Yuhhhh‼️
Erişim engeli gelmeden haberi okuyun‼️Ve YAYIN
Fahrettin sen var ya hakettiğini bulmuşsun ÇAKAL‼️
Ertuğrul Özkök’ten Fahrettin Altun’un görevden ayrılışına dair İmamoğlu soruşturması detayı:
“Fahrettin Altun’un gidişi ile 19 Mart 2025 bağlantılı. Ben şaşırmadım.
Sabah Gazetesi’nin haberine göre ‘İBB’nin bütün algı operasyonlarını yapan kişi bu Serdar Haydanlı’ydı…’
Haber bir süre iktidara yakın bu iki grubun (Demirören-Sabah) haber sitelerinde aynen durdu. Haber iktidara yakın haber sitelerinden kaldırılıyor. Ancak bir süre sonra nedense iki grubun da haber sitelerinde onunla ilgili bütün haberler yayından kaldırıldı.
Belliydi ki, güçlü birileri devreye girmiş ve ‘Siz ne yapıyorsunuz’ diye uyarmıştı.
Ancak o sabahki hengame içinde herkesin gözünden kaçan bu gelişme yaşandı:
Sitelerden sildirilen haber, Ankara veya İstanbul’da, ‘birileri’ tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e sızdırıldı.
Sızdıranlar sadece bu olaya dikkati çekmediler. Özel’e aynı zamanda bir de belge ilettiler.
İşte bu belge, altında İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un imzası bulunan bir ‘genelgeydi…’
Altun bu genelgesinde, ‘Cumhuriyet’in 100’ncü yıl kutlamalarında Serdar Haydanlı’nın şirketi ile iş birliği yapılması’ talimatı veriyordu.
Yani İstanbul Büyükşehir’e ‘naylon fatura kesiyor’ diye gözaltına alınan kişi, aslında İletişim Başkanlığı ile işbirliği yapan bir şirketin sahibiydi.
Başka deyişle, bu kişi İletişim Başkanlığı’nın bir nevi işortağıydı. Bu genelge, devlet yönetiminde pek rastlanan bir uygulama değildi.
İmamoğlu’na karşı kullanılmak istenen bir olay, bir anda bumerang gibi İletişim Başkanlığı’nı vuruyordu.”
#YasLiderliği benim uydurduğum bir kavram değil. Yas literatüründende geçmişi olan, araştırmalara dayalı bir kavram. Bazılarının yeni duymuş ve garipsemiş olması kavramın varlığını ortadan kaldırmaz. Dün cenaze törenindeki görüntüler bu kavramlaştırmaya ihtiyaç duyduğumuz görüntülerdir.
Önce şunu hatırlatmak isterim; kavramlar, toplumların kendilerini tanımlama biçimleridir. Ne yaşandığını anlama ve anlatma aracıdır aynı zamanda. "Yas liderliği" kavramı da, Türkiye gibi yasın bastırıldığı, ölümün siyasallaştırıldığı, acının değersizleştirildiği bir coğrafyada, acıya sahip çıkan temsili bir etik duruşu tarif etmemiz için gereklidir.
#ÖzgürÖzel’in duruşunu kavramlaştırmak, yalnızca bir insanı övmek, takdir etmek değil, bu kişisel olarak da bana kalan bir şey değil ayrıca. Bu bir kültürel ihtiyacı tanımlamak, kolektif travmalar karşısında kamusal sorumluluğu yeniden hatırlatmak sadece.
Yas liderliği kavramı için gelen bütün tepkilerin, bir siyasetçinin "insani" davranışını günümüz Türkiye'sinde kavramsallaştırmaya gerçekten ihtiyacımız olduğunu da ortaya koymaktadır bence.
Çünkü siyaset uzun süredir duygu dışı, yüzeysel, performansa dayalı, tek bir kişinin belirlediği kareografik bir alana dönüştü Türkiye'de. İnsanî davranışlar bile taktiksel olarak okunuyor. Böyle bir bağlamda, Özgür Özel’in gösterdiği sahici yas duruşunu kavramlaştırmak, bir övgü değil. Her yorumun bir güzelleme olarak algılanması da çok saçma. Çünkü dün izlediğimiz bu davranış biçimini toplumda meşru, gerekli ve örnek gösterilebilir bir alan olarak işaretlememiz çok önemli.
Yani buradaki mesele şahıs değil, kamu duygusunun nasıl yönetildiği ve temsil edildiği.
Ha siz tek bir temsiliyete razı iseniz hiç konuşmayalım. Gerçi ben yine de anlatacağım kusura bakmayın...
İstanbul’da 8000 bilirkişi varken İBB dosyaları hep aynı şahsa “düşsün”..
Bu şahıs 2019 öncesi tüm dosyaları aklayıcı, 2019 sonrası tüm dosyaları ise suçlayıcı raporlar hazırlasın..
Ekrem İmamoğlu da bunu eleştirince suç işlemiş sayılsın..
İşte yarın böyle bir duruşma var..
Ekrem Başkan’ın “yargı görevini yapan bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs” suçlamasıyla İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacağı duruşma, yarın saat 10:30’da Silivri ceza ve tutukevi kampüsünde 2 No’lu duruşma salonunda görülecek..
Mesele yalnızca Ekrem İmamoğlu meselesi değil adalet ve demokrasi meselesidir.
Yarın orada olacağız..