Sigarayı BIRAKMAK mı KURTULMAK mı?
Bireysel deneyimlerim ve binlerce hasta pratiğim beni tütün ve mamullerinden KURTULMANIN PÜF NOKTALARIna ulaştırdı.
Kitabı görseldeki iletişim bilgileri aracılığıyla doğrudan @ttborgtr 'den ya da tabip odalarından temin edebilirsiniz.
Aralarında Türk-İş ve DİSK eski genel başkanları ile eski sendika yöneticilerinin yer aldığı bir grup sendikacı mutlak butlan kararına tepki gösterdi ve seçilmiş CHP yönetiminin yanında olduklarını açıkladı.👇🏾
Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü: 13 yılda en az 862 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi
🔸MESEM: Çocuk işçi mezarlığı
🔸Mayıs ayında en az 212 iş cinayeti, 16'sı göçmen işçi
🔸1 Mayıs'ta en az 10 işçi çalışırken yaşamını yitirdi
Detaylar👇
https://t.co/KSF1uZJGiI
Çocuk İşçiliğine ve İş Cinayetlerine Karşı Mücadeleye…
Mayıs ayında 212, yılın ilk beş ayında en az 835 işçi hayatını kaybetti #çocukişçiliğinehayır@isigmeclisi
FotoHaber - 78 yaşındaki Kemal Kılıçdaroğlu'nun son kullanma tarihi için gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Büyükelçisi Barrack'dan gelecek açıklamaya çevrildi...
https://t.co/4afSu5PWd8
Today is World Day Against Child Labour.
No child should be working when they should be learning, playing and dreaming. Yet nearly 138 million children are still in child labour worldwide.
Hold up a red card, post your photo, and tag 3 friends to do the same. #EndChildLabour
ABD'in derin ilişkili akıldanesinin önemli sözünü "mutlak butlan" olayıyla yaşıyoruz...
Kissinger demişti ki;" ABD'ye ihanet edeni öldürürüz.Ama ABD için kendi ülkesine ihanet edeni kahraman yaparız..."
Demek ki ABD,hala bu anlayışı uyguluyor...
Çocukları Sağlıklarından, Geleceklerinden ve Hatta Yaşamlarından Mahrum Eden Çocuk İşçiliği Önlenmelidir
Dünyada ve ülkemizde tarihsel bir sorun olan çocuk işçiliğine dikkat çekmek amacıyla Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2002’de, bugünü, 12 Haziran gününü Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü ilan etmiştir.
Çocuk işçiliği, çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyen, onları eğitim hayatından uzaklaştıran ve temel insani haklarını ihlal eden önemli bir toplumsal sorundur. Ayrıca eğitim hakkı engellenen çocuğun uzun vadede düşük gelirli işlerde çalışma döngüsü devam etmektedir.
Çocuk işçiliğinin ruh sağlığı üzerine etkileri hakkında yapılan incelemeler de, uzun çalışma saatlerinin, düşük sosyal desteğin çocuklarda kaygı, depresyon ve travma riskini artırdığını göstermektedir.
ILO 2021 verilerine göre; dünya genelinde toplam 160 milyon çocuk (5-17 yaş) işçi vardır, yani her 10 çocuktan biri işçi olarak çalışmaktadır. Üstelik bu çocukların yaklaşık yarısı sağlıklarını, güvenliklerini ve ahlaki gelişimlerini olumsuz etkileyen tehlikeli durumlara maruz kalmaktadır.
TÜİK 2019 yılı verilerine göre; ülkemizde 5-17 yaş arasında 720.000 çocuğun hizmet, tarım ve sanayi sektörlerinde çalışmakta olduğu rapor edilmiştir. Bu durum ülkedeki 5-17 yaş arası çocukların %4,4’ünün ekonomik faaliyetlerde yer aldığı anlamına gelmektedir. Yine TÜİK’in 2023 raporuna göre; 15-17 yaş grubunun işgücüne katılma oranı 2020’de %16,4 iken, 2023’te %22,1’e yükselmiştir. Kayıtdışı ekonomi ve Mesleki Eğitim Merkezleri’ndeki (MESEM) çocuklar da dikkate alındığında bu sayı 4 milyonu bulmaktadır.
Bu artış, ekonomik krizler ve yoksulluğun çocukları örgün eğitimden uzaklaştırarak çalışma hayatına yönlendirdiğini göstermektedir. Bu durum çocuk işçi ölümlerinin de artmasına neden olmuştur, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre; 2024 yılında 71 çocuk işçi iş kazasında ölürken bu sayı, 2025 yılında 94’e ulaşmıştır.
MESEM’e çocuk işçiliğini artıran bir fonksiyon yüklenerek; işçilerin birikimleri ile (işsizlik sigortasından MESEM öğrencilerine ödenen ücretler) çalışmaya zorlanan, çalışmaya mahkûm bırakılan çocuklar işverenlere ucuz işgücü olarak sunulmaktadır. Staj tanımı gereği stajyer olmasa da o işin gerçekleşebilir olması gerekmektedir, oysaki MESEM öğrencileri işçi gibi çalıştırılmakta, uzun mesailer yapmakta, izin hakları ellerinden alınmakta ve söylenenin aksine hiçbir eğitim almamakta, deneyim kazanmamaktadırlar.
