⚠️ Akrabalarını üniversiteye dolduran rektör, padişah gibi ferman yayınladı!
“İnancım gereği yaptım! Emrimdir, gidip tebrik edin!”
👉🏻 Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, üniversiteyi "inancının gereği" akrabaları ile doldurduğunu söyledi:
• Bu üniversite her anlamda bitmişti; ben yeniden hayat verdim.
• Neredeyse her fakülteyi ben yeniledim, onardım ve ayağa kaldırdım. Kampüsün çevre düzenlemesini ben yaptırdım.
• Üniversitemize yeni bir sistem odasını bile ben kurdurdum. Her sene çok sayıda sempozyum düzenledim.
• Sadece bununla da kalmadım; üniversitemizin görünür yüzü olan anlamsız, köhnemiş ve saçma amblemini ben değiştirdim, yenisini oluşturdum ve yürürlüğe soktum.
• Üniversitenin sloganını bile ben belirledim.
• Akademik ve idari kadro sayımız yetersizdi; bunu gördüm, YÖK’teki ve Cumhurbaşkanlığı’ndaki ağırlığımı ve etkimi kullanarak üniversitemize her sene çok sayıda kadro tahsisi yaptırdım.
• Bu kadrolara, atanmaya layık gördüğüm yüzlerce kişinin atamasını yaptım.
• Bu süreçte benim Rektörlük irademe karşı gelip bana dik başlılık eden başıbozukların hepsini YÖK Başkanımız Erol Özvar ve YÖK Başkanvekilimiz Metin Topçuoğlu ile görüşerek, durumu anlatarak, desteklerini alarak tek tek üniversiteden attım.
• Bunları yaparken, ülkemizde hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan, işe yaramaz, ahmak ve dinsiz-imansız azınlık bir güruhun yayın organı olan ODA TV, Halk TV, Yeniçağ, Sözcü gibi marjinal medya gruplarının ve bunların taşeronluğunu yapan bizim cenahtaki avanak medyanın hakkımda yaptığı haberleri çokta dikkate almadım.
• Rektörünüz olarak az zamanda çok büyük işler yaptım. Bunu emrim altında çalışan hiç kimse inkâr edemez.
• Bugüne kadar her mücadeleyi kazanmış Rektörünüz olarak üzülerek öğrendim ki; çok sevdiğim kız kardeşim Halime’min kızı, biricik yeğenim Gülizar Artuç'u İlahiyat Fakültesi’nde doktor öğretim üyesi kadrosuna atamamdan;
• Amcaoğlum Emrullah Alkıç’ı Müftülükten üniversitemize naklen geçirerek Fakülte Sekreterliği görevine yükseltmemden ve ardından Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirmemden;
• Sır küpüm ve yakın dostum Mesut Bayra ’ı MEB’de öğretmen iken üniversitemize geçirerek İdil Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Hukuk Müşaviri görevlerine atamamdan bazı haddini bilmez ahmaklar rahatsız olmuş.
• Tabii bu fitneyi yayanlar inançsız oldukları için, akrabaya sahip çıkmanın, yakın çevresine destek olmanın ve güvendiğin insanları yönetici pozisyona getirip bihakkın görev yapmalarını sağlamanın bizim inancımız gereği olduğunu bilmezler.
• Bu fitneciler, Cuma namazlarına gitmedikleri için her Cuma günü akrabaya yardım etmenin inancımız gereği olduğunu bilemezler.
• Akrabalarıma ve dostlarıma yardım etmek benim inancım gereğidir ve Rektörlük hakkımdır.
• Dirayetli bir Rektör olarak, irademle yapılan bu atamalardan rahatsız olup arkamdan dedikodu yapanları, kurduğum bu kusursuz düzeni tartışmaya açmaya çalışanları da tek tek tespit ettim.
• Yakın zamanda onların da hakkından gelip bu üniversitede barındırmayacağım, göreceksiniz.
• Bu üniversitede Rektörlük makamının otoritesini, kurduğum düzeni ve irademi yıpratmaya çalışan hiç kimseye acımadım, acımam.
