Muhtemelen Sadece ada ve parsel numarasını değil, ada ve parselle birlikte mülk sahibinide paylaşmışlardır.
Yapılan Zımni olarak yerleşim yeri adresi oluyor, birinin adresini veya telefonunu vermek gibi bir sonuç doğuruyor. Yargıtay istikrarlı şekilde yerleşim yerini kişisel veri diye yorumluyor.
10 yıllık kıdemi(çalışma süresi) olan bir işçisinin maaşı 100.000 ise kıdeme hak kazanması durumunda 1.000.000 lira kıdem alacak.
İşveren 1 milyon vereceğine, işçi aleyhine hakaret davası açıp 50 bin avukata, 50 binde işyerinde çalışan başka bir işçisine yalan tanıklıkta bulunması için verirse 900.000 bin tl işverenin hesabında kalır ve işçi kıdeme hak kazanamaz.
(Rakamlar temsili ama olay yaşanmıştır.)
2014’te anlaşmalı boşanan kadın 9 yıl sonra, 2023 yılında, yoksulluk nafakası talep ediyor.
“Boşanmadan sonraki dava hakları 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” İtirazını sunmadığı için kadının talepleri kabul edilmiş.
Kararda miktar yönünden kesin olduğu için üst mahkemeye taşıyamıyorsun.
Adam, 17.900 vekalet + icra vekâlet+ nafaka ödüyor. Sırf avukata danışmadığı ve usulen itiraz etmediği için.
Hakimde yanlış karar vermiş, ‘FERAGAT’ ettiği anlaşma protokolünü görmezden gelmiş. Zamanaşımı defi ileri sürmeyen taraf aleyhine hüküm kurmuş.
İstinaf yoluda kapalı nasıl kaldıracağız acaba bu kararı?
10 yıl önce boşanan eşine nafaka ödüyor şimdi……
ANLAŞMALI BOŞANMADAN SONRA NAFAKA TALEP EDİLEBİLİR Mİ?
"Somut olayda; taraflar anlaşmalı olarak boşanmışlar, bu dava sırasında davacı, davalıdan yoksulluk nafakasi talep etmeyeceğini belirtmiş, mahkeme tarafından da bu beyana dayanılarak, yoksulluk nafakasi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmistir. Davacı kadın, boşanma davası sırasında, hür ve serbest iradesi ile, yoksulluk nafakasından ‘FERAGAT’ etmiş bulunduğundan, artık bir daha, yoksulluk nafakasi ‘TALEP EDEMEZ’. Davacı kadın yönünden, yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekir."
Yargitay 3. Hukuk Dairesi 2015/1220 E.
2018/3087 K.
ANLAŞMALI BOŞANMADAN SONRA NAFAKA TALEP EDİLEBİLİR Mİ?
"Somut olayda; taraflar anlaşmalı olarak boşanmışlar, bu dava sırasında davacı, davalıdan yoksulluk nafakasi talep etmeyeceğini belirtmiş, mahkeme tarafından da bu beyana dayanılarak, yoksulluk nafakasi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmistir. Davacı kadın, boşanma davası sırasında, hür ve serbest iradesi ile, yoksulluk nafakasından ‘FERAGAT’ etmiş bulunduğundan, artık bir daha, yoksulluk nafakasi ‘TALEP EDEMEZ’. Davacı kadın yönünden, yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekir."
Yargitay 3. Hukuk Dairesi 2015/1220 E.
2018/3087 K.
Kasten adam öldürme değil, TCK 87/4 Netice sebebiyle ağırlaşmış “KASTEN YARALAMA” dan (8-12 yıl arası) sorumludur.
Falin fiilden sonraki pişmanlığını gösteren davranışları sebebiyle 1/6 indirimde alacak.
Haksız tahrikte varsa “dörtte birden dörtte üçe” kadar indirim yapılabilir.
“Neticede silahla adam öldürürsen müebbet. yumrukla öldürüp sonucu istemediğini belirtirsen ve haksız tahrikte varsa 3-5 yıl arası ceza alır. Infazıda Allah’a emanet.”
Adamı kaldırıp ambulansı araması, pişmanlık göstermesi, muhtemelen mahkemede “boksör değilim” diyeceğinden bahisle dediklerinizi çürütür nitelikte sonuç alacaktır.
Adamın cüssesine göre yargı kararı çıkarsa heralde her sanığın kilosunu ve boyunu ölçüp ona göre karar vermemiz gerekebilir.
