@DEMGenelMerkezi Dini konu olunca mizah, mizahtır.
Ama geçen gün fıkra anlatan rahmi koça demediğinizi bırakmadınız.
Bu iki durum bile gösteriyor ki bu dem, türkiyenin en ırkçı, en faşist, en etnikçi oluşumu.
Bakırköy’ün ortasında, 2 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere 12 insanı yakarak katleden bir terörist, “Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına gelecekseniz dönüp bize bakın meydandaki onbinlere bakın biz de pişman olmuş bir hal var mı? Bu meydanda evladım pişman olarak gelsin pişman olsun onu evlat olarak kabul eden var mı ? diyor ve onurdan söz ediyor.
Oysa bu ülkeyi var eden; Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Abazasıyla milyonlarca onurlu insandır.
Onur; masum canlara kıymakta değil, birlikte yaşama iradesinde, vicdanda ve insanlıktadır.
PKK; kadın, çocuk, yaşlı demeden insanları katleden, kan ve şiddetten beslenen, hiçbir halkın onurunu ve iradesini temsil etmeyen bir terör örgütüdür.
Hiç şaşırmadım! İlk davamızda katiller için hemen gözlemci vekil gönderdiler, SSÇ’ler için de ardı arkası kesilmeyen açıklamalar yaptılar. Ama ben kendilerini ziyaret etmeyince ne oldu? Hemen ırkçı damgasını yapıştırdılar!
Siz kimi kandırıyorsunuz? Katili koruyan, çocuk katillerini kollayan sizsiniz! Vicdanınız yok, adaletiniz yok. Biz adalet istiyoruz, siz katilleri aklıyorsunuz. Bu utanç verici düzen değişmezse, yeni Ahmet’ler olmaya devam edecek!
TRT, Kanada ile Katar arasında oynanan maçta sakatlık nedeniyle duran oyunu su molası zannederek reklama gitti.
Maç oynanırken 1,5 dakika sonra apar topar yayına geri giren TRT, 1 dakika sonra hakemin su molasını işaret etmesi nedeniyle tekrar reklama gitti.
Tavuk üreticisi, Murat Ağırel’e konuştu:
“5,6 dolara ithal edilen eti 22 dolara satanlara ses çıkarmayanlar, dünyada 5,7 dolar olan tavuk etini 2,7 dolara satan tavukçulara neden çöküyor?”
İspanya ile berabere kalan Yeşil Burun Adaları, Afrika'da balıkçılık ve turizm ile geçinen volkanik bir ada.
Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinde 1 Yeşil Burun Adaları Eskudosu 0.19 lira. Bugün 0.49 lira. 3 yılda Türk Lirasına karşı 2,5 kat değer kazanmış.
Ülkede büyüme oranı yüzde 4,7. Enflasyon oranı yüzde 2,6.
AKP rejimi bu kadar büyük bir felaket.
Gazeteci yazar Rıza Zelyut’tan Ahmet Türk’e:
“Ahmet bey! Deden Ermenileri keserek şu an oturduğun Kasr-ı Kanco köşküne ve geniş arazilere el koydu.
Cumhuriyet Türkiye’si siz Kürt derebeylerine bir fiske bile vurmadı.
Benim gibi Türklerden bin kat daha fazla yedin Türkiye’yi. Yine de mağduru oynuyorsun.Tek bütün Türkler senin gibi mağdur olsa…
Haaa! Derebeyliğim yetmez ben buralarda devlet kuracağım dersen… Onun da alt yapısını Barrack amcanız yapıyor.
Biraz sabret, fazla ağlarsan oyun anlaşılır…”
Ahmet Türk, Mardin için "Kürdistan" diyor.
Peki neden?
Çünkü orada Kürtler yaşıyor.
O halde aynı mantıkla soralım:
Mardin'de Araplar yaşamadı mı?
Süryaniler yaşamadı mı?
Türkler yaşamadı mı?
Ermeniler yaşamadı mı?
Mardin ne zamandan beri tek bir etnik grubun tapulu malı oldu?
İşin ilginç tarafı şu:
"Türk toprağı" ifadesine itiraz ediyorlar.
Ama burada bilinçli bir kavram oyunu var.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kullandığı "Türk" tanımı etnik değil, siyasidir.
Anayasal vatandaşlık tanımıdır.
Yani "Türk toprağı" denildiğinde kastedilen şey, Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanıdır.
Nasıl ki Fransız toprağı Fransa'nın egemenlik alanıysa,
nasıl ki Alman toprağı Almanya'nın egemenlik alanıysa,
Türk toprağı da Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanıdır.
Fakat "Kürdistan toprağı" dendiğinde durum değişiyor.
Orada artık anayasal vatandaşlık değil,
belirli bir etnik kimlik adına siyasi egemenlik iddiası başlıyor.
Aradaki fark budur.
Birisi devlet egemenliğini tarif ediyor.
Diğeri etnik egemenlik talep ediyor.
