkarıldığını ve tuvalet ihtiyacını karşılamak için dahi izin almak zorunda bırakıldığını belirtti.
Manifest’in menajeri kadar ilginizi çekmedi belki ama 14 yaşındaki Suriyeli çocuk işçi Ali Şihap, çalıştığı hurdacıda ırkçı saldırıya uğradı; tartıştığı çocuğun babası tarafından katledildi.
Suriye’de tüm ailesini çatışmada kaybeden Ali, geçen ay çalışmak için Adanaya gelmişti.
“Rojin'in bayıltılarak ve felç edilerek katledildiği kanıtlandı"
Rojin Kabaiş’in ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, otopsi sonucunda Rojin Kabaiş’in midesi ve iç organlarından bayıltıcı ve felç edici maddeye rastlandığını açıkladı.
Zonguldak’a çalışmaya gelen Kürt işçilere ırkçı saldırı.
Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinden Zonguldak’a çalışmaya gelen mevsimlik tarım işçileri ve aileleri, taşlı ve sopalı saldırıya uğradı.
Arjantin’de kriz kontrolden çıkıyor!
▪️ Günde 76 şirket kapanıyor
Halk gıda ve ilaç için borçlanıyor, batık kredi oranı %12,8'e fırladı
Arjantin’de binlerce kişi artan hane borçları ve şirket kapanışlarını protesto etti. Milei döneminde 30 bin 633 işletmenin kapandığı belirtilirken, Devlet Başkanı Javier Milei doğum oranındaki düşüşten feminist hareketi ve kürtaj hakkı savunucularını sorumlu tuttu.
Arjantin’de ekonomik politikalar ve artan borç yüküne yönelik tepkiler büyüyor.
ABD ve İsrail hayranı Anarko Liberalizm iflas etti.
Süleymancılar, Furkancılar ve karışan kafalar…
TÜM TARİKAT VE CEMAATLER DERHAL DAĞITILMALI, HOLDİNGLERİ DEVLETLEŞTİRİLMELİ!
AKP iktidarının ilk günden bu yana en büyük dayanaklarından biri her zaman tarikat ve cemaatler oldu.
Aynı zamanda devasa holdingler haline gelmiş olan bu karanlık yapılar, yıllarca iktidarın da desteğiyle devletin birçok kritik kurumunda mevzilendiler, büyüdükçe büyüdüler.
Bunun en öne çıkan örneği bilindiği üzere Fethullahçılardı. İktidarı bütünüyle kendi ellerine almak istediklerinde yaşananlar hâlâ hafızalarda.
Ancak hafızalara kazınan “kanlı final” sonrası dahi AKP iktidarı tarikat ve cemaatlerin üzerine gidecek hiçbir adım atmadı.
Son günlerde önce Süleymancılar, ardından da Furkancılara yönelik operasyonlar sonrası bu tartışma bir kez daha açıldı. Üstelik “iyi tarikat, kötü tarikat”, “yandaş tarikat, muhalif tarikat” gibi tuhaf bir kafa karışıklığı ve tuzak yaratarak…
Bu kafa karışıklığını yaratan AKP’nin bakanlarının ısrarla “tarikat ve cemaat operasyonu yapmıyoruz, bunlar suç örgütü” demek zorunda kalması boşuna değil.
Bu eksikli tarifi biz düzeltelim: Tüm tarikat ve cemaatler birer suç örgütüdür!
Bu açık gerçeği perdelemek için halkı “iyi tarikat, kötü tarikat” tuzağına çekmek istiyorlar.
Oysa iktidar kendi kontrolünde olan tarikat ve cemaatlerin boy atmasına izin veriyor, diğerlerini budayıp kendi hizasına sokmaya çalışıyor. Hepsi bu.
Ortada devasa boyutlara ulaşan holdinglere sahip tarikatlardan ve büyük bir pastadan söz ediyoruz. Bu pasta için boğazlaşma olmaması mümkün değil, bugün yaşadıklarımız tam da bunun yansımasıdır.
Adı geçen tarikatlar dahil hepsinin halk düşmanı olduğunu, bu düzenin aparatı olduğunu ve yıllarca iktidarla işbirliği yaptıklarını akıldan hiç ama hiç çıkarmamak gerekiyor.
Tarikat ve cemaatlerin iyisi, kötüsü olmaz!
Bir kez bu tuzağa düşünce halk düşmanı Fethullahçılardan, çocuk katili ve istismarcısı Süleymancılardan dahi “muhalif” çıkarmak mümkün hale gelir.
Bugün ülkenin tüm kurumlarına yerleşen Menzil, İskenderpaşa ve İsmailağa gibi tarikat ve cemaatler yarın iktidarla pasta kavgası için ters düştüklerinde “iyi” olmayacaklar.
TKP’nin sözü açık.
Tarikat ve cemaatlerin hüküm sürdüğü bu düzene ve onun iktidarına son verilmeli, tüm tarikat ve cemaatler derhal dağıtılmalı, bu karanlık yapıların halkı sömürerek elde ettiği devasa servete el konulmalı ve holdingleri devletleştirilmelidir!
sizi sikeceğiz ya başka yolu yok. şunu yapmayı teklif ettikleri anda utançtan yerin dibine girmeyen herkesi sikeceğiz. devrimden sonra çay kaşığıyla metro kazdıracağız size çok sinirlendim