“Sonra bunların ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular; onlar bu taşkınlıklarının karşılığını mutlaka göreceklerdir.” (Cehennemdeki “Gayya” vadisini boylayacaklardır.) Meryem-59
“Güzel günler gelecek değil; geldi ve şimdi burada. Gelen gün güzel etmez seni, sen onu güzelleştirirsin. Lokmanı acelesiz ye. Suyunu yudum yudum iç. Yolunu telaşsız yürü. Doymuş olmaktan daha hoştur lezzet almak. Varmış olmaktan daha güzeldir
yolda olmak.”
Çok isteyip peşinden koştuğumuz ama zamanla unuttuğumuz şeyler ve tam da ihtiyacımız olan ya da en az beklediğimiz anda karşımıza çıkarılması, aslında hiçbir niyetin ve samimi isteğin kaybolmadığının çok zarif bir kanıtı gibi.
öyle ya Mevla bazen kulun istediğini verir ama defaatle nereden istedim dedirtir bazen pekmezi alır balı verir, balı alır pekmezi verir bazen ikisini de alır feryat ettirir
her istediğini vermez lazım olanı verir
@kizilfatma Muharrem’in 10unda oruç tutan yahudileri gören Peygamberimiz biz Musa’ya sizden daha yakınız demiş ve ümmetine 9 veya 11. günleri de ekleyerek o günlerde oruç tutulmasını tavsiye etmiştir. Hayırlı bir işte bile onlara benzemekten kaçınmasında elbette vardır bir hikmet..
geçici olması, anlamsız olduğu anlamına mı gelir? biz çoğu zaman “kalıcı olsun ki değsin” diye düşünüyoruz oysa hayat eser bırakmak için değil, tanıklık etmek için yaşanıyor çoğu zaman. bir şeyi yaşamak, onu sonsuza kadar tutmak demek değil..