mutlak güç ve kudret sahibin sadece Rabb olduğunu bilmek ve sadece O'na dayanmak ve sadece O'na teslim olmak
Kişisel çaba ve gayretin bile bir noktaya kadar yardım etmesi;
"De ki: 'Bizim başımıza Allah’ın bizim için takdir ettiğinden/yazdığından başka bir şey asla gelmez. O, bizim Mevlâmızdır (dostumuz ve yardımcımızdır). Şu halde inananlar, yalnızca Allah’a güvenip dayansınlar.'"
Haberden anladığım şu.
Oğlan, kendisini okula geldiğinde her gün üzerini arayan müdür yardımcısını emniyet müfettişi babasına şikayet etmiş. Babası, emniyetteki üst düzey bağlantılarını kullanıp Milli eğitim'e söylemiş ve müdür yardımcısının tayinini çıkarmış.
Bu tayinde katkısı olan herkes tutuklanmadiktan sonra o çocukların vebalini nasıl ödeyeceksiniz? Nasıl adaleti sağlayacaksınız?
17 yerinden bıçaklanarak öldürülen Abdulbaki'nin annesi:
Cumhurbaşkanıma, Adalet Bakanı'ma sesleniyorum. 16 yaşındaki çocuk 17 kere bıçaklandı.
Şimdi beni tehdit ediyorlar, ben bu korkuyla nasıl yaşayacağım. Çocuk öldürmek bu kadar kolay mı Türkiye'de?
Çözüm kısas. Bunların yaşaması, nefes almaya devam etmesi, hapishanede doyurulması, görüş mörüş hakkının olması, üç beş yıla serbest bırakılması HARAMDIR. Bir vatandaş olarak hakkımı helal etmiyorum. Onun bunun p.çi çoluk çocuk öldürsün diye beslensin istemiyorum.
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
L'annessione della Cisgiordania, con i soldati complici dei coloni. Gaza annientata. L'avanzata in Libano. Il confine violato in Siria. La guerra all'Iran. Pulizia etnica e massacri. Così la destra sionista dà forma al Grande Israele
Il numero de L’Espresso, in edicola e su app
Değerli dostlar; yaklaşık bir yıl önce açıktan ilan edilen 'Yeni Devlet kurma projesi' ve buna bağlı yürütülen İhanet Süreci bugün çok tarihi bir şerefsizliğe imza atmış bulunuyor.
Bunca zamandır 80 milyonun dizi izler gibi hayretle takip ettiği sürecin aslında ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz; bu yönüyle çok başarılı yazılmış bir senaryosu var. Hani sanat eserleri yorumlanırken, eseri yorumlayan kişi kendisinden bir şeyleri yansıtır ya? Eserin anlamının ne olduğunun önemi olmaksızın. Hatta anlamı da olmayabilir. Bu süreç tam olarak böyle bir eserdir. Ortada kimsenin tanımlamadığı bir süreç var ve Türk müesses nizamı el ele olmasını umduğu şeyi yansıtıyor, okuyor. Bunun için gazetecisi kendi kendine spin doctorluğa soyunuyor, sanatçısı kanaat önderliğine atlıyor. Duvara yapıştırılan bir muzda hayatın anlamını arayan duayen sanat eleştirmenleri gibi „Kardeşlik“, „Barış“, „Bir asırlık sorun“, „Devlet Projesi“, „Demokrasi“ gibi yarak kürek laf salatası içinde kendi ideallerini görüyorlar. Veyahut psikolojideki meşhur Rorschach testinde olduğu gibi, süreçte türlü acayiplikler okuyan şizofrenleri dinliyoruz.
Bu sizleri şaşırtmasın; zira burada beylik beylik konuşan AKP’liler, MHP’liler veya DEM’liler de ne olduğunu bilmiyor. Çünkü adam yerine konmuyorlar. Oysa ne beylik konuşuluyordu, değil mi? Güya pazarlık yoktu, PKK kendi kendine silah bırakacaktı. İsrail kapımızdaydı. Halbuki şizofreni daha sürecin başındaydı. Cumhur “Terörsüz Türkiye” derken, Terör Örgütü “Demokratik Cumhuriyet süreci” diyordu. Kimse de “Madem sorun Kürt sorunu, tanımlaması ne, çözümü ne?” demiyordu. “Madem sorun PKK ve terör; o zaman Meclis ne alaka?” demiyordu. Sadece “Bize güveniiiin!” diye bağıran bir Cumhurbaşkanı; öcalan’a methiyeler dizip Türk milletine söven bir MHP Genel Başkanı.
Oysa terör örgütü bize gün gün anlatıyordu: meşru muhatap kabul edildiklerini, pazarlık yürüttüklerini, af yasası çıkacağını, dağdaki teröristin siyaset yapacağını ve yeni anayasa hazırlayacaklarını - tek tek söylüyordu. Duayen aydınlarımız ise panik olmuştu. İyi hoş ama Demirtaş ne olacaktı? Peki, madem hepimiz birbirimize tren yapacağız; CHP başkanları niye hapisteydi? Yoksa Öcalan–Bahçeli–Erdoğan üçgeni demokrasi için savaşmıyor muydu? Tabii tüm bunlar eski röportajlar, tutanaklar veya kulis bilgilerini “sızdırarak” kamuoyunu manipüle etmelerine engel olmadı.
