Karşıma çıkan her problemde kafamda anında alternatif planlar beliriyor, birden fazla çözüm yoluyla tıpkı satrançtaki gibi. Çocuklarınıza satranç öğretin. Bilmiyorsanız siz de öğrenin; onlar zaten sizden görüp öğrenecektir..
Bu p*ç kurularına şaka da olsa “tamam” dememeyi öğrenmeliyiz artık. Ses çıkarmayınca, gülüp geçince, dalgaya vurunca bu p*çler cesaret ve özgüven kazanıyor. Yaşı, başı kaç olursa olsun sağlam çakacaksın 2 tane. Bundan daha iyi bir ders olamaz.
Aylık 600.000 TL
Türkiye'den gelen iş teklifi bu.
Ama yinede dönemiyor.
Teklifi alan, Belçika'da Siemens'te yönetici bir arkadaşım, Emre.
5 senedir dönüş kafalarında, vatan hasreti falan bitmiş değil. "Dönemiyoruz" derkenki yüzünü görecektiniz. Hesabı yapmışlar ve hesap kapıyı kapatmış.
Hesap şu:
600 brüt, ele net 400 civarı. Asgari ücretin 18 katı.
Tek çocuk. Düşündükleri okulların yıllık toplam maliyeti 1.7 ile 2.2 milyon TL. Okul, servis, yemek, kitap dahil. Tek çocuk için, altını çiziyorum.
Dönmek istedikleri yer eski oturdukları Çekmeköy'deki site. Müstakil değil, daire. Kira ayda 150 ile 160 bin, aidat 25 bin.
Alt alta: kira yılda 1.9 milyon, okul 2 milyon, net maaş 4.8 milyon. Daha markete gitmeden gelirin yüzde 80'i yok. İkinci çocuk olsaydı bu yazı burada biterdi.
Ama asıl hikaye burada başlıyor.
Aynı aile benzer gelirle Belçika'da gayet rahat yaşıyor.
Nasıl?
Çocuk mahalledeki devlet okuluna gidiyor. Kimse yadırgamıyor, çünkü o okul yeterli.
Aradaki fark maaş değil.
Türkiye'de de devlet okulu var elbette. Ama kaç kişi gönül rahatlığıyla gönderebiliyor?
İşte gönderememenin faturası: tek çocuk için yılda 2 milyon TL.
600 bin TL'lik bir maaş bile bir aileyi geri getiremiyorsa, kaybedilen o aile değildir. O maaşın satın alamadığı şeydir: çocuğuna parasız ve kaliteli bir gelecek vaadi.
Şu an "600'e geçinemiyorlarsa kusur onlarda" yazmaya hazırlananlar var, biliyorum.
Hem haklısınız hem de değilsiniz.
Ve ardından dediğim parçayı değiştirip, makineyi devreye aldık. Şimdi bu mühendis arkadaşımız Almanya'da okumuş ve tecrübeli bir mühendis olarak birim müdürü olmuş. Şimdi neden Almanya son senelerde gerilemiş anladım. Böyle insanlar yüksek mertebelere gelmiş çünkü !!!
Az evvel Almanya'da elektrik mühendisi olarak eğitimini almış ve bizim kardeş şirketin birim müdürü olmuş biriyle bir makine kontrol ediyorduk. Makinede bir donma oldu ekranın başına geçip her tuşa basarak sorunu aramaya veya gidermeye çalıştı. Ben ise elektrik kabinini açtım >>>
Gelip elektrik kabinine kontrol ettiğinde gösterdiğim parçanın işlevinin ne olduğunu bilmeden, bunun ne alakası var sistemi başlatma veya reset butonuyla dedi. Hala kendinden emin. Ben de harici bağlantımı çıkardım git bas aynı tuşlara bakim dedim. Makine tepki vermedi haliyle>>>