Kedisine aşık:) Bir kedim var;adı LENA Sokakta da varlar; renkli, çarşı, kör kız, kara kızlar familyası ,mızmız, sarman oğlan ve isim koyamadıklarım...
BAYKUŞLARA YUVA YAPTIK. Sebebi:
KORKUNÇ BİR BUDAMA… Yaşlı ağaçların katli… Ormanlara sermaye gözüyle bakılması… Hikmet Baykuş ve eşi Hatice Bilge yaklaşık bir sene önce bahçemize sığındılar. Bir Alaca Baykuş ailesi ile ilk defa bu kadar uzun süreli gözlem yapma fırsatım oldu. Müthiş canlılar. Sonra buraya gelmelerinin sebebinin etrafta başka hiç büyük ağaç kalmamasından ötürü olduğunu fark ettim. Çünkü büyük ve yaşlı ağaçlardaki kovuklara ihtiyaç duyuyorlar… Bu vesileyle onlara yuva kutusu hazırlamayı düşünmeye başlad��m. Tam da üreme zamanı öncesi bu hayalimi gerçeğe dönüştürdüm. DÜŞÜNDÜĞÜMDEN DE HIZLI BİR ŞEKİLDE HİKMET VE HATİCE BİLGE astığım üç yuvadan birini hemen sahiplendi. Hatta dişinin içeride uyuduğundan haberim bile akşam yuvadan çıkarken oldu. Bu videolarda çok sessizim, ancak kamera arkasında yaşadığım heyecanı ve mutluluk dalgalanmalarını hissedebilirsiniz. Tabi bu hala yuvayı tam sahiplendikleri anlamına gelmiyor. Bunu zaman gösterecek. Ancak ilk akşamdan yerleşmeleri iyiye işaret. Umarım onlar için hazırladığım ve tam ideal boyutlarında olan bu yuva kutularında mutlu mesut yavrularını büyütebilirler. Yakında sizlere de yuva kutularının ebatlarını ve nasıl olması gerektiğini anlattığım bir video paylaşacağım. Bahçemiz, onların bahçesi. Herhangi bir ilaç ya da zehir koymadığımızdan bütün kuşlar burayı seviyor. Ayrıca bir yıla yakın dişi bireyi de görmemize rağmen ilk kez videoya almış oldum. (Daha önce hiç rahatsız etmek istemedim fotoğraf çekmeye çalışıp) O anlamda da çok mutluyum. :) Muhteşem bir Pazar günü diliyorum.
''Birde bakıyorsun, akşam oluvermiş
semtine uğramadan çekip gitmiş gün
oysa ömür dediğin nedir ki
bir yanı eksik kalmış
yarım kalan bir yol hikâyesi''
Bedri Rahmi Eyüpoğlu
Pırıl pırıl zihniyle sizi ifşa ettiği için içeride o. Tutsak olmasaydı bugün ana muhalefetti, partisini bilemem.
“Devletiniz kutsal değildir, kutsal olan toplumdur, değerleridir. “
#AnkaraGarKatliamı
Bir insanın kendi tercihi olmayan, doğunca kendini içinde bulduğu milli kimliğiyle gurur duyması dangalaklık olduğu kadar bir zavallılıktır. Yani hayatta gurur duyacak başka hiçbir özelliğin yok da eline tutuşturulan bu kimlikle mi gurur duyuyorsun? Bu Türkler için doğru olduğu gibi bütün milletler için de doğrudur. Ben hiçbir zaman Ermeniliğimle gurur duymadım, bu duygu bana hep çok saçma gelmiştir. Bana doğmadan sorsalardı, "Türkiye'de Ermeni olarak mı doğmak istersin yoksa Norveç'te köpek olarak mı?", diye; şimdiki bilgimle "Ben Norveç'te köpek olayım" derdim.
Milliyetçilik,
hiçbir çaba harcamadan "bir şey" olduğunuzu size hissettiren bir varoluş biçimidir.
Siz seçmeseniz de
belli bir yerde doğmuş olmakla o ülkenin ve sizin çok özel olduğunuz duygusunu bedavadan edindiğiniz bir ahmaklık kimliğidir.
Astrolojinin etnik versiyonu...