Ve gözleri yönelmişti Edirne’deki peygamberlerine. Palulu Obama da durur mu? Yıllardır olduğu gibi minik bir göz kırpma, minik bir kuyruk sallamayla müritlerine yeni umut üfledi ve bir altı ay daha “Öcalan’a karşı çıkacak” ümitlerini harladı. İş bitene kadar bu salakları da idare etmek gerekiyordu; ne yaparsın?
Esasen şu an gerçekleşen, bir gerçekliğin Anayasa’ya geçirilme projesidir. Maksat, Türkiye Cumhuriyeti’ni tarihe gömmek ve Kürtçü-İslamcı ittifakı temelinde yeni bir devlet kurmaktır. Sizin bu aşamada konuşmak veya fikir beyan etmek gibi bir lüksünüz yoktur. Çünkü eliniz silah tutmuyor. Çalmıyorsunuz. Öldürmüyorsunuz. İnsan gibi yaşamaya çalışıyorsunuz. Siz bu işin finansman kısmında varsınız. İmralı’da haftalardır süren inşaattan tutun da Meclis’teki kebaplara kadar veya bu kaymak tabakayı beslemek için verilen ihalelere kadar işi finanse etmek için debelenen kölelersiniz.
Bakın ne konuşulduğunu, neden konuşulduğunu, ne için konuşulduğunu - hiçbirini bilmiyorsunuz. Sadece "Siz Kürtlerle savaşıyordunuz, Bahçeli ve öcalan sizi barıştırdı. Hadi Özgür bu nikahı onayla da şu süreç suç olmaktan çıksın, hepimiz bulaşalım boka!" diyorlar. "Olmaz" derseniz de sövüyorlar. Buna da demokrasi şöleni diyorlar. Oy verdikleriniz sizi adam yerine koymuyor, 40 bin kişinin katiline gitmek için birbiriyle yarışıyorlar - bunu da aramızda çözdük diye komisyona bağlıyorlar. Yalan yok, bizim siyasiler komisyon işlerinden iyi anlıyorlar.
Meğer yıllar önce Bahçeli ipi değil, ipini atmış - biz anlamadık. Tutan biri çıktı elbette. Imralı'ya mı gitmek istiyor? Gitmeli, ama kelepçeli. Ipini de birlikte yanına vermeli.
Şeriat getirecekler denilen parti ülkeye haç getiriyor,hristiyanlık için merkez kuruyor. Şu rezilliğe bak. İslamcıların ise gıkı çıkmıyor. Sabah akşam kemalizme söverler. Kemalizm şöyle bi şeye hayatta izin vermezdi
Adam 2001'de 4 kişiyi öldürüp, hapse giriyor ve serbest kaldıktan sonra 2016'da yine bir kişiyi daha öldürüp, hapse giriyor. Bu adamı açık cezaevine almışlar ve hafta sonu izninde çıkıp Zonguldakta 17 yaşındaki bir kızı öldürüp, cesedini kuyuya atıyor
PKK terör örgütü elebaşı için Özgürlük yürüyüşü yapan kişiler Polis barikatı ile karşılaşınca megafonla söylenenlere bakın ;
“Yoldaşlar! Yoldaşlar! Yoldaşlar! Herkes sessiz olsun, burayı dinlesin.
Yoldaşlar!
Düşman diyor ki: ‘Eğer yürümeyecekseniz burada yapın.’
Biz o surlara gideceğiz!
O surları açacağız!
Şehit düşen ellerin, şehit yoldaşların yollarından gideceğiz!
Ya o suru açacaksınız, ya o sur başınıza yıkılır!
İleri!’’
Düşman diye bahsettikleri Türk Polisi,Türk Askeri ve bu kişiler ‘’BARIŞ’’ istiyor öyle mi?
Bu görüntü Zonguldak'tan geldi. İlgili kurumların umurunda olmadığı için kendiniz çözüm bulun demişler. Her gün bir çuval böcek topluyor bizimkiler. Birkaç yıla ne fındık ne de meyve ağacı kalır.
Az önce Albay Orkun Özeller ile konuştum.
Adliyede ifade vermeyi bekliyor.
"Söyleyeceğin bir şey var mı" diye sordum.
Şunları söyledi:
"Ortada halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu varsa bu suç benim sözlerimin içinde değil, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamalarındadır. Sen teröriste 'kurucu önder' dersen, onun için umut hakkı istersen ve teröristi Gazi Meclis'e çağırırsan halk bundan nefret duyar, kin duyar. Suç budur!"
"Başka ekleyeceğin var mı", diye sordum, ekledi:
"Apo piçtir, piç kalacak!"
E. Albay Orkun Özeller @OrkunOzeller gözaltına alındı.
Gerekçe, halkı kin ve düşmanlığa tahrik.
Bu talimatı veren makamlar her gün herkesi ve Orkun Albayı tehdit ve ona hakaret eden kişileri görememiş mi?
