Türkçülük de kürtçülük de yapılmasın diyenlere sinir oluyorum. Bu ikisi birbirine eşdeğermiş gibi algı yaratıyorlar. Türk yurdunda yalnızca Türkçülük yapılabilir. Çünkü Türkçülük kurucu değerdir, kürtçülük ise ülkeyi bölünmeye götürecek zararlı bir ideoloji. Epey farklı yani.
O kadar alçak bir kitle ki, çoluk çocuklarının geleceği çalınmış, hala ses çıkarmıyorlar. Bırak ses çıkarmayı, savunmaya geçmişler. Haysiyetsiz dümbükler
Sahte diploma çetesi, kamu personellerinin kişisel verilerini çalmış, bilgileri kopyalayıp kimlik haline getirmiş ve kendi fotoğraflarını yapıştırmışlar.
Ve E-imzalarını fiziki olarak böyle gidip teslim almışlar.
Bu olayı 2021 yılında verileriniz çalındı dediğimde uyarmıştım.
İnsanların kimliğinin taklit edilebildiğini ve hatta Erdoğan ile Hakan Fidan’a bile yapılabildiğini göstermiştim.
Ancak ne veriyi çalanlar ne de çaldıranlara bir şey oldu.
Tek tutuklanan kişi ben oldum.
Dönemin İçişleri Bakanı olan Süleyman Soylu isimli şahıs Bakanlığa VERİLER ÇALINMADI diye devlete yalan açıklama yaptırdı.
Bugünlere Türkiye 1 günde gelmedi. Her gün uyardım ancak önemsenmedi.
Eğer gerçekten bir adım atılacaksa Süleyman Soylu da dahil geçmişten günümüze kimin hatası, eksiği varsa yargılanmalıdır.
Sahte diploma önemli değil sahte e imzalar ile kimlerin kamu ve vergi borçları ile sabıka kayıtları silindi. Kimlerin aranma ve yakalama kararları kayıtları silindi.Depremde ölmüş ailelerin yerine kimler yazıldı ve Ölmüş ailelerin miraslarına kimler el koydu? Gerisi teferruat.
Sahte diploma diyince ben böyle fotoşopta hazırlanmış fiziki diploma falan zannediyordum meğer e-devlet onaylı falan gerçek diplomaymış ya. Sisteme işlettiriyorlarmış. İnanılmaz olay. Bu şimdi sadece bir çetenin veritabanındaki veri, başka yapan çeteler de varsa bu iş sıkıntı.
Şunu samimiyetle merak ediyorum: İmam hatiplerin kurucusu Celalettin Ökten’in çocuğu, torunu ve hatta torununun çocuğu hangi okullarda okudu? Ben açık kaynaklarda “imam hatip” bilgisine ulaşamadım.
Soruyu elbette, “kutlu davamızın sembolü” diyerek imam hatipleri örnek gösteren yeni elit AKP’lilere kadar uzatabilir ve hatta ek de yapabilirim: Madem imam hatipler bu kadar başarılı ve “davanızın sembolü”, o halde çocuklarınızı zamanında neden Fethullahçıların okullarında ya da yabancı dilde eğitim veren kolejlerde okuttunuz/okutuyorsunuz?
Sözün özü: Memleketin yoksul çocuklarına imam hatip davasında işçilik rolü veriyorsunuz ama kendiniz başka bir idealin peşinden koşuyorsunuz.
Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼
https://t.co/AYR8mpCV0i
Ne demek istediğimi tarihçi arkadaşlar daha iyi anlayacaktır. Şu an mondros ateşkesi sonrası Atatürk’ün İstanbul’a geldiği dönemin bire bir aynısı var. Olaylar aynı, hikayeler aynı, istenilen aynı. Sadece isimler değişik.
📌Bu fotoğraf bugün saat 15:00’te Kocaeli’nde Dilovası Devlet Hastanesi’nde çekildi.
📌Randevu sırasında olan bir tek Türk göremeyeceksiniz.
📌Suriyeliler’in önceliğimidir sebep, yoksa Suriyeli yerleşimci sayısının yoğunluğundan mı olduğu, izah edilmekten vareste bir durum mudur bilemedim.