Bir Kureyş Düşü: İSLAM
"Kuran'ın ana metninin yarısı kıssalardan oluşur. Bunun da neredeyse yarısı Yahudilere tesis edilmiştir. Bir avuç Yahudi'ye bu kadar ölçekte bir kıssa paketi ayrılmışken, 2-2,5 milyar Budist ve Hindu da yarım sayfalık bile olsa küçük bir kıssa hak etmez miydi? Soruyorum size!"
"Bu 114 surelik hidayet terkibinden, 13 yıllık Mekke putperestleri/paganları ve Medine Yahudileri dışında pay alamayan onlarca majör medeniyet dururken, evrensellik-küresellik iddiasında bulunmak sizce de bir sorun değil mi? Soruyorum size!"
"Danimarkalıların atası Vikinglilere, "Ya Eyyuhel Viking" -Ey Vikingliler!- ; Asyalıların atası Budistlere ve K.Amerika yerlilerineİnkalar,Aztekler vs.) neden tek bir satır "Ya Eyyuhel" -Ey kimseler- hitabı yok Kuran'da? Bir Ebu Cehil, bir Ebu Lehep kadar hatırı yok mu bu insanların? Binlercesi hidayetsiz gitti. Soruyorum size!"
BU ÇAP NEDEN HİCAZLA SINIRLI? NEDEN?
"Bu gerçek gösteriyor ki aslında siz hesapta yoktunuz. İşler zamanla olduğundan fazla büyüdü. Tek sesli Hicaz makamı zamanla çok sesli bir orkestraya dönüştürüldü."
Ezcümle; İslam bir Kureyş-tek başına suresi bile var- düşüydü ve gerçek oldu. Sen ise hesapta yoktun ama maharetli eller tarafından varmış gibi gösterildin.
Sünnetin Zararları:
Op. Dr. İbrahim Karahan (Cerrah) anlatıyor:
1-“Ben genel cerrahi uzmanı olarak binlerce sünnet yaptım. Sünnetle ilgili olarak sağlık yararlarının hepsi palavradır ve insanları sünnet olmaya ikna etmek için yapılmaktadır. Kesinlikle kanmayın.
“Gerçek İslam,
Kuran’ın İslamı” diyorlar!
Kuran’a, “Allah’ın kitabı, kelâmı, sözü” diyorlar, yalan söylüyorlar!
Muhammed: “Ben Allah’ı gördüm, Allah ile konuştum, Allah bana böyle söyledi” demedi, kendisine vahyedildiğini söyledi!
Vahyin keyfiyetini, mahiyetini peygamberden başkası bilemez!
Hz. Muhammed kitap yazmadı, yazdırmadı, gelişen olaylara ve muhataplarının durumuna göre konuştu!
İslam kaynaklarına göre, Müslümanların ellerindeki Kuran, Muhammed’in vefatından sonra hadis kitapları gibi rivayet yoluyla yazılmış bir kitaptır!
Hz. Muhammed’in vefatından sonra Kuran yazma işi devlet tekeline alınmış, Halife Ebubekir döneminden başlayarak, yazılı veya sözlü rivayetler derlenip toparlanmış; ilk mushafı, Emevilerden olan halife Osman yazdırmış!
Osman’ın mushafının dışındaki mushaflar, toplatılmış, yakılıp yok edilmiş!
Hz. Muhammed zamanında, Kuranın tamam�� değil, bazı ayetler yazılmış, bazı sahabeler de Kuranın tamamını değil, kendilerinde olanı ezberlemiş!
Bunların tamamı “miş, mış”, çünkü Hz. Muhammed döneminden günümüze gelmiş tek bir Kuran sahifesi yok!
Hz. Muhammed hayatta iken, ashabın elinde yazılı bir kitap olmadığı için, Kuranı baştan sona ezberleyen hafızlar da yoktu!
Emevi halifesi Abdülmelik, Osmanın harekesiz, noktasız mushafının aslını ve kopyalarını toplatmış, valisi Haccacı Zâlim’e, noktalı, harekeli yeni bir mushaf yazdırmış!
Abdülmelik de, farklı mushaflar olmasın diye, Osmanın mushafının aslını ve kopyalarını toplatmış, yaktırıp yok etmiş; kendi yazdırdığı mushafı çoğaltarak valiliklere göndermiş!
İslam kaynaklarına göre, müslümanların ellerindeki Kuran, Emevi halifesi Abdülmelik bin Mervan’ın Hacâcı Zâlim’e yazdırdığı kitaptır!
