YPG, HTŞ’den daha güçlü mü? Güçlü. Hiçbir HTŞ’li Rojava bölgesine girip bir Kürdün tavuğuna bile “kışt” diyemez. Biz artık devletin ortağı olduk. “Rojava Kürdistanı dediğimiz toprakların neredeyse tamamı bizim kontrolümüzde. Şimdi Efrîn ve Serêkaniyê’nin de özgürleşmesi gerekiyor
New York'ta Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali Zeydi, Şengal konusunda anlaştı. Türk medyası haberi "PKK Sincar'dan çıkarılıyor" diye verdi. Ama mesele çok daha büyük. Bakalım; kim ne kazandı, Kürtler ne kaybediyor?
Şengal, Musul'un batısında, Suriye sınırına yaslanan bir dağ ve ova bölgesi. Ezidi Kürtlerin tarihsel yurdu. Ve stratejik bir köprü: bir yanda Güney Kürdistan, öbür yanda Güneybatı Kürdistan (Rojava). Şengal elden çıkarsa iki Kürt bölgesi arasındaki kara bağlantısı kopar. Zaten Türkiye de bunu yapmaya çalışıyor.
Şengal'in tarihi bir kuşatmalar tarihi. Kürt hafızası 70'i aşkın "ferman"dan bahsediyor. 1970'lerde Baas rejimi dağ köylerini boşalttı, halkı toplu kamplara taşıdı, bölgeye Arap aşiretlerini yerleştirdi ve Ezidilerin aslında Kürt değil Arap olduğunu söyleyerek onları Araplaştırma politikası yürüttü. Dasinî Kürt Beyliği'nin Kürtleri, Tahsini Ezidi Arapları olarak Bağdat'a entegre edilmeye çalışıldı.
2003 sonrası Şengal "tartışmalı bölgeler"e girdi. 140. madde uygulanmadı, referandum yapılmadı. 3 Ağustos 2014'te IŞİD geldi, Peşmerge çekildi. Binlerce Ezidi Kürt öldürüldü, kadınlar ve çocuklar kaçırılarak pazarlarda satıldı. BM bunu soykırım olarak tanıdı.
Dağa sıkışan Kürtler, Rojava'ya açılan koridordan kurtarıldı. Sahada PKK, YPG ve YPJ vardı. Zaten daha sonra Ezidi Kürtlerin askeri birliklerine dönüşecek olan YBŞ bu koridorda doğdu: Kandil kadrolarının öncülüğünde ama büyük ölçüde Ezidi gençlerden oluşan bir güç. YNK ile Gorran yakınlaşınca PDK ile PKK yakınlaştı. 2015 Kasım'ında PKK ve PDK birlikte Şengal'i IŞİD'ten temizledi. Kürdistan Bağımsızlık Referandumu'nun ardından dengeler değişti. Kürdistan, Kerkük'ü kaybetti. 2017'den sonra Şengal, Bağdat'ın kontrolüne geçti, PDK tümüyle çekildi. YNK-Gorran ittifakı çökünce PDK ile PKK yeniden rakip haline geldi.
2020'de Bağdat ile Erbil BM gözetiminde bir Şengal anlaşması imzaladı ama anlaşma kağıt üzerinde kaldı. Soykırımın üzerinden 12 yıl geçti ve Ezidilerin önemli kısmı hâlâ Duhok kamplarında kalıyor. Dönmek isteyenler çok ama Şengal'de ne güvenlik var, ne yönetim, ne de yeniden inşa.
Ankara'nın gözünde Şengal, Kandil ve Mahmur'la birlikte bir hat. 2022'den beri süren Ankara-Bağdat yakınlaşmasında öncelik bu hattın Türkiye'nin politikasına uygun olarak şekillendirilmesi. 2024'te Irak PKK'yi yasaklı örgüt ilan etti. Mayısta göreve gelen Zeydi bu arkaplan üzerinden temmuzda Ankara'daydı.
New York'taki anlaşmanın öbür ayağı Başika. Türkiye 2015'te Kürdistan ile anlaşarak bu üsse yerleşti, Peşmerge ve Sünni Arap güçleri burada eğitti. Bağdat buna hep egemenlik ihlali dedi. Üs 2017'de IŞİD'in, 2021'de İran destekli grupların saldırısına uğradı. PKK'nin bu üsle ilgili tutumu da her zaman çok sertti. Ağustos 2024 zaptıyla Başika'nın yönetimi Irak ordusuna devredildi, ortak eğitim merkezi kararı alındı. Ama Türk askeri buradan ayrılmadı. Şimdi konuşulan ise bunların tamamen çekilmesi.
Erdoğan ve Zeydi, New York'ta anlaştılar. Belli arkalarında ABD'nin de oluru var. Şengal'de devlet otoritesinin bütünüyle tesisi, "yasaklı yabancı silahlı unsurların" varlığına son verilmesinden bahsediyorlar. Irak'ın beklentisine göre Türk kuvvetleri Başika'yı kademeli olarak teslim edecek. Bir de Kalkınma Yolu'nun hızlandırılması bekleniyor.
Tabii bu imzalı bir anlaşma değil, siyasi bir irade beyanı. Takvim yok. Reuters'a konuşan Iraklı bir komutan yıl sonunu işaret etti, Ankara ise bunu henüz teyit etmedi.
