Son 12 yılda toplam 3 milyon 100 bin vatandaşa "terör soruşturması" açmış olan, 900 bin vatandaşa "denetimli serbestlik” (yarı hapis) uygulayan, gazeteci eşittir terörist diyen bir devlet için gayet normal.
https://t.co/fEaFYdZj95
SUSANLAR KONUŞUYOR
Gazeteci Müyesser Yıldız, 15 Temmuz davalarına ilişkin duruşmalardan öyle ayrıntılar aktarıyor ki, bu anlatılanlar birçok kişiyi tedirgin ediyor. Kılıçdaroğlu’nun daha önce, 17 Ocak 2018’de 15 Temmuz için “kontrollü darbe”, ardından da “tiyatro” demesi hâlâ hafızalarda. Şimdi konu yeniden gündeme geldikçe, bu işlerin aydınlanmasını istemeyenleri bir korku sarmış gibi görünüyor. TBMM’de Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Meclis Başkanlığına verdiği dilekçede araştırma komisyonu raporuyla ilgili bilgi istemesine karşılık “çöp oldu” ifadesi çok dikkat çekici. Acaba araştırma raporları neden yok edildi? 4 Ekim 2016’da, TBMM’de grubu bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Halkların Demokratik Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisinin ortak iradesiyle kurulan Araştırma Komisyonu çalışmalarına başlamış, pek çok kurum ve kuruluştan bilgi istemişti. Ancak tepedeki bazı asıl sorumlular ifade vermeye yanaşmamıştı. Hâlâ gizemler ve sırlar devam ediyor. Fakat arşiv unutmuyor. Konu yeniden gündeme gelmeye başladı; çünkü kim olursa olsun bu alçaklığı yapanların ortaya çıkarılmasını isteyenlerin sesi bugünlerde daha da yükseliyor. Ortada yitirilmiş canlar, telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi zararlar var.
Mahir Kaynak, “Bir olay oldu mu kime yaradığına bakarsanız failleri bulabilirsiniz” derdi. Asıl önemli olan da budur. İlk zamanlarda o kadar çok doğru-yanlış bilgi yayıldı ki, konuşan yandı. Bugün ise mahkemelerde bu kirli işlerin deşifre olmasını sağlayan cesur gazetecilerin ve siyasetçilerin takibi, bu işlere bulaşan karakter yoksunlarını rahatsız etmeye başladı sanki.
İnsan deneyiminin en derin kısmı çoğu zaman konuşulanlarda değil, konuşulamayan alanda saklıdır. Bilinenler zamanla anlatılsa bile hakikatin bir parçası daima sessiz kalır; zamanın ve güç dengelerinin değişmesini bekler. Bu da böyle mi acaba? Kahraman kim, hain kim; 15 Temmuz bütünüyle aydınlansa belki yeni şeyler ortaya çıkacak. Bunu zaten AK Parti milletvekili Şamil Tayyar da söylemişti.
Konunun aydınlatılmasını istemeyenlere bakmak ve sorgulamak gerekir. Açık yaraya kurt düşmez diye bir tabir vardır. Bunu siyasilerin iyi araştırması gerekir. Sebebi bilinmeyen acıların şifası olmaz. Bugün yaşananlara bakınca; kurumların bağımlı hâle gelmesi, sivil alanların yok edilmesi, keyfilikler ve hukuksuzluklarla KHK’lerle yok edilen insanlarımızın durumu, basın ve din kurumları dâhil her yerin tek merkezden yürütülmesi, hürriyet ve mülkiyet güvencesinin ortadan kalkması, TBMM’nin işlevini yitirmesi, yasallığın itaat ve biata dönüşmesi, halkın meşruiyetinin yok edilerek sömürüye tahsis edilmesi, tek adam rejimi için yapılan rejim değişikliğinin sonucu mu acaba? “En kötü proje” diyen eski başbakan niçin böyle söyledi ve sustu? Her alanda yaşanan çöküşe, sömürü güçlerinin planına ve dış olaylara, komşu ülkelerdeki gelişmelerin bu işlerle bağlantısına bakmak gerekmez mi? Asıl bunları incelemek gerekmiyor mu?