Meclis'e terörist çağıranlar halkı kin ve düşmanlığa itmiyor da, Orkun Albay'ın sert sözleri mi düşmanlık yaratıyor?
Orkun Albay, hayatını terörle mücadeleye vermiş, göğsünü kahramanca düşmanlara karşı siper etmiş, varlığını Türk varlığına armağan etmiştir!
Her gün Öcalan'a özgürlük sloganları atanların rahatça gezmesi bu operasyonu yapanların kanlarına dokunmazken, Orkun Albay'ın vatan savunması için söylediği sözlere mi bozulmuşlar?
Gerçek bir Türk devletinde vatanı savunanlar halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmez, PKK'yı övenler cezalandırılır.
Ama paralel bir devlette PKK'yı övenler ödüllendirilir, vatanı savunanlar gözaltına alınır.
Dilediğiniz zulmü yapın!
Vatanseverler kazanacak!
Kanun çıkmasına rağmen maalesef belediyelerin çoğu gerekli tedbirleri almadı. İstanbul valiliğinin çocuklarımız başta olmak üzere hepimizi tehdit eden sahipsiz sokak köpeklerinin toplatılmasına yönelik yazısı son derece yerindedir.
Türkmenistan'dan Japonya'ya, Azerbaycan'dan İspanya'ya kadar dolaşın. Bırakın sahipsiz köpeği başıboş kedi bile göremezsiniz. Ömürlerinin önemli bir kısmını yurtdışında geçen Türkiye'deki sözde hayvan dostu geçinenler bu durumu görmüyorlar mı?
Uşak'a su sağlayan barajlardaki içme suyu tamamen bitmiş.
Şehrin tamamında suların kesileceği ve kuyulardan aktarılan suyun 16.00-22.00 saatleri arasında şebekeye verileceği de Uşaklılara bildirilmiş.
Sayıştay raporlarına göre Uşak belediyesi vatandaşa yıllık 11 milyon m3 su miktarı fatura etmiş.
Tüprag altın madeni ise kendi beyanına göre 12 milyon m3 su tüketiyormuş.
Bu verilere göre günde 250 bin kişinin tükettiği su miktarını tek başına Tüprag Altın madeni tüketiyor.
Adamlar taaa Kanada’dan gelip Uşak'ta altın maden ocağında bölgenin su kaynaklarını be ormanlarını talan ederek servet kazanmış. Altını alıp götürdüler, suyu da bitirdiler.
Bize de susuzluk ve yok edilmiş ormanlar kalmış.
Peki toprağı ve suyu yağmalanan Türk milleti bundan ne kazandı.
Bizim madencilik politikası her nasıl olduysa sigara içmek gibi. Dumanını yel alıyor, parasını el alıyor. Hastalıkları bize kalıyor.
Bu durumda Türk millleti için madeni çıkarmamak, çıkarmaktan daha rasyonel hale geliyor. Çıkarılmasa orman, su ve altın bizde kalırdı.
Şimdi su getirmek için altın (sermaye) lazım. Ancak senin elinde kalan susuz ve altınsız bir şehir.
Şimdi onu da eğer bulursak üzerine bir bardak soğuk su mu içeceğiz.
#Uşak
Eğri oturup doğru konuşalım. Cumhuriyet rejiminin en büyük hatalarından biri, mağrur ve muzaffer bir ulusal kimlik inşası için 1912-22 döneminde Türklere yönelik kırım ve katliamların üzerinde durulmamasıydı. Kendi travmaları Türklerin kolektif hafızasından silinirken, bize husumet güden milletler ise acılarının ateşini kuşaktan kuşağa harladı. Neticede Türkler kendilerini samanlıklara toplayıp canlı canlı ateşe verenler karşısında mahcup oldukları bir fiyaskonun içinde buldu. En tehlikelisi de bu bellek faciasını telafi etmeden, istikbalde karşılaşabileceğimiz benzer tehditlere karşı diri ve tetikte olamayacak olmamız.
Milli bilinç yok. Herhangi Ermeni, sözde ermeni tezleri bilir. Bu zamana kadar hiçbir Ermeni'nin bunla a ilgili bir fikri olmadığını görmedim. Fakat biz Türk çocuklarının Sason, Adana, Van, olaylarından Akdamar adasından, fırınlarda yakılan Türklerden haberi yok. Cemal Paşa+
Çoluğunuzu çocuğunuzu sikiyim ya, 15-16 yaşındaki piçleriniz sokaklarda terör estiremeyecek diye ne kafa açtınız amk. Bir düzgün çocuğun hayatı için 100 piçinizin ömür boyu hapse girmesini tercih ediyoruz başka sorun var mı
İşlediği suç nedeniyle Geri Gönderme Merkezine koyulan bir Suriyeli için bir avukat devreye giriyor ve sınır dışı etme kararı kaldırılıyor. Bu şekilde suçlu çoğu Suriyeli aramıza döndürülüyor. İyi bir şey yapmış gibi konuşan bu avukat, avukatlığıyla bu işi başarmıyor, BİLİN!