• Bu gerçeği bugüne kadar kadro açıp, atamasını yapıp, cübbesini giydirdiğim kişilerden anlamanız gerekiyordu; fakat ben bir kez daha anlamayanlara göstermek istiyorum.
• Bu üniversitede, Rektörüne sadakatle şereflenenlerin akademide önünü açıyorum, ödüllendiriyorum ve hak ettikleri yerlere gelmelerini sağlıyorum.
• Bu hakikati, bugün çıktığımız Öğretim Üyesi ilanıyla bir kez daha görmenizi istiyorum.
• Bugün Resmi Gazete'de ilan ettiğimiz kadrolara aşağıda belirttiğim güvenime mazhar olan, Rektörüne sadakatte ve bağlılıkta kusur etmeyen kişileri atamaya karar verdim.
• En yakın zamanda bu arkadaşlarımızın da atamasını yapıp cübbelerini bizzat ben giydireceğim.
• Emrimdir; siz de şimdiden bu arkadaşlarımızı ziyaret edip tebrik edin. (Fatih Ergin - Yeniçağ)
Tema vakfının Ankara temsilcisi Nevzat Özer'in bir doğa gezisi sonrası gözaltına alınıp şimdi tutuklanması diğer tutuklamalar gibi absürt.
Resimde Emine Hanım'ın arkasında duran kişi o.
Kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorsunuz demek… Benim babam, sizin doğru bulmadığınız dokunulmazlığı kaldırılınca, görev gereği KÜRSÜ DIŞINDA okuduğu mektup yüzünden 60 yaşında tutsak edildi. Gençliğinin tam 8 yılını, aynı sizin gibi hiçbir aksiyonundan pişman olmayanların uygulattığı iğrenç, insanlık onurunu yok edecek işkencelerle geçirdikten sonra, daha sıçramadan derin bir uyku uyuyamazken yeniden mahkum oldu. Binbir çeşit yeni hastalık edindi Kandıra cezaevinde. Çok geçmeden daha da hastalandı ve öldü. Susmak istiyordum çünkü size laf atmak konforlu. Siz en basit olansınız, en kolay bölümsünüz. Katıldığınız programda Selahattin Demirtaş ve terör kelimelerini arka arkaya kullanmaya hiç utanmadığınız için susamadım. 78 yaşında birine bela okuyacak değilim fakat dokunulmazlıkların kaldırılmasından bugüne dek tutsak edilmiş, ruhunda onarılmaz yaralar açılmış, çocuklarının büyüdüğünü görememiş, aile üyelerini toprağa vermiş ve cenazesine bile gidememiş herkesin ahı her gece ve gündüz, bu dünyada ve ahirette üzerinizdedir. İyi hatırlanmayacaksınız.
Ümraniye Belediyesi'nin yıktığı ve gelen tepkilerin ardından "Bu bir yıkım değil. Tarihî mirası koruma” dediği Cevher Ağa Cami'nin yerinde yeller esiyor.
BAŞKALARININ SEVİNCİNE
ORTAK OLURUM
Buğra Gökce'nin annesi bugün de salonda. Oğulları, "Anne tansiyonun kötü zaten Buğra'nın çıkma şansı da yok üzülürsün sen gelme" demişler ama Şeyma teyze, "Başkalarının sevincine ortak olurum" diyerek salona gelmiş. #İBBDavası
@renemliD Birde utanmadan başkaları da var ama belediye etkinliklerine çıkacakları için yazılmadı demişler. 🤦🏻♂️ Madem Onurlu olmak istiyorsun, bedel ödeyeceksin!
📢 Bursagaz önündeki direnişimizin 3. gününde, yıllarını bu işe vermiş Işık Ustamız, yanından bir an bile ayrılmayan oğluyla birlikte Bursa halkına ve tüm işçi kardeşlerine seslendi!
