#altın
Bir zamanlar ekranlardan büyük büyük rakamlar uçuşuyordu...
"Altın ağustosta 8 bin olacak..." "Yıl sonunda 10 bini görecek..."
Her gün yeni bir tahmin, her gün yeni bir umut satışı...
Vatandaş geçim derdindeyken, kimi insanlar rakamlarla hayal kurdurdu. Beklentiler büyüdü, umutlar şişti. Ama hayat, televizyon ekranlarındaki kadar kolay değildi.
İstanbul'daki rahat koltuğunda oturup, Atlas Okyanusu'nun ötesindeki bir ülkenin ekonomisini yorumlayarak altının kaderini yazmaya çalışanlar çıktı. Her gelişmeyi altına bağladılar, her haberi fırsata çevirdiler.
Fakat gerçekler, tahminlerden daha ağırdı.
Beklenen rakamlar gelmediğinde ise sessizlik kaldı geriye. Umutla bekleyen insanlar yine kendi hayatlarının yükünü taşımaya devam etti.
Ekonomi, birkaç süslü cümleyle yönetilmez. Piyasalar, temennilerle hareket etmez. İnsanların umutları da tahmin masalarında alınıp satılacak kadar değersiz değildir.
Bu yüzden umut simsarlığı yapmak doğru değildir. Çünkü yanlış çıkan her tahmin, sadece bir rakamın değil, insanların beklentilerinin de kırılması demektir.