Hz. Muhammed kitap yazmamış, yazdırmamış, Kuranı görmemiş, onaylamamış!
Kuranın, “Allahın kitabı, kelâmı, sözü” olduğu inancı, Muhammed’den sonra uydurulmuş!
Peygamberin vefatından sonra, hadis kitapları gibi rivayet yoluyla bir kitap yazacaksınız!
Dillerinizle söyleyip, ellerinizle yazdığınız kitaba “Allahın kitabı��diyeceksiniz!
Peygamberi de aradan çıkarıp doğrudan Allahı konuşturacaksınız: “Allah böyle söylüyor” diyerek Allah’a iftira edecek, müslümanların aklını, iradesini bağlayacaksınız!
Kurandaki, Dilleriyle söyleyip, elleriyle yazdıkları kitaplara, “Allahın kitabı, kelamı, sözü” diyenleri, Allah’a iftira etmekle suçlayan âyetler, Yahudiler veya Hristiyanlar için geçerli de, müslümanlar için geçerli değil mi?
(Bakara 79, Ali İmran 78)
Üstelik, Yahudi ve Hristiyanlar, peygamberleri aradan çıkarıp, doğrudan Allah’ı konuşturmamış; Tevrat’a Musa’nın, İncil’e havarilerin kitabı demiş!
Müslümanlar, peygamberi de aradan çıkarmış, doğrudan Allahı konuşturmuş, Allahın kitabı demiş, Allaha iftira etmiş!
Doğrusu, kutsal kitaplar, Allahın kitabı da peygamberlerin kitabı da değildir, bu kitapları kim söylemiş kim yazmışsa onların kitabıdır!
Kurana “Allahın kitabı, kelamı, sözü” demek, Allaha da, peygambere de, Kurana da iftiradır!
Çünkü, ellerindeki Kuran bile, yemin ederek peygamberin sözü, olduğunu söylüyor, bunlar Kuran Allahın sözüdür diyerek ellerindeki Kuranı da yalanlıyorlar (Hakka 38-40).
Asıl sorun Kuranda, “Kuran Allahın sözüdür” inancında!
Asıl sorun, Emeviler taraafından yazılmış olan Kuranda anlatılan yedinci yüzyıl Araplarının inançlarının, kültürünün, geleneklerinin, yaşamının, yasalarının, savaşlarının, “Allahın sözü, Allah’ın dîni, evrensel ve değişmez yasaları” diye, İslam diye öğretilmesinde!
İşte, “gerçek İslam, Kuran’ın İslamı” dedikleri bu!
“Kuranın İslamı” deyince sorunlar çözülmüyor, aksine “Kuran Allahın sözüdür” inancı akıl tutulması yapıyor, müslümanların aklını, iradesini, yedinci yüzyıl Araplarının inançlarına, kültürüne, geleneklerine, yaşamına, yasalarına bağlıyor!
“Asıl sorun Kuranda, Kuranın Allahın sözü olduğu inancında” dememin sebebi budur!
“Kuran Allahın sözüdür” inancı değişmedikçe, İslam güncellenenemez, İslam dünyası akıl tutulmasından ve Orta Çağ karanlığından kurtulamaz, aydınlanamaz, medeni milletler kervanına katılamaz!
çöpçü grev yapar, "maaşını beğenmiyor" diye kızar. belediye ulaşıma zam yapar, "batsınlar mı" diye destekler. asgari ücret artınca "enflasyon artacak" diye ağlar, eyt çıkınca "bütçeye yük" diye feryat eder. soygun düzenine, sermayeye, patronlara tek kelime etmez.
adam haklı.
Ülkenin neresinde bir doğa katliamı yapılsa, engel olmaya çalışanlar, direnenler hep ateist, solcu, alkolik, vatan haini dedikleri gençler. Nedense vatan millet bayrak diye bağırıp çağıran, ırmağının akışına ölürüm diyenlerin hiçbiri ortalıkta yok
@hekend @serhatucak @eren_aksoyoglu Memnun olmadığı için mi ölümüne tekmeliyor direnişçileri? Ayrıca öyle demedi, asker polis de mağdur günlerdir evine gidemedi banyo yapamadı dedi. Kapı bekçiliğinin bir bedeli var elbette.