Üstelik tarih de bu iddiayı desteklemiyor.
Mardin hiçbir zaman yalnızca Kürtlerin yaşadığı bir şehir olmadı.
Diyarbakır hiçbir zaman yalnızca Kürtlerin yaşadığı bir şehir olmadı.
Bu şehirler yüzyıllar boyunca birçok halkın ortak yurdu oldu.
Dolayısıyla mesele Kürtlerin varlığı değil.
Kimse Kürtlerin bu coğrafyanın parçası olduğunu inkâr etmiyor.
Mesele, ortak tarihe sahip şehirleri tek bir etnik kimliğin mülkü gibi göstermeye çalışmak.
Ahmet Türk'ün yaptığı tam olarak budur.
Mardin Kürtlerin de tarihidir.
Ama sadece Kürtlerin değildir.
Diyarbakır Kürtlerin de tarihidir.
Ama sadece Kürtlerin değildir.
Ve bugün her ikisi de Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı içindedir.
Tarih ortak olabilir.
Kültür ortak olabilir.
Hatıralar ortak olabilir.
Ama egemenlik tektir.
O da Türkiye Cumhuriyeti'nindir.
"İyi ama siz de İstanbul'a Türk şehri diyorsunuz."
Hayır.
Yine aynı kavram oyunu yapılıyor.
İstanbul'un bugün Türkiye'ye ait olmasının sebebi İstanbul'da yalnızca Türklerin yaşaması değildir.
İstanbul'un Türkiye'ye ait olmasının sebebi, Türk milletinin bu topraklar üzerindeki egemenliğini tarih boyunca kurmuş, korumuş ve uluslararası hukukla tescil ettirmiş olmasıdır.
Egemenlik böyle oluşur.
Nüfus sayımıyla değil.
Etnik aidiyetle değil.
Siyasi güçle, devletle ve hukukla oluşur.
Bugün İstanbul'da Türkler kadar Kürtler de vardır.
Lazlar vardır.
Çerkesler vardır.
Boşnaklar vardır.
Arnavutlar vardır.
Araplar vardır.
Ama kimse çıkıp "İstanbul artık Kürt şehridir" demez.
Neden?
Çünkü egemenlik başka şeydir, nüfus başka şeydir.
Üstelik Türkiye Cumhuriyeti bu meseleyi daha kuruluşunda çözmüştür.
Anayasa etnik köken saymamıştır.
Kan bağı saymamıştır.
Irk saymamıştır.
Vatandaşlık bağı esas alınmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür denmiştir.
Yani burada "Türk" kavramı etnik bir üstünlük iddiası değil, siyasi ve hukuki bir vatandaşlık tanımıdır.
Dolayısıyla Mardin'in Türkiye toprağı olması için herkesin etnik olarak Türk olması gerekmez.
Diyarbakır'ın Türkiye toprağı olması için herkesin etnik olarak Türk olması gerekmez.
Nasıl ki Fransa'da yaşayan herkes etnik Fransız değildir ama Fransa Fransız Cumhuriyeti'nin egemenlik alanıdır;
nasıl ki Amerika'da yaşayan herkes Anglo-Sakson değildir ama Amerika Birleşik Devletleri'nin egemenlik alanıdır;
aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı da etnik homojenlik üzerine değil, vatandaşlık ve egemenlik üzerine kuruludur.
İşte Kürtçü siyasetin bir türlü kabul etmek istemediği nokta budur.
"Kürdistan toprağı" dediğiniz anda vatandaşlıktan çıkıp etnisiteye giriyorsunuz.
Türkiye Cumhuriyeti ise tam tersine etnisiteden çıkıp vatandaşlığa geçmiştir.
Bu yüzden "Türk toprağı" ile "Kürdistan toprağı" aynı şey değildir.
Birisi anayasal egemenliği ifade eder.
Diğeri etnik egemenlik talebini ifade eder.
Aradaki fark tam olarak budur.
Şurdaki markalar on markete gitseniz istisnasız onunda da göreceğiniz markalar. Adamlar bir gecede el koydu, Kuzey Kore olma yolunda değiliz artık, doğrudan Kuzey Kore’yiz
@MilliTakimlar Her yerden rezillik akıyor. Tarihimizdeki 2. Dünya kupası öncesi şu paylaşıma bak. Bu milli takım Türk milli takımı mı Akp milli takımı mı? İyice parti devleti yaptılar bu devleti.
@siyahsancakx İçerden çıkardığınız eski terörist şimdiki gözde vatandaşlarınız olan arkadaşları vatan savunmasının neresinde kullanacaksınız sayın bakan
Özel sektör şartlarını kimse umursamıyor farkındasınız dimi. İnsanlara sürekli aile kurun çocuk yapın diye akıl veriliyor ama haftada 6 gün çalışan adamın kendine dahi vakit ayıramadığı gören yok. Hele ki vardiyalıysa hayat 0