🇹🇷 🇦🇿
15 Haziran Milli Kurtuluş Günü’nü ve Şuşa Beyannamesi’nin 5. yıl dönümünü kutluyoruz.
Karabağ Zaferi’nin ardından imzalanan Şuşa Beyannamesi; Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sarsılmaz kardeşliğin, stratejik ortaklığın ve Türk dünyasının ortak geleceğine yönelik iradenin tarihî bir tezahürüdür.
Aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz @AzEmbassyTurkey@TC_BakuBE@aztvresmi@benguturktv@azpresident@iletisim
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, dünyada ve bölgemizde yaşanan istikrarsızlıkların yanı sıra, son zamanlarda ülkemizin siyasi gündemine oturan Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki gelişmeleri yarın @TurkgunGazetesi gazetesine değerlendirdi. Okumanızı özenle tavsiye ediyoruz.
@Yildiraycicek9
Bazen öyle anlar gelir gittiklerine ve arındığınıza şükredersiniz.
O günleri anımsıyoruz. Liderimiz, "Milliyetçi Ülkücü Hareket safralarından kurtuluyor" dediğinde, birileri bunu anlamamış, davamızı kavrayamamışlardı...
Ülkücüler tek yürek, tek bilektir! Ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin emrindedir!
Ardımızda dağ gibi "Devlet" var...
"İyi ki Devlet Bahçeli var" diye ne kadar haykırsak az kalır.
İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'nin "Niyazım şuydu, Rabb'im bir gün bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et. İnanıyorum ki Cenabıhak o günleri bizlere gösterecek, mutlaka gösterecek. Buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum" ifadeleri başta İsrailli siyasetçiler olmak üzere yurt içindeki bazı uydularını da rahatsız etmiş.
Üstelik bu uydu siyasetçiler, kendilerine birtakım yakıştırmalarda bulunup siyasi partileri ve kitleleri temsil ettiklerini düşünseler bile, koskoca bir hiçtirler.
Sizlere verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü büyük bir memnuniyet ve gurur duyarız.
Bu yoldan savrulmuş, savrulmakla kalmayıp pespaye zihniyetlerini işportaya çıkarmış, İsrailli uydu siyasetçiliğine soyunarak Cumhur İttifakı'na ve Sayın Genel Başkanımıza nefretlerini kusmayı siyaset zanneden, kendilerini "milliyetçi" olarak tanımlayanlara itibar etmeyiniz.
Türk Milliyetçileri dün olduğu gibi bugün de "Kudüs Davamız" demeye, mazlum milletleri gönül coğrafyasında "en kıymetlisi" olarak muhafaza etmeye devam edecektir. 30 yılı aşkın süre ağlayarak ve gönlümüz sızlayarak ağıdını yaktığımız Karabağ'a Türk sancağını bu inanç ve azim asmıştır. Bugüne gelindiğinde aynı sızı ve ağıtlar Kudüs için yakılmakta yüreğimiz oradaki mazlum milletlerle atmaktadır.
Ey çantacı Müsavat!
Yüce Türk milleti sizinle hesabını çoktan gördü; sizi ciddiye almıyor. Zaten sizin de Türk milleti diye bir gayeniz yok!
Size ezcümle:
"Gölge etmeyin, başka ihsan istemez."
Kudüs Davamız diyen herkes bizim yol ve dava arkadaşlarımızdır. Kudüs'e yan gözle bakanlar Türk Milliyetçilerini asla temsil edemezler.
Bu vesile ile parti yayınımızı istifade edilmek üzere buraya bırakıyorum.
İyi ki Devlet Bahçeli var, İyi ki Cumhur İttifakı var.
https://t.co/60NW3RgWQA
CHP’li belediyelerde kendini gösteren savrukluk, şaibe ve yönetim aczi; bugün genel merkeze sirayet etmiş, parti yönetiminin içine düştüğü dağınıklığı bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin isteğiyle 2026 Dünya Kupası'nda ülkemizi temsil edecek olan Milli Takımımız için marş hazırlandı.
ARKANIZDAYIZ - Ahmet Öngel
#BizimÇocuklar🇹🇷
Lozan’da varlığını tescilleyen, Kıbrıs’ta kardeşinin imdadına yetişen, terörle mücadelede dağları titreten, Adalar Denizi’nde baskılar ve hukuksuzluklar karşısında geri adım atmayan, enginlere Türk mührünü vuran Türkiye; bugün de aynı tarihi şuurla ayaktadır.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
Devlet BAHÇELİ:
Ursula Hanım’ın şahsında tüm Avrupa efkarına buradan sesleniyorum;
Biz, kökleri Asya’nın derinliklerine inen, dalları Avrupa ufkuna uzanan, gölgesi Afrika’ya düşen büyük bir medeniyetin tecessüm etmiş devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’yiz. Bize dar bir yer göstermeye çalışanlar, büyük milletlerin harita cetvelleriyle anlaşılamayacağını hâlâ idrak edememiş olanlardır. Türkiye, gel denildiğinde gelen, git denildiğinde giden bir unsur gibi görülemez.
Türkiye dosttur; fakat dostluğu tahkire açık bir mahiyette değildir. Türkiye ile ilişki kurmak isteyen herkes, önce bu milletin onurunu, bu devletin vakarını ve bu tarihin ağırlığını hesaba katmak zorundadır.
Devlet BAHÇELİ:
Türkmenlerin yıllardır süren yalnızlığını biliyoruz. Çektikleri ıstırabı kalbimizde hissediyor, feryatlarına kulak veriyoruz.
Kerkük’teki yangının ateşini Ankara’dan görüyoruz.
Türkmen’in ağıtını Ankara’dan duyuyoruz.
Bunu da Türk olmanın, Müslüman olmanın, Selçuklu olmanın, Osmanlı olmanın, insan olmanın bir gereği olarak idrak ediyoruz.
Devlet BAHÇELİ:
Türk milliyetçiliği, günü kurtarmaya memur dar kadroların değil; asırları inşa etmeye namzet olanların mirasıdır.
Tarihine yaslanan, töresiyle yaşayan, terbiyesini köklerinde bulanların yegâne sancağıdır.
İşte bu nedenle 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin şerefli bir hatırası olmanın da üstünde bir manaya sahiptir. 3 Mayıs, Milliyetçi Hareket Partisi’ni bugüne taşıyan iradenin hangi ateşlerle sınandığının, hangi zincirlerle kuşatıldığının, hangi tertiplerle yolundan koparılmak istendiğinin başlıca timsalidir.
Devlet BAHÇELİ:
3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin karakter mayasıdır.
3 Mayıs, şahsiyet ve aidiyet iradesinin tarihî ilanıdır.
3 Mayıs, Türk milliyetçilerinin silkinişi, doğrulup kendine gelişi ve derin uykulardan uyanışıdır.
3 Mayıs, hak bildiği yoldan sapmayan, karanlık çoğaldıkça korkuya kapılmayan, mahrumiyet arttıkça metanetini çoğaltanların yadigarıdır.
3 Mayıs 1944’te ayağa kalkan millî ruh, zaman içinde siyasi bir mecraya kavuşmuş, çok çetin yollardan geçmiş, çok çileler çekmiş, nice ülkücü genç acıyı bal eylemiş, nice Türk milliyetçisi sıratı yol eylemiştir.