İSİG Meclisi verilerine göre, 2013-2026 yılları arasında en az 852 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Türkiye’de ortaöğretim kademesinde 1,5 milyona yakın çocuk örgün eğitimin dışında. “Mesleki eğitim” kılıfı altında 560 bini aşkın çocuk sanayide, atölyelerde ve şantiyelerde ucuz işgücü olarak kullanılıyor. MESEM, kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasıyla finanse ediliyor. “İstihdam teşviki” adı altında kamu kaynaklarından sermayeye aktarılan miktar 7,1 milyar TL’yi aştı. MESEM öğrencilerinin %53,6’sı işyerinde fiziksel veya psikolojik şiddet görüyor. MESEM uygulaması yoksulluğu bir kaynak olarak kullanarak çocukları denetimsiz işyerlerine, psikolojik-fiziksel şiddete, uzun saatleri bulan mesailere, güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkûm ediyor. MESEM kapsamında 18 çocuk, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Çocuk işçiliğinin temel nedenleri, yoksulluk, eğitime erişim zorlukları, işsizlik, iç ve dış göçler, ucuz işgücü talebi ve yetersiz denetimlerdir. Çocuk işçiliği “normal” veya “kaçınılmaz” değildir, olmamalıdır. Çocukları sağlıklarından, potansiyellerinden ve geleceklerinden mahrum eden çocuk işçiliğini önlemek devletin, kamunun görevidir.
Çocuk işçinin ufacık gelirine bile muhtaç yoksul ailelere sosyal yardımlar artırılmalı, yetişkinlere istihdam sağlanarak çocukların çalışmak zorunda kalması önlenmelidir. Örgün eğitim yaygın, ücretsiz ve kaliteli olmalıdır, yoksul çocuklara burs verilmeli ve tüm öğrencilerimize en azından günde bir öğün yemek desteği verilmelidir. Ayrıca mevsimlik tarım işçilerinin çocukları için özel eğitim uygulamaları gündeme alınmalıdır. Ve tabi ki işyerleri etkin ve düzenli olarak denetlenmeli ve çocuk işçi çalıştıran işverenlere ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır. MESEM aracılığıyla çocuklarımızın sözde mesleki eğitim denilerek sermayeye ucuz işçi olması uygulamalarına derhal son verilmeli ve çocuklarımıza, okullarındaki modern atölyelerde, öğretmenleri gözetiminde çağdaş, bilimsel bir mesleki eğitim sunulmalıdır.
Türk Tabipleri Birliği İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/7qZmODYUmz
Kritik dönemeçlerde tavır alamayan, safını belli edemeyen insan büyük hayal kırıklığıdır.
Ununu elemiş eleğini asmış, yaşını başını almış, okumuş yazmış, yazarlık, hocalık yapmış bazı insanlar
Neden suskun kalır?
Neden net olamaz?
Neden kem küm eder?
Neden ilkeli davranmaz?
Neden kendini bu kepazelikten ayırmaz?
Neden oportünist davranır?
Çok acı, çok hazin!
İnsanın hayatına değmiş veya yolu kesişmiş bazı insanların böyle durumlara düşmesi büyük hayal kırıklığı!
Kötüler biraz da bu oportünizm sayesinde güçlüler.
kılıçdaroğlu tayfası bugüne kadar mahkeme kararı, yargıtay laflarıyla hukuki bir şey diyormuş gibi yapıyordu, bugün ondan da vazgeçtiler. "pm'den istifalara istinaf bakar" demek, bundan sonra yaptığımız işlere bahane filan da uydurmayacağız demenin dik alası. istifalar zaman kaybını azalttı, neyle karşı karşıya olduğumuzu ve yol ayrımının beklenenden daha yakın olduğunu gösterdi.
138 million children are in child labour.
This is a global emergency that demands urgent, sustained action.
On World Day Against Child Labour, let’s raise the Red Card and accelerate action to #EndChildLabour.
Learn more: https://t.co/rtUJGGvwgG
The child’s place is at school, not at work!
𝗘𝘃𝗲𝗿𝘆𝗼𝗻𝗲 𝗵𝗮𝘀 𝘁𝗵𝗲 𝗿𝗶𝗴𝗵𝘁 to education, without distinction of any kind.
https://t.co/wojPYrX88w
#EndChildLabour
“Muhalefetle ilgimiz yok” diyorsunuz; 40 dakikalık konuşmanın 22 dakikasında yine bizi konuşuyorsunuz!
Emekli yok, işçi yok, çiftçi yok, açlık sınırı yok.
Sayın Cumhurbaşkanı bizi konuşmayı bırakın da; biraz da milletin derdini, yoksulluğu, mutfaktaki yangını konuşun!
📍Bence bugünün en skandal olayı bu!
Dün CHP Genel Merkezi’nde değişimcilere ve Özgür Özel’e “Fe…. Pi….” diyerek hakaret eden şahıs buymuş.
Hatta şahıs hakkında iktidar medyasında şöyle bir haber yapılmış. Tam olarak şu ifadeler kullanılıyor. Dikkatli okuyun:
“— CHP’nin Kartal’daki delege seçimlerinde Kılıçdaroğlu’na yakınlığıyla bilinen Taner Özdemir oy sayılırken rakibe çıkan pusulaları cebine koyarak oy çaldı!..”
Şimdi bu insanlar, karşılarındakilere “hırsız” falan diyor. Kemal Kılıçdaroğlu bunlardan birinin oğlunu kendisine yardımcı olarak atadı.
Bu rezaleti herkes görmeli.
Rahmetli Hocamız Erdoğan Teziç emekli olduktan sonra hala müthiş zindeydi ve zihinsel olarak yaşlanmamıştı ancak “hocam gelin şu konuyu da siz anlatın”dediğimizde, ben çok anlattım sıra sizde derdi. Keşke siyasette de insanlar o feraseti gösterip çekilebilseler.