📌 Bugün itibariyle o çok sevdiğim, aşkla yaptığım işim bitti. Bizdeki arkadaşlık bağı o kadar güçlüydü ki; Bursa halkı gazsız kalmasın diye gece 12'lere, 1'lere kadar mesai ücreti bile istemeden arızadan arızaya koşardık. Bundan hiç gocunmazdık, çünkü işimizi çok seviyorduk.
İşte Bursagaz yönetiminin kapıya koymaya çalıştığı irade budur!
📌 Yıllarca, Bursa halkının ihtiyaçlarını karşılamak için gecesini gündüzüne katan emekçilerin alın terlerini gasp etmenize izin vermeyeceğiz!
📌 Tekrar söylüyoruz: Bizim çocuklarımızın rızkıyla oynayanlar, evlerimize ateş salanlar; Bursagaz işçileri haklarını alana kadar hiçbiriniz koltuklarınızda rahat oturamayacaksınız!
Işık Usta’nın ve tüm işçi kardeşlerimizin ekmek mücadelesini kazanacağız! ✊🏻
#bursa #bursagaz #disk #enerjisen #aksadoğalgaz
BÜTÜN SALONU
AĞLATAN O SAVUNMA
Fatoş Pınar Türker yaptığı savunma ile herkesi ağlattı. Polis baskını, savcılık ve cezaevi sürecinde yaşananlar çok çarpıcı:
Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi...
Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat sizi ayrı ayrı koyacağız dedi.
Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi.
"ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi.
Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? #İBBDavası
Çöpün, arkeolojik çalışmalarda geçmiş toplumların sosyoekonomik yapısını ve kültürel dinamiklerini anlamak için ne kadar güçlü bir araç olduğunu gördüğünüzde şaşıracaksınız.
📌 10 Haziran Çarşamba, saat 19.00'da, ÇEKÜL Beyoğlu Evi'nde.
👉🏼 https://t.co/Uc0WGDl845
Bu seminer çöpe bakış açınızı değiştirecek. Çöpün, arkeolojik çalışmalarda geçmiş toplumların sosyoekonomik yapısını ve kültürel dinamiklerini anlamak için ne kadar güçlü bir analitik araç olduğunu gördüğünüzde şaşıracaksınız.
Hemen yerinizi ayırtın.👉🏼https://t.co/Uc0WGDl845
Kültürel Miras Uzmanları Platformu'ndan 'statü ve özlük hakkı' talebi...
📌Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde görev yapan arkeolog, müze araştırmacısı, antropolog, etnolog ve sanat tarihçilerinden oluşan Kültürel Miras Uzmanları Platformu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda açık şekilde tanımlanmayı, Teknik Hizmetler Sınıfı'nda A Grubu statüsüne geçirilerek, 4200 ek göstergeden yararlandırılmayı talep etti.
📌Kamuda çalışan bir arkeolog, "Türkiye’nin binlerce yıllık geçmişini koruyan uzmanların, kendi gelecekleri konusunda bu kadar belirsizlik yaşaması gerçekten ironik" dedi.
https://t.co/IT2psWh5iR
TÜM HALKIMIZI PERŞEMBE GÜNÜ SAAT 12.00'DE YILDIZLAR SSS HOLDİNG ÖNÜNE ÇAĞIRIYORUZ.
Başaran Aksu:
"Kapitalist devlet holdinge dokunamaz, devletin sahibi holding patronlarıdır. Madenci itilir kakılır, holding patronları önünde ön iliklenir.
Madenci hak arayınca kamu düzeni bozuluyor, bozulsun böyle düzen. Bu düzenin bozulması için mücadele ediyoruz. Madenci yurttaş olmaktan çıkartılmış, çocuğunun karşısında saygısını kaybetmekten korkuyor.
Devlet devletmiş gibi yapacaksa, gücüne kuvvetine güveniyorsa perşembeye kadar bu işi çözsün. Bu polis barikatlarının önünde yatacağız. Perşembe saat 12.00'de bu iş bitsin diye her türlü suçu işleyeceğiz."
#MadencilerAyakta