Zehra Kınık'ın çarparak ölümüne sebep olduğu 17 yaşındaki Batın'ın annesi:
"Bu olay tam tersi olsaydı, benim oğlum böyle bir şey yapmış olsaydı asla içeriden çıkamazdı.
Kendileri üst mercide, halktan olan insanları alt sınıfta görüyorlar."
PKK sözde kendini feshettiğini açıkladı!
Ama bu bir tasfiye değil, yeni pozisyonlanma hamlesidir. Açıklamada:
-1921 Anayasası referans gösteriliyor, “Türk Milleti” yerine “Türkiye Halkı” deniyor.
-1924 Anayasası için “inkar ve imhanın belgesi” denilerek Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri hedef alınıyor.
-Lozan Antlaşması üzerinden statüsüz bırakıldıklarını ima ederek uluslararası kamuoyuna “haklılık” zemini yaratılmak isteniyor.
PKK kendini 40 Bin kişinin katili silahlı bir terör örgütü değil, “tarihsel ve hukuki temeli olan bir yapı” gibi göstermeye çalışıyor.
“PKK adıyla yapılan çalışmalar sonlandırıldı” ifadesi ise gerçek niyeti ortaya koyuyor.
PKK yokmuş gibi gösterilip, YPG-PYD-KCK-YJA-Star gibi yapılar üzerinden devam edilecek!
Bu; terörün bitişi değil, bölgede büyüyen savaş öncesi yeni bir dizayn denemesidir.
Ekrem İmamoğlu’nun resmi sosyal medya hesabına getirilen erişim engeli, sadece bir kişiye değil, milyonların sesine vurulmuş bir sansürdür. Bu hukuksuzluğu en güçlü şekilde kınıyoruz.
Ancak bilinmelidir ki; adaletin susturulmak istendiği her yerde, biz daha gür konuşacağız.
Bu hesabım erişim engeli kalkana kadar Ekrem İmamoğlu’nun sesi olmaya devam edecek ve onun adına kullanılacaktır.
Bugün 1 yıl 3 ay hapis cezası aldım.
Nedenini paylaşmak istiyorum:
Kilis Adliyesi’nde görev yapan bir savcı var.
Savcı olmadan önce AKP'nin Şehitkamil ilçesinin başkanıydı. AKP’nin ilçe başkanıyken trafikte tartıştığı bir adamı silahla vurup, yaraladı. Ayrıca, FETÖ'nün hakim ve savcı adaylarını yargıya soktuğu ortaya çıkan ve 15 Temmuz’da KHK ile kapatılan Müdafaa Demokrasi ve Hukuk Derneği'nin 31 Mart 2016'ya kadar üyesiydi.
Ben bu savcıyı aradım, kendimi tanıttım, kendisiyle ilgili haber yapacağımı belirttim. Bununla birlikte, yanıt hakkına saygım gereği sorularımı ilettim. O da açık açık yanıt verdi. Tüm bu bilgileri ve sorularımın yanıtını Cumhuriyet gazetesinde yayımladım 👇🏼
https://t.co/A7jQW3B9WG
Lakin, bu savcı benden şikayetçi oldu. Olabilir. Garip tarafı; İstanbul’da yaşamama, gazetemin merkezi İstanbul olmasına rağmen dava Kilis’te açıldı. İtiraz ettik, kabul edilmedi.
Sözün özünde; hiçbir kelimesi yalanlanamayan yukarıdaki yazımı, yazının aktörü savcının mesai arkadaşları yargıladı.
“Arkadaşlar” arasında gerçekleşen bu davada da bugün karar çıktı. Sonuçta “haberleşmenin gizliliğini ihlal” suçundan 1 ay 3 hapis ile cezalandırıldım.
Bu suçu nasıl işlediğimi bilmiyorum. Bugünün yargı sisteminde bu bu haklı sorumun bir anlamı olmadığını da biliyorum.
Az daha unutuyordum…
Savcının arkadaşı hakim bey, bir de beni bazı haklarıma yasak koymuş: Seçme, seçilme hakkı vs. En ironiği ise böylesi bir profilin savcı olduğu memlekette benim kamu görevinde çalışmamı da yasaklamış.
Öyleyken böyle… Bu da geçer.