Fatih Altaylı'nın bu tarz fikirleri yaymak için bilim(!) programı yapıp halen daha sponsor bulabilmesi de düzendeki bozukluğun işareti.
Bu herife sponsor olmak, onunla yan yana gözükmek zarar vermiyor kimseye.
Vermeli.
Bu zeka küplerinin kendilerini çok zeki zannedip Arap Bedevisini geri-ilkel zannetmesine de bitiyorum. "Arap Bedevisi"nin soyut düşünce yeteneği Arslan'dan çok gelişmişti. Şiirsel metaforlar üzerinden muhteşem dil geliştirdiler. Bu "God Hater" dinozora sorsan şiire öyle bakakalır
Ahmet Arslan felsefe okumuş birine göre fazla şiveli konuşuyor. 18. yüzyıl fikirlerinin propagandasını yaparken ulusal şiveyle konuşması daha tutarlı olurdu oysa. Şivesi aslında güzel Urfa şivesi ama Arslan'ın seküler idealizmiyle uyumsuz. Dilin, konuşmanın da etiği var zira. Kant şiveli konuşmuyordu. Yüksek Almanca konuşuyordu, hatta yüksek Almanca Kant'tı Goethe'ydi.
“Tanrı, insanın yarattığı bir efsanedir!” diye buyurmuş felsefe profesörü!
Bu adam İslâm felsefesi dersleri verdi, iyi mi!
Ne memleket ama!
Allah bu ülkeyi korusun!
Hayır ülke için savaşıp gazi olan ama ulusa girmesi çirkin bulunan görüntüsü sebebiyle yasaklanan anadolu taşrasının dilsiz garibanı ile kavga etmiyorsunuz artık.
Gerçi onlarla da siz değil jandarma kavga ediyordu genelde. Siz jandarmanın dövdüğü taşralıyı tahkir etmekle yetiniyordunuz. Taşralılar şehirli dedikleriniz balo yaparken aç kaldığı için şehre gelmek zorunda kaldı.
Dolayısı ile siz taşralı garibanlarla değil, onların şehirli çocukları ile kavga edeceksiniz. Daha doğrusu edemeyeceksiniz. Karşınızda oturmayan, ''okumuş adam'' diye size saygı duyan dilsizleri dövmeyi boksör olmak sanıyordunuz.
Bir boksör ki hiç eli olanla maç yapmamış. Özgüveni sadece elsiz dövebilmekten kaynaklanıyor. Nerede eli olan bir batılı görse öpe koklaya bir hal olmuş. Böyle bir boksör gibi yağ bağlamış, yürüyemez hale gelmiş.
Karşısında oturduğunun yıllarca parlattığı her kardan adamın, son bir kaç yıldır güneş görmüş gibi erimesi ondan. Zira taşralının evladı boksör olduğunu göstermek için sizi pataklamak zorunda kalıyor. Pek zorlandığı da söylenemez.
Şehirliye “okumuş adam” deyip saygı gösteren anadolu halkını, düşman belleyerek efendilerine yaranmaya çalışan şehirli müstemleke aydını profilinin de sonuna geldik.
Gökte hoş bir sada bırakmadan giden, buralı olmayan, buralıyı sevmeyen bir profil.
Hicri 1448’inci yılın milletimiz ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyor, yeni yılın tüm insanlığa barış ve huzur getirmesini Rabb’imden niyaz ediyorum. Yeni hicri yılımız mübarek olsun.
İran krizi boyunca politikalarımıza köstek olmaya çalışanlar:
Siz dış politika gibi tecrübe, bilgi, birikim, omurga gerektiren alanlarda ahkâm kesmekten vazgeçin.
Gidin koltuk peşinde koşun, salon kapmaca oynayın, birbirinizin kuyusunu kazın.
Sizin en iyi bildiğiniz iş budur…