Kimiz biz, LAZ ( Colx ) kim ?
Binlerce yıllık bir geçmişi, dili, kültürü olan bir halka çıkıpta “ Laz “ diye bir şey yok diyemezsiniz.
Ekte ki görsel de simgemiz bulunmaktadır.
Liverpool ve Bodo galibiyetleri de bu dönüşümün en somut göstergeleri oldu. Okan Hoca’nın bu süreçteki gelişimi ve oyun esnekliği gerçekten takdiri hak ediyor.
Bu esneklik ve tempoyu bizim belirlememiz sayesinde artık geçmiş yıllardaki gibi skor avantaji bizdeyken rakipler geri dönüşler yapamıyor. Takım oyunu olgunlaştı, savunma disiplini oturdu.
Yıllarca aynı masada kuralsız oynayıp şimdi çıkıp ‘ihanet’ diye ağlayanlara bakınca insan ister istemez gülüyor. Hafızaları kısıtlı olunca kendi karaktersizliklerini de unutuyorlar belli ki…
Bir Türk kulübünün Avrupa’da farklı kulvarda yarışan bir Türk kulübüne böyle bir ihanette bulunacağını düşünmek bile istemiyorum.
Galatasaray Kerem’i almak istiyorsa aynı teklifi yapabilir ama son güne kadar bekletmesi Türk futbol tarihinin en büyük ihanetlerinden birisi olur ve tarihe kara bir leke olarak geçer.
Büyük kulüpler ise parayı önce transfere harcayıp zemini kalan bütçeyle çözmeye çalışıyor. Türk futbolunun gelişimi için ilk yapılması gereken yabancı kuralı saçmalığı değil, zemin ve altyapıya yatırım zorunluluğudur.
Klüplerimiz futbolcu almak için yüz milyonlarca euro harcıyor. Maaşlar, bonservisler rekor seviyelerde.
Ama karşılığında bu zeminleri mi izlemek zorundayız? Bu kabul edilemez bir durum.
Turkiyede bu hassasiyet ve bu işe ayrılacak bütçe yeterli değil. Birçok Anadolu kulüpleri, büyüklerin kalitesini gösterip rahat top oynamasını engellemek için zemini kötü bırakarak avantaja çeviriyor.