Zincir şu: PKK silahlarını Bağdat'a teslim edecek; TBMM Başkanı Kurtulmuş'a göre bu ekimde başlayabilir, Şengal'de Irak otoritesi kurulacak, sonra Türkiye Başika'dan çekilecek. TBMM'nin ağustostaki çerçeve yasası da silah bırakmaya bağlı. Türkiye'nin adımları ise zincirin sonunda.
"Yabancı silahlı unsur" kim? Ankara bir bütün olarak YBŞ de dahil olmak üzere PKK'yi kastediyor. Ama YBŞ'nin çoğu Irak vatandaşı Ezidi Kürt ve Bağdat onları bugüne kadar yasa dışı saymış değil. Konuşulan formül şu: silah bırakma, seçilenlerin Irak güvenlik kurumlarına alınması, Iraklı olmayanların ise ayrılması. Tıpkı Suriye'deki gibi. YPG ile DSG'nin başına getirilen şimdi de YBŞ'nin başına getirilecek. Sonra da Kürtler burada haftada üç saat seçmeli olarak Ezidi olabilecek!
YBŞ'liler Şengal'de mi kalacak, başka yere mi dağıtılacak, henüz belli değil. Ezidilerden oluşturalan özerk yerel yönetimi tanınacak mı? Sanmıyorum. Silah bırakmanın şartları masada konuşulmazsa, sonradan şart koşma imkânı da kalmaz. Bunlar konuşulmuş şeyler de değil.
Irak için bu anlaşma egemenlik kazanımı, Zeydi için ilk büyük dış politika başarısı. Ama Şengal'de 10 civarında silahlı yapı var. YBŞ çekilirse boşluğu İran'a yakın milisler dolduracaktır (Türkiye de buna müsaade etmek yerine doğrudan bölgeye yerleşecek ya da milislerini oraya yönlendirecektir). Yani Şengal "devlete" değil, milislere geçebilir.
Türkiye için Kandil ile Rojava arasındaki bağ kopuyor, Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge olarak devam ediyor. Kalkınma Yolu'nun güvenliği sağlanıyor ve Türkiye'ye alan açılmış oluyor. Başika'dan çekilme ise büyük bir kayıp değil. Karşılık peşin alınıyor, bedel sonraya bırakılıyor.
Ve Kürtler. Masada yoklar. Ne Erbil, ne Kandil, ne Ezidiler, ne Rojava. Sonuçlar her Kürt aktör için aynı değil ama tüm aktörler kaybediyor.
PKK çizgisi ve YBŞ, Şengal'deki silahlı varlık, Irak-Suriye koridoru ve yerel veto gücünü kaybediyor. Entegrasyon olsa bile YBŞ artık bağımsız bir güç olamayacak, Bağdat'ın komutasında girecek.
Erbil için durum karışık. Rakibi PKK'nin zayıflaması PDK'yi memnun edebilir fakat PKK'nin güçsüzleştiği yerde PDK'ye de ihtiyaç kalmayacak ve stratejik olarak konumunu kaybedecektir. Diğer taraftan Şengal, Erbil'e değil Bağdat'a geçiyor. Erbil'in davetiyle gelen Türk askeri gücü, Başika'daki üssü Bağdat'a teslim ederek gidiyor. Ankara'nın bölgesel olarak muhatabının artık Erbil olmadığı ortada. Yeni muhatap Bağdat!
Ezidi Kürtlerin bir kısmı PKK-YBŞ'yi tek koruyucu olarak görüyor, bir kısmı dönüşün önündeki silahlı karmaşadan bıkmış durumda. Bir diğer kısmı PDK ile dirsek temasında. Bir kısmı kendini Kürt, bir kısmı ayrı bir halk olarak tanımlıyor ama asıl mesele bu değil, şu: silahlar gidince güvenliği kim sağlayacak?
Silahların nasıl toplanacağı konuşuluyor, ama sonrasında siyasetin yolunun nasıl açılacağı konuşulmuyor. New York açıklamasında Kürtlerin hakları, tartışmalı bölgelerin statüsü, Ezidileri ne beklediğine dair hiçbir şey yok.
Rojava ile Güney Kürdistan arasındaki son köprü de yıkılıyor. Tartışmalı bölgeler meselesi fiilen Bağdat lehine kapanıyor. Ezidi öz yönetim deneyimi yok edilecek. YNK-PDK-PKK rekabeti Kürtleri masanın dışında bırakmaya devam ediyor.
Kalkınma Yolu büyük ölçüde Kürdistan Bölgesi'nin dışından geçip Habur'u baypas ediyor. Petrolünü kaybeden Erbil ticarette de kenara itiliyor. Türkiye, Öcalan ile yürüttüğü süreçte bir taraftan Kürtlere silah bıraktırırken öbür taraftan masaya koyabilecekleri tüm kozları da ellerinden alıyor. Rojava'dan sonra sırada Şengal vardı. Şengal'den sonra sıra Mahmur ve Kandil'de.
Adil olalım: Silahlar gider, saldırılar durur, yeniden inşa başlar ve Ezidiler evine dönerse bu gerçek bir kazanç olur. Ama açıklamada Ezidilerin dönüşü, soykırımın hesabı ya da yerel yönetim yok. Türk ve Arapların bölgeyi kendi aralarında bölüşme planlı var, güvenlik var, ticaret var ama Kürt yok.
@mizginthekurd “Kürt milliyetçisi” diye bir şey yok; anneleri, babaları DEM Parti’ye oy veriyor. Ünlü bir Kürt milliyetçisi de olamaz. Var mı? Göster bakalım.