Muhalefet, diyelim ki o günün şartlarında iktidara destek oldu; ama bugün bunlar konuşuluyor ve yazılıyorsa, mutlaka sorgulamalıdır. CHP’nin başına gelenler, kayyumlar, butlanlar, devlet imkânlarıyla kurulan tuzaklar ve adaletsizlikler birden ortaya çıkmadı. Bu işlerin aydınlatılması gerekir.Muhalefetin bunu sorgulaması,bu davaları incelemesi gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri bile takip ederken bunlara bakmak, incelemek siyasi sorumluluk değil midir? Görevde olanlar niçin sorgulanmadı? Mağduriyet yaratanların bu işlerden mesuliyeti yok mu? Kanunlar ahlakı ölçen bir terazi değildir; ancak kanunların ve gizli sırların aydınlatılması, kanunlara ruhunu ve anlamını veren ahlak ve sorumluluktur. Ne kadar sır üstü kapatılsa da, iki kişinin bildiği sır sır değildir. Bugün olmasa da yarın olabilir. Suçlular sırların açıklanmasından korkar; çünkü karakterleri ahlaki değildir. Suçsuzlar ise adaletsizliği yaşasa da korkmaz. Karanlıklar aydınlatılmaya muhtaçtır. Ahlak alkış beklemez. Araştırma da bir ödüldür.
27-06-2026 Kemal Albayrak
Bu kadar düzgün,dengeli, ne söylediğini bilen, ölçüyü kaybetmeyen, abartıdan uzak bir komedyenin sizi rahatsız etmesi beni ziyadesiyle memnun etti Tayyar Bey
📌 Strazburg'da bugün düzenlenen adalet buluşmasında binlerce adalet sevdalısı alanda toplanıyor. Katılımcılar birbirinden ilginç pankartlarla sesini duyurmaya çalışıyor.
#AdaletBuluşması#JusticeMarch
Bu bedbaht hanımı hem “eski evinden uğurlama” hem de “yeni evinde karşılama”işini en iyi Serap Yazıcı Özbudun yapardı!! Kadrini bilememişler. Özlem Zengin’den daha zengin bir geçmişle. Bir de iki kelimeyi 1 araya getiremeyenleri etkileme amaçlı kitabi bir hoşgeldin nutku atardı…
#Dutch political historian and journalist Ewout Klei also attended today’s #Strasbourg protest to report on the demonstration and spoke briefly to Turkish Minute.
Klei said #Europe has become increasingly dependent on #Turkey for its security, a dynamic he said has had a negative impact on the human rights situation in the country.
He urged protesters to continue their fight for justice.
#JusticeMarch #Turkey #Strasbourg #CoE
✅Devlet bize dini, ahlakı, milletti nasıl tanıttıysa öyle tanıyoruz.
✅Yürürlükteki din ve ahlak sistemine karşı eleştirel olmalıyız.
✅Hikayemiz ne kadar acıklıysa ondan mutlu olacan insanlar var.
✅İrtibat, iltisak, istinaf, bozma gibi terimler sokaktaki insanın lügatinde yok.
✅Ağaç kökü yemek ulufeyle beslenmekten daha onurlu bir beslenme biçimidir.
@ebuzerdust konuştu.
👇👇👇
https://t.co/2nXo1CiTnG
Tam 80 yaşında...
2015 yılından beri Sincan Cezaevi'nde tek kişilik bir hücrede tutuluyor. Cezaevinde iki kez beyin kanaması geçirmesine rağmen tahliye edilmedi. Yetmedi; yeniden çıkarıldığı mahkeme salonunda fenalaşarak yığıldı ve hastaneye kaldırıldı!
Eski milletvekili İlhan İşbilen’in maruz kaldığı bu muamele ne hukuka ne de insanlık onuruna sığar. Ağır sağlık sorunları yaşayan yaşlı bir insanı dört duvar arasında ölüme terk etmek açık bir zulümdür.
@adalet_bakanlik@cemre_birand2@albayrak_kemal
AskeriÖğrenciye Adalet
Film gibi bir hayat hikayesi.
İzmir'den Mehmet Hanafi Uzunay'ın
15 Temmuz sonrası yaşadıkları film seneryosu olacak kadar trajedik.
👇👇👇
https://t.co/3uNpWutx68
Bu çarpıcı ve çok önemli röportajları yapan @aerkan080’ın maddi imkansızlıklar sebebiyle bu ay sonunda KHK TV deki çalışmalarına ara verecek olmasını bir türlü kabullenemiyor ve hazmedemiyorum.
Böyle özverili, kendinden motorlu, canı gönülden çalışan ve başarılı işler ortaya koyan biri niçin maddi imkansızlıklarla uğraşsın? Bir kaç insan Avrupa-Amerika seyahati yapmasa bu insanların maliyeti çıkar.
Yani kimseyi de çok rencide etmek istemiyorum ama şu İJA’nın faaliyetlerini toplasan bu arkadaşın ortaya koyduğu işler kadar bir etki oluşturuyor mu acaba?
