Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
"And olsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! Onlar başlarına bir musibet geldiğinde; 'Doğrusu biz Allah'a aitiz ve kuşkusuz ona döneceğiz.' derler. İşte Rabb'lerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır." (Bakara 155;157)
Dudaklardan dökülen o kutlu,
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" kelâmı en büyük sığınaktır.
"O'na aidiz ve O'na döneceğiz."
Zaten benim olan bir şey yoktu ki kederleneyim. Mülk O'nundu. O verdi, O aldı. Ben de O'na gidiyorum tefekkürünün ikrarıdır. Bu ikrar, kalpteki yangına dökülen en serin abı hayattır.
Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm
Lügat: Hem azamet sahibi hem fazl-ı kerem sahibi olan
İslami İlim: Allah Teâlâ büyüklük ve azamet sahibidir, O'nun yüceliği haktır.
Tasavvuf: Bu ism-i şerif ile ârif dünya ve ahiret saadetini Hak Teâla' dan arar.
Mevlid Kandilimiz Mübarek Olsun.
Peygamber Efendimiz ﷺ alemlere rahmet ve güzel bir örnek olarak gönderilmiştir. Allah Teâlâ bizleri onun izinden giden, ona ittiba eden ve sünnet-i seniyyesini hayatına tatbik edenlerden eylesin. Cenâb-ı Hak, bu mübarek günün hürmetine ümmet-i Muhammed’i ﷺ selamete ulaştırsın.
Mevlid Kandilimiz Mübarek Olsun.
"Merhabâ ey âl-i sultân merhabâ
Merhabâ ey kân-i irfân merhabâ
Merhabâ ey kurreti’l-ayn-ı Halîl
Merhabâ ey hâs-ı mahbûb-ı Celîl
Merhabâ ey cümlenin matlûbu sen
Merhabâ ey hâlikın mahbûbu sen"
Süleyman Çelebi Rahmetullahi Aleyh
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleminin lisanıyla bildirilen mübarek müjde, ruhumuzu fırtınalardan koruyan bir liman gibidir. Bu hadis-i şerifle mü'minin dertlerinin çehresi tebessüme dönüşüyor.
O sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: "Mü'minin durumu ne güzeldir. Onun her işi hayırdır ve bu durum mü'minlerden başkasına nasip olmaz. Başına sevinçli bir hâl gelirse şükreder. Bu onun için hayr olur. Başına bir sıkıntı gelirse sabreder. Bu da onun için hayr olur."
Yâ Resûlallah! Duydum ki Ashâb-ı Kehf'in köpeği,
O zümre ile birlikte cennete girecekmiş.
O cennete girerken benim cehenneme girmem revâ mıdır?
O Ashâb-ı Kehf'in köpeğiyse, ben de senin Ashâbının köpeğiyim.
Menzil, 12 Ekim 2024
''Kendisi bâki, haricindeki her şey ise helâk olmaya mahkûm ve fâni olan; kendisine boyun eğen dostlarını aziz, isyan eden düşmanlarını zelil eden yüce Allah'a (c.c) itaat, kulluk ve takvaya devam etmenizi tavsiye ederim.''
Hazreti Ömer Radıyallahu Anh
Saadat-ı Kiramlar; ümmetin vicdanı, irfanı ve edebidir.
İnsanlara yeni bir yol öğretmezler; unutulan yolu yeniden gösterirler. Yeni bir din anlatmazlar; bizlere İslam'ı yaşatırlar.
Onların en büyük kerameti, istikametleri ve insanların kalplerini yeniden Allah-u Zülcelal'e çevirmeleridir.
“Allah Teâlâ, bir lokma yedikten sonra ondan dolayı kendisine hamdeden ve bir yudum içtikten sonra ondan dolayı yine kendisine hamdeden kuldan razı olur.”
Müslim, Zikir, 24 (nr. 89)
Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
"Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. İşte Allah-u Zülcelal böyle güzel bir şekilde size vaaz eder, nasihat eder, size yol gösterir." (Nisa; 58)
Öyleyse İslam'ın hakimiyet anlayışının ilk kapısı emanettir. Emanet ehline verilmeden, adalet kurulamaz. Adalet kurulmadan güven doğmaz. Güven doğmadan toplum ayağa kalkmaz. Toplum ayağa kalkmadan da medeniyet kurulamaz.
Müslüman yeryüzünde adaleti tesis etmek istiyorsa önce kendi nefsinde adaleti tesis etmelidir. Öfkesinde adalet, dilinde adalet, kazancında adalet, ailesinde adalet, dostluğunda adalet ve düşmanlığına rağmen düşmana adalet...
Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: "Şüphesiz Allah; adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi emreder. Hayasızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar."
