İstanbul Valisi Sayın Davut Gül beyefendiye bu yüce Türk milletinin hassasiyetini dikkate alarak bu sapkın zihniyetin konserini iptal ettiği için kendilerine canı gönülden teşekkürlerimizi bir borç biliriz teşekkürler sayın valimiz
THE ECONOMIST’İN 2026 GÖRSELİNDEKİ ŞİFRELER: BİR YILIN ÖNGÖRÜSÜ MÜ, PERDE ARKASINA AÇILAN BİR PENCERE Mİ?
Uydular, tanklar, şırıngalar, dijital paralar, kontrol edilen kalabalıklar…
İlk bakışta birbirinden bağımsız görünen bu semboller, yan yana getirildiğinde nasıl bir hikâye anlatıyor? Dünyanın gidişatını mı resmediyor, yoksa yaklaşan değişimlerin ipuçlarını mı taşıyor?
The Economist’e atfedilen bu görsel üzerinden yapılan aşağıdaki çözümleme, sembollere dayalı bir yorumdur. Aylarla kurulan bağlantılar derginin doğrulanmış takvimi olmadığı gibi, gizli bir planın kanıtı da değildir. Ancak ortaya çıkan anlatı, dikkat çekici sorular doğuruyor.
Bu bölüm, güç mücadelesinin yalnızca cephelerde yaşanmadığını hatırlatıyor. Limanlar, demir yolları ve enerji koridorları da bu mücadelenin parçası. Haritadaki sınırlar kadar, o sınırların içinden geçen yollar da belirleyici olabilir.
EYLÜLDEN ARALIĞA OLASI SENARYOLAR
Buradan sonrası, gerçekleşeceği bilinen olaylar değil; aynı sembolik okumadan çıkarılan ihtimaller.
EYLÜL — CEPHELERDE DÖNÜM NOKTASI
Olası senaryo: Süren çatışmalardan birinde kritik bir gelişme, savunma üretiminde hızlanma veya büyük güçlerin tutumlarında belirgin bir değişim.
Tek bir karar, uzun süredir korunan dengeleri sarsabilir mi?
EKİM — KÜRESEL TİCARETİN DAR GEÇİTLERİ
Olası senaryo: Deniz ticaretindeki anlaşmazlıklar, liman kesintileri veya kritik güzergâhlardaki kısıtlamalar nedeniyle tedarik zincirlerinin zorlanması.
Uzak bir denizde başlayan gerilim, kapımıza fiyat artışı ve ürün kıtlığı olarak yansıyabilir mi?
KASIM — SANDIKLAR VE SOKAKLAR
Olası senaryo: Seçim sonuçları etrafında sertleşen siyasi mücadeleler, kitlesel gösteriler ve derinleşen kutuplaşma.
Sandıklar kapandığında tartışmalar da kapanacak mı, yoksa asıl mücadele o zaman mı başlayacak?
ARALIK — YENİ ANLAŞMALAR, YENİ GÜÇ DENGELERİ
Olası senaryo: Mali anlaşmalar, yaptırımlar ve uluslararası kurumlarda değişen ilişkilerle 2027’ye farklı bir güç tablosu içinde girilmesi.
Yılın sonunda yalnızca takvim mi değişecek, yoksa dünyayı yöneten kurallar da yeniden mi yazılacak?
Bir dergi kapağı geleceği kanıtlamaz. Fakat seçilen semboller, geleceğin hangi başlıklar üzerinden düşünüldüğüne dair ipuçları verebilir.
Gördüğümüz şey keskin bir jeopolitik öngörü mü, sembollere bizim yüklediğimiz anlamlar mı, yoksa tesadüflerin oluşturduğu çarpıcı bir hikâye mi?
Sizce bu görsel, dünyayı mı anlatıyor; dünyaya verilmek istenen yönü mü?
Vice president JD Vance İsrail’e verilen silahların Amerikan vergi mükelleflerinin vergisiyle verildigini söylüyor Amerika’yla İsrail arasında artık kaçınılmaz ayrılık başlamıştır
There is an old saying attributed to Lord Palmerston, a 19th-century prime minister of the United Kingdom: Nations have no friends nor enemies, only interests. This saying is one of the foundations of my work.
Take Turkey for example. Like any nation, its interests are based on economic well-being and national security. These two dimensions define what nations will do. For example, Americans hated Japan for attacking Pearl Harbor. The same country later became a close “friend,” to use your choice of word. In reality, Japan and America’s relationship after World War II was not based on friendship but on common interests.
So what are Turkey’s interests? I read it this way: Turkey lives in a tough neighborhood and therefore has a significant military force, the second largest in NATO. But its economy is limited because of limits on its capital. Saudi Arabia is loaded with money, but it has a limited military. Alone, each has vulnerabilities. Together, they can be the dominant powers in the region. Their interests align, and it could be predicted (we actually did predict) that they will have to ally at some point.