İlla herkes birilerinin emir eri mi olacak? Öyle olsa zaten bu şekilde etkili işler ortaya koyamaz! Azıcık bir stratejik yaklaşım neden ortaya konmaz gerçekten anlamıyorum!
Küçük olsun ama benim olsun köylü mantığı maalesef her yerde…
8 yıl hapis yatan İhraç Yargıtay üyesi Hüsamettin Uğur
@h_ugur23
"HSYK üyesi ve Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı görevlerinde bulunan Birol Erdem, bir gün SEGBİS'le kayıt yapılan mahkemede, fişlemeler sonucu oluşturulan isim listesini bizzat Hakan Fidan'a verdiğini itiraf etti."
Röp tamamı: https://t.co/dYrevO5Q1s AbdullahTırpan AcilTahliye
✅Avrupa'dan gelen gölge rapor ne anlama geliyor?
✅Hukuk ile ekmek arasında nasıl bir ilişki var?
✅Yalçınkaya ve Yasak kararına uymamanın maliyeti var mı?
💥@Liberalparti_TR Genel Başkanı @ZGulabi KHK TV'ye değerlendirdi.
İzlemek için.
👇👇👇
https://t.co/Nnk1JIOoP9
Yargıtay Hakimi @h_ugur23 konuştu:
✅ 8 yıl tek kişilik hücrede kaldım. Haftalarca “ölürüm Türkiye’m” şarkısıyla sayıma uyandırıldım.
✅ Bizler darbeden 2,5 yıl önce fişlenmişiz. Listeleri bizzat BİROL ERDEM,
MİT Başkanı Hakan Fidan’a verdiğini söyledi.
✅ Adli mahkumlara dayak, falaka ve işkenceyi AYM’ye taşıdım aynı muameleyi ben gördüm.
✅ 40 bin kişinin ölümünden sorumlu tuttuğunuz APO için “mecliste konuşsun, baş müzakereci olsun” denildi. Üzerinde bıçak taşımayan insanlara 10 yıl yapılan bu zulüm reva mı?
İzlemek için
👇👇👇
https://t.co/r2uaLX1pI9
Bir insan alkıştan ölür mü? Ölür..
işte buyrun, görüntülerdeki şahıs, Yemen’de bulunan bir volkan kraterinde, hiçbir ekipman olmadan, serbest tırmanış ve akrobatik hareketler yapıyor. İnsanların onun adına endişeli çığlıkları yada alkışları ise onun ücreti!
Sonuç, hüsran…
Bugün okullarda şahit olduğumuz abartılı törenler, çocukların başarısını kutlamak için değil; dijital dünyanın narsist alkışlarına muhtaç yetişkinlerin ve evladını dünyanın yegane merkezi sanan modern körlüğün egosunu doyurmak için tasarlanmıştır. Sahne çocukların gibi görünse de, perde arkasında alkış dilenenler aslında büyümemiş ebeveynler ve öğretmenlerdir.
Breaking news: The U.S. and Iran have reached a deal to end months of fighting, according to President Trump and the leader of Pakistan, which has been mediating the talks.
Trump said the deal would reopen the Strait of Hormuz. https://t.co/1wXYI1R29o
Maç kritiği böyle yapılır. Popülizm her zaman en kolay ama sonuç itibariyle en zararlı yollardandır. Hayatın sair alanları için de geçerli altın bir kuraldır bu.
Oyuncularımızın Eksiklerini mala anlatır gibi detaylı anlattı
Şansal Büyüka:
Şunu söylemeliyim, maç bitti, böyle programlara bakıyorum falan, henüz bir şey kaybetmedik diye sıkça bunu kullanıyorlar. Ya bırakalım bu popülizmi, yani moral vereceğiz, onu yapacağız, bunu yapacağız diye. Nasıl hiçbir şey kaybetmedik? Bir, maçı kaybettik bir kere hiç hesapta olmayan için. İki, muhtemelen grup birinciliğini kaybettik. Üç, grup ikinciliğini riske soktuk. Dört, top.
Toplumsal morali yerle bir ettik. Ülke kaç aydır buna hazırlanıyor. Bu kadar üst düzeyde inanılmaz bir hedefe kitlenme, böyle umut, heyecan, hayal. Biz her zaman gitmiyoruz ki bu dünya kupalarına. 5 dünya kupasını pas geçmişin, 6. yüzeye gitmişin 2002'den beri ilk defa. Ve ne diyoruz? Montella bir grup yazdı ancak böyle bir grup yazardı diyoruz. Ve o gruba 2-0'lık yenilgiyle başlıyorsun. Açık konuşayım.
