Angelopoulos’un Ağlayan Çayır filmindeki bu sahne, yalnızca estetik bir görüntüden ibaret değildir.
Hafızanın içinden akıp giden zamanın taşıdığı tüm hikâyelerin temsilidir. Sessizliğin, yasın ve kaybın sinemasal ifadesidir. Anadolu’dan Balkanlar’a, Balkanlar’dan Anadolu’ya uzanan trajedilerin güçlü bir görsel metaforudur.
artık cuma namazlarını kendi aralarında siyasi miting şekilde kılabilirler. siyasal islamdan bu ülke kurtulmadan kimseye rahat yok, o rezil propagandayı her an her yerde duyup biat etmemizi isteyecekler maalesef.
Beklentilerimizin, şu ana kadarki tecrübelerimiz çerçevesinde oluşması çok talihsiz gerçekten. Sonucu kesinleşmemiş şeyin üzüntüsünü derinden duyup dünyayı kendimize dar ediyoruz durduk yere. Bundan sonra belki de ferahlığa açılacak bir kapıya ısrarla asma kilit takmamak lazım.
iktidarımızda, sinyal kullanmayı bilmeyen dağ ayısı hanzoları ve trafikteki herkesin kendilerine hizmet edeceğini sanan davar motorcuları tutuklayacağız.
Beyin, en çok neyi tekrarlarsan onun nöral bağını güçlendirir. Sürekli endişeleniyorsan kaygıda, kusur arıyorsan mutsuzlukta ustalaşırsın. Neyi pratik ediyorsan ona dönüşürsün. Beyin konforlu olanı değil, ona en çok gösterdiğin yolu seçer.
bu kadar yol yürüdükten sonra insan ister istemez durup arkasına bakıyor. ben her baktığımda şunu görüyorum; kolay değildi ama bana aitti. o yüzden pişmanlık değil, derin bir sükûnet kalıyor içimde. bu yolu seçmiş olmak hâlâ omuzlarımı dik tutuyor.
çok katılıyorum. Asıl hedeflerin İş Bankası/İmamoğlu (olası Chp iktidarı) olduğu unutulmamalıdır. Ne gerekiyorsa yapılmalı bu karar boşa çıkarılmalıdır yoksa beş parasız yaşayan sefil bir halk ve tek partili bir Türkiye olacağız. Chp’den vazgeçmek ihtimal dahilinde bile olmamalı.
Eski yönetimdeki parti meclisi de değişimcilerin elinde. Kurultay kararını hemen alabilirler. Yeni parti lafının asla geçmemesi lazım. Toplumsal desteği butlan çetesini partiden ya kazıyacaksın ya kazıyacaksın, başka çare yok