@EmRe_BRKLYN@darkwebhaber Konu Datcaysa, burada hafiften bir kol bacak isirik alayim derse bu nuhterem, bence mudahale edecek hastane yok burada. Gidin Marmarise Muglaya denilecek. Oraya kadar yasarsaniz zaten kefeni yirttiniz, ya da hastane yolunda veleddalin amin diyoruz biz burada🙈
Bir gencin intiharı, bir intihardan daha fazlasıdır.
O toplumun geleceksizliğini gösterir.
Toplumun bir şeyleri yanlış yaptığını, ya da gereken şeyleri yapmadığını, çözülmeye ve dağılmaya başladığını, umutsuzluk, şiddet ve anomi sarmalına doğru yuvarlandığını gösterir.
Beyanda bulunmak, karşı olduğunuz şeye karşı olduğunuzun göstergesi değil, ''gösterisidir''.
Gösteri bir eylem değildir.
Eylem, karşı olduğunuz şeyi, kırmalı, aşındırmalı, küçültmeli, bölmeli, yıkmalı, paniğe uğratmalı, azaltmalı, eylemsizleştirmeli, tutarsızlaştırmalı, istikrarsızlaştırmalı, yalnızlaştırmalı, korkaklaştırmalı, değersizleştirmeli, merkezileştirmeli, katılaştırmalı ve daha pek çok şey.
Bu pek çok şeyin önem ve sonuçları, sıralaması ve ölçeği eyleminizin şiddeti ile ilgili olsa gerektir.
Bilinçsiz bir eylem ise sana kaybettirmek dışında bir şey getirmez.
şu ülkede suçluluk duymadan, tadı kursağımizda kalmadan neşemiz biraz yerine gelsin diye bir müzik dahi dinleyemiyorum kardeşim. Dinlerken yangin noldu, meclis noldu, savaş noldu, kıyılar noldu derken oğlu derken.....
Hoşça kalın
dostlarım benim
hoşça kalın!
Sizi canımda
canımın içinde,
kavgamı kafamda götürüyorum.
Hoş��a kalın
dostlarım benim
hoşça kalın...
Resimlerdeki kuşlar gibi
dizilip üstüne kumsalın,
mendil sallamayın bana.
İstemez... Tek hecesiz elveda.
.
Siyaset ve göç sosyolojisi üzerine doktora yaptığım şu günlerde Kayseri’de yaşananları ve giderek artan Suriyeli nefretini görmek çok üzücü. Bu nedenle Suriyeli mültecilerin Türkiye ekonomisine ve suç oranlarına etkisi hakkında bir literatür paylaşımı yapma gereği duydum. 1/n
Hem Madımak’ı anıyor hem de Kayseri’de masum insanların evlerinin yakılmasına alkış tutuyor. Hem sınır ötesi harekatlara destek oluyor hem de ‘Suriyelilerin burada ne işi var” diyor.
Bir dediği bir dediğini tutmayan, asıl sorumlulara karşı asla ses çıkartmayan lümpen bir kitle oluştu.
Şunu da eklemek lazım. Eski İstanbul oligarşisi için Şişli, Beşiktaş ve vaktinin sayfiye yerlerini içinde barındıran Kadıköy gibi ilçeler ne denli önemli ise, Beyoğlu benim gibi bir çok “sonradan İstanbullu” için İstanbulun ta kendisidir. Bir yerlerden İstanbul için vazgeçmiş çok insan yüzünü hep Beyoğlu’na dönmüştür bu sebepten.
Beyoğlu İstanbul’da öğrenciliktir, irili ufaklı tiyatrolardır, 1 Mayıs’tır, kadın hareketinin yıktığı barikattır, Gezi parkıdır.
Aynı zamanda Kasımpaşadır, cemevleridir, Mevlevi dergahlarıdır, Şişhanedeki lambacıdır, Roman müzisyenin ekmek parasıdır, Perşembe pazarında üç nesildir cıvata satan esnaftır, Tomtomdaki son yorgancıdır.
Ve tam da bu sebepten ülkedeki medeniyet erozyonunun altını çizer Beyoğlu’nun çöküşü.
Çünkü Beyoğlu tıpkı Türkiye gibi içinde hep bir müştereklik idealini besler en umutsuz zamanda bile. Bir arada yaşamak zaruretinin resmidir Beyoğlu.
Beyoğlu’nu sahiplenmeden evvel anlamak gerekir.