Dikkat edelim, Allah-u Zülcelal yalnızca “ibadet edin, zikir edin” buyurmuyor. Adaleti, ihsanı, yakınlara yardım etmeyi, fuhşiyattan sakınmayı, zulümden sakınmayı emrediyor.
İslam, insanın Rabbiyle olan bağını insanlarla olan münasebetine bağlıyor. Secdede Allah-u Zülcelal’e eğilen baş insanların hukukunda zulme eğilmemelidir. Tesbih eden dil, insanların onurunu kırmamalıdır. Kur'an okuyan göz mazlumun ve yetimin gözyaşını göz ardı etmemelidir.
Çünkü iman insanın içine girip beden kafesinde hapsolunan bir cevher değildir. İman gönülden hayata akan bir nehirdir. O iman, dış dünyaya yansıtılmalıdır. Başkasını da sulamalıdır.
Asr-ı Saadet, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ahlakının yaşandığı, sahabenin teslimiyetinin yeniden filiz verdiği her gönüldür. Muhabbetin, sadakatin ve ihlasın hakim olduğu her meclistir. Asr-ı Saadet'in o berrak iklimi, Kamil Velilerin sohbetlerinde, zikir meclislerinde, sünnet-i seniyeye sarılan mü'minlerin hanelerinde, bugün de aynen yaşanmaya devam ediyor ve kıyamete kadar da yaşanmaya devam edecektir. Allah'ın izniyle, fadlu keremiyle...
Allah-u Zülcelal hepimizi Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme sevdalı kılsın. Allah azze ve celle hepimizi sahabenin ahlakıyla ahlaklandırsın. Nasıl ki onlar Allah Resulünü çokça seviyorlardı, bizim de Rabb'imiz kalbimize Resulünün sevgisini bol bol koysun.
Onlar evlerinde bile durmuyordu çoğu zaman. Hep seferlerde ve cihatta idiler. Toz dumanın içindeydiler. Asr-ı Saadet, kalbin huzurda olmasıdır. Cihad ederek, gayret ederek... Durmadan... Aşk ile... Ta Çin'e kadar...Dillerini bilmedikleri halde Çin'e kadar. Yaya veya devenin üstünde yolculuk yapıp oraya İslam'ı anlatmaya gittiler. Bizim de derdimiz bu olmalı. Komşularımızı dahi hâla tanıyamıyorsak vay halimize. Komşularımıza dahi İslam'ı, Allah ve Resulü'nü anlatamıyorsak biz dertli değiliz demek ki.
Allah-u Zülcelal bizi gerçek mü'minlerden eylesin. Bizi insanların hidayetine vesile kılsın ki biz de kurtuluşa erelim onunla.
Cumhur İttifakı hassasiyetleri ve ilkeleriyle artık aynı yerde durmuyor.
Millet İttifakı ise zaten dağıldı.
Dün birlikte aday gösterdiklerine,
bugün muhalefet kızıyor.
Peki birileri çıkıp bizden özür dileyebilir mi?
Masadan kalktığı gibi duran
bir tek biziz…
TAKİP ET! Peki biz neden buradayız?
Çünkü Gazze'de yaşananlar bitmedi. Anneler hâlâ evlatsız, çocuklar hâlâ annesiz kalıyor. Zulüm devam ediyor.
Biz buraya kavga etmeye değil; ablukanın kırılması için ses olmaya, Gazze'deki kardeşlerimize "Sizi unutmadık, yalnız değilsiniz" demeye geldik.
Bir süredir Gazze'nin, boykotun ve yaşanan zulmün gündemden düştüğünü görüyoruz. Bizim gayemiz bu duyarlılığın yeniden güçlenmesine küçük de olsa bir katkı sunabilmek.
Şu anda Türkiye'den çıkmış durumdayız ve İbrahim El Halil Sınır Kapısı'ndayız. Buraya geldiğimiz günden beri devletimizin ilgili birimleri de ihtiyaçlarımız konusunda bizimle ilgileniyor.
Sizden tek ricamız var:
Bu videoları izleyip geçmeyin. Yorum yapın, beğenin, paylaşın ve bizi takip edin.
Burada bekleyen biz olabiliriz... Ama Gazze için yükselen ses, hepimizin sesi olmalı.
Ailesiyle birlikte geçirdiği trafik kazasında muhterem zevcesi dâr-ı bekâya irtihal eden Abdullah Sert Hocamıza başsağlığı diliyor; kendisine ve kerimesine Allah Teâlâ'dan acil şifalar diliyoruz.
Muhterem zevceleri merhumeye Cenâb-ı Hakk’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabr-ı cemîl niyaz ediyoruz.