Yani Montella'dan başlayıp giren çıkan kim varsa bir tek kendi futbol anlayışım içinde. Perdeyi ayırıyorum. Herkes yapabileceğinin, ortaya koyabileceğinin, gücünün, kalitesinin aşırı gerisinde kaldı. Az gerisinde demiyorum. Aşırı gerisinde kaldı. 1.98, 1.93, 1.93 tane stoperi var. 8 korner kullanıyorsun.
Bir korneri de yer topundan kullanayım, bir organizasyonu çalışmamış. Bu üç stoperin 1.90'ın üstünde olduğunu, şu sokaktan birini çevirsek şuralardan, bu işleri yerden yapalım der. Bunlar hiç mi çalışmadınız, hiç mi düşünmediniz? Toplam oynamaya bakıyorum, 3 gün mü oldu Bülent bu şampiyona başlayalı ya, 4 gün mü? Ben ilk defa böyle tek kale bir maç gördüm. İlk defa.
Yani git gel falan. O kadar tek kale oynadık. %72'ye 28 top bizde kalmış. 704 pas yapmışız. 270 pas yapmışlar. Rakip yarı alanda 455 pas yapmışız. Sadece 71 pas yapmışlar. 30 şut atmışız. 9 şut atmışlar. Ceza alanı içinde 52 defa topla oynamışız. Sadece 17 defa oynamışlar. Ve biz bu maçı 2-0 kaybediyoruz.
Niye kaybediyoruz? Bakalım Avustralya'nın gollerine. İlk golü kaç pasta attılar? 2-2. Üçüncü vuruş gol oldu. Mustafa Denizli'nin kulakları çınlasın. Gol 2 ya da 3 pasta atıldı. İkinci gol kaç pasta attılar? 2 pasta. Geldiler çıktılar, vurdu. 2 pasta. Biz rakip cezalanının önüne yerleşiyoruz. Sağa ver, sola ver, bir daha sağa ver, geriye dön, sağa ver. 10-12 tane hazırlık pası yapıyoruz.
Rakip iyice kapanıyor. Zaten duvarı ölmüş. Duvarıyla meşhur bir takım zaten. Topu sana bırakıyor. Kontra ataklarla çıkıyor ki biz de kontra atağı bile doğru dürüst çıkamadık. Ama sonuçta bu kadar, bu seviyedeki turnuvalarda, maçlarda bu kadar yavaş oynayan bir takıma ne gol attırırlar ne maç kazandırırlar. Çok daha çabuk oynamalıydık. Amerika takımına bakıyorum. Bir futbolcu topa ikinci defa vurmuyor. Tek pası oynuyor.
Dün gece hayranlıkla izlediğim özellikle ilk arada Fas'a bakıyorum. Hep tek top. Biz de kardeşim sevgili Arda bu kadar yeteneklisin de alıyorsun iki defa etrafında dönmeden topu vermiyorsun. Dün de konuştuk. En güvendiğim ajan fizik gücü denediğiyle Barış Alper. Felaket. Barış felaket oynadın. Yedi orta yapmış kaç isabet var? Sıfır isabet. Niye yapıyor ki orta? Orkun.
Deseler ki Orkun bu kadar olmaz dedi, bu kadar kötü oynamaz. E Hakan iki orta yapmış bir isabeti var. Hep sıfıra karşı oynamış. Bu kadar kötü oynamışım, bu kadar yavaş oynamışım. Ve dün daha burada konuştuk. Zeki'nin arkaya adam kaçırmalarından korkuyorum dedi. Çünkü Venezuela maçında inanılmaz kaçırdı. Hücumda etkili tamam ama savunması zayıf. Zeki'nin önüne koymuşsun Arda'yı.
Arda Gelipbeki'nin kademesine girmez. Zeki de giriyor. İsmail'i hafif sağa çekmişsin Belçika yapar diye. İran Kundu'nun golünde. Zeki nerede? Zeki top ağlarımızla buluştuğunda Zeki bizim yarı alana henüz yeni geçiyordu. Emerih basamadı. Abdülkerim geç kaldı. İsmail yetişemedi. Niye? Atletik yapı var. Çabuk oyuncular. Bizim Türk futbolunun genetiğinde bu ağırlık var kardeşim.
Yani bu kadar yavaş oynarsan rakip de sana o duvarı örer. Ölü de attırmaz, onu da yaptırmaz.