Sonuna kadar haklısınız ama genelde çıktı bu yönde
2005 Adli hakimlik sınav sorusu:
“A, öfkelendiği B’yi dövmek için birkaç yumruk atar. Bunun sonucunda B beyin kanamasından ölür.”
A’nın cezai sorumluluğu nedir?
A) Kasten öldürme
B) Kasten yaralama
C) Sonucu nedeniyle ağırlaşmış kasten yaralama
D) Kasten yaralama ve taksirle öldürme
E) Kastın aşılmasıyla insan öldürme
Cevap:B
Bir grup kişi dükkan basıyor ve dükkan sahibini darp ve tehdit ediyor. Darp ettikleri kişinin telefonunu alıyorlar. Grup, dükkandan dışarı çıkıyor. Dükkan sahibi hemen abisine haber veriyor abisiyle beraber silahla grubun peşine veriyor ve birini sağlam darp ediyorlar.
Dükkanı gören kamera kayıtları olmadı��ı için “SADECE” dükkan sahipleri tutuklanıyor çünkü sadece dükkan sahibi ve abisinin, birini darp ettikleri kayda ulaşılabilmiş.
Dükkanı basan grup: “Arkamızdan geldi saldırdı, tanımam etmem.” diyor.
Hem avlanmak hem suçlu görünmek bu olsa gerek.
Savcı bey, polise yazdım gidip bakacaklar dedi.
Delil bulma işini sadece polise bırakınca dosyanın içinden çıkılmaz hal alabiliyor.
Şimdi mahkeme gününe kadar tutuklu kalacaklar.
“OLASI KAST”
“Sanığın, yerleşim yeri içerisinde, azami hız sınırının saatte 50 km olduğu bölgede, Yasa’nın öngördüğü azami hızın çok üzerinde saatte yaklaşık 110 km süratle seyir hâlinde bulunması, yaya geçidinde karşıdan karşıya geçebilecek yayaların önüne çıkabileceğini öngördüğü hâlde, o sırada yeşil ışıkta yaya geçidini kullanarak yolun karşısına geçmekte olan mağdur çocuğa kendi yönündeki araçlara kırmızı ışık yanmasına karşın, kırmızı ışıkta geçmek suretiyle büyük bir hızla çarpmış olması, bilinçli taksirin özünü oluşturan ve bilinçli taksiri, olası kasttan ayıran en önemli ilke olan, öngörülen ve gerçekleşen neticenin istenmemesi ve sonucu engellemeye yönelik frene basma, hızını azaltma yönünde hiçbir çaba göstermemesi, bu şekilde öngördüğü muhtemel neticeyi engelleme çabasının ya da neticeyi göze almadığına dair bir davranışının bulunmaması, başka bir ifadeyle gerçekleşen muhtemel neticeye kayıtsız kalarak kabullenmesi, ayrıca somut olayın kanun koyucu tarafından olası kastın düzenlendiği madde gerekçesinde belirtilen örnek olaydaki gibi gerçekleştiğinin de anlaşılması karşısında sanığın eyleminin olası kastla yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.”
“BİLİNÇLİ TAKSİR”
“Olay gecesi Trabzon-Giresun karayolu üzerinde seyir halindeyken Beşikdüzü ilçesi Adacık mahallesinde yer alan bölünmüş yolda ters yöne girerek emniyet şeridinde farları açık biçimde seyreden ve 2,70 promil alkollü olan sanığın, aynı yolda kendilerine ayrılmış kısımda seyreden katılan Hasan’ın aracına çarparak araçta bulunan katılanların yaralanmasına, ve Serpil’in ölümüne neden olduğu olayda; sanığın uyarıcı yön levhaları ve çizgilerin usulüne uygun olarak bulunduğu yolda, karşı yönden gelen trafik araçlarının kullandığı bölüme bilerek girdiği, ters yönde olduğunu bilmesine rağmen aracını sürmeye devam ettiği, karşı istikametten gelen bir araca çarparak yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü halde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, gece olması nedeniyle trafiğin az olacağına, özellikle de şansına ve karşı yönden gelenlerin kendilerini koruma yönünde dikkatli davranacaklarına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek öngördüğü ancak istemediği neticeye neden olduğu, meydana gelen sonucu kabullenmediği ve arzulamadığı anlaşıldığından; gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın bir kişinin ölümüne birden fazla kişinin yaralanması ile sonuçlanan eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği sonucuna ulaşmıştır.”
Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulun 10/05/2016 gün, 2016/250 K sayılı ilamı
“BİLİNÇLİ TAKSİR”
“Olay gecesi Trabzon-Giresun karayolu üzerinde seyir halindeyken Beşikdüzü ilçesi Adacık mahallesinde yer alan bölünmüş yolda ters yöne girerek emniyet şeridinde farları açık biçimde seyreden ve 2,70 promil alkollü olan sanığın, aynı yolda kendilerine ayrılmış kısımda seyreden katılan Hasan’ın aracına çarparak araçta bulunan katılanların yaralanmasına, ve Serpil’in ölümüne neden olduğu olayda; sanığın uyarıcı yön levhaları ve çizgilerin usulüne uygun olarak bulunduğu yolda, karşı yönden gelen trafik araçlarının kullandığı bölüme bilerek girdiği, ters yönde olduğunu bilmesine rağmen aracını sürmeye devam ettiği, karşı istikametten gelen bir araca çarparak yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü halde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, gece olması nedeniyle trafiğin az olacağına, özellikle de şansına ve karşı yönden gelenlerin kendilerini koruma yönünde dikkatli davranacaklarına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek öngördüğü ancak istemediği neticeye neden olduğu, meydana gelen sonucu kabullenmediği ve arzulamadığı anlaşıldığından; gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın bir kişinin ölümüne birden fazla kişinin yaralanması ile sonuçlanan eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği sonucuna ulaşmıştır.”
Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulun 10/05/2016 gün, 2016/250 K sayılı ilamı
“Bu kadar iyi, bu kadar temiz kalpli, bu kadar yetenekli, bu kadar becerikli, bu kadar saf, bu kadar akıllı bir millet görmedim. Ama bu kadar SÖMÜRÜLEN bir millette görmedim.”
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
“Ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hakimini baglamaz ise de hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız olmayıp ceza mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine iliskin mahkumiyet kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcıdır.”
“Davaya konu olayda; ceza yargılaması sırasında mahkemece davalı X hakkında davaya konu kaçak kazı eyleminin gerçekleştirildiği evin tanık beyan ile davalı X’in istegi üzerine davalı Y’ye kiraya verildiğinin beyan edildigi, tüm dosya kapsamı gözetildi��inde bunun dışında adı geçen davalı X’in cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadiginin anlaşılmış olması ve ceza dosyasında da hakkinda delil yetersizliğinden beraat karari verildiği anlaşılmakla, temyiz eden davalı X yönünden açilan ‘hukuk davasının’ reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı degerlendirmeyle davanin kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmistir.”
Esas no: 2022/768
Karar no: 2022/17966
Hocamız “elinde olmayan sebebler ile değilde kendi iradesiyle” suçun tamamlanmasını engellediği ifadesinin daha açıklayıcı olması gerektiğini belirtmiş.
“Pişman olup Can çekişen birini hastaneye yetiştirmesi” kendi iradesiyle fiilin tamamlanmasını engellediği açıktır ama hocamız daha açık olmasını aksi halde soru doğru olmayacağını belirtmiş.
Doğru olmayan sorunun açıklanma kısmı galiba.
ÖSYM nin sorularını geniş yorumlarsak çoğunu yanlış çıkarabiliriz aslında.
Turist açısından suç oluşmamış ama polis memuru açısından oluşmuş, haklısın polis işleme almak zorunda. Kimlik bilgileri noktasındada haklısın.
Ayrıca X mağazasında:
1-Parayı vermeden montu alsan hırsızlıktır, malikin “rızası” olmadan alırsan suçtur.
2-Malike parayı sonradan getirecem dersen, “rızasıyla” montu alsan ve parayı vermezsen suç değil.
İfa aynı anda değilse veya yaptığın bir hizmetten sonra para alacaksan sözleşmeye aykırılıktan zararını talep edebilirsin, ceza boyutu yoktur.
Kritik nokta karşı tarafın “rızasıdır”. Rıza ile satış sözleşmesi kurulmuş veya hizmet sağlanmışsa sözleşmeye aykırılıktan bahsederiz cezadan değil.
Sözleşmede 2 tarafın iradelerinin aynı noktada uyuşması neticesinde kurulur. Yani yine rızaya geliyoruz.
X mağazası sana güvendiyse tamam ben malı vereyim veyahut herhangi bir hizmet sunayım sen sonra verirsin parayı derse orda asıl suçlu x mağazasının “rızası” oluyor ve madem güvendin külfetine katlan, git özel hukukta paranı al derler.
Turist meselesinde de rıza hukuka uygunluk sebebidir.
Taksicilik hizmetinden sonra taksimetreye göre para alacak. Aynı hesap.
Amcamın Brodway arabasını çaldılar. Polis bulamadı.
Taşrada yaşadığımız için küçük memleket ve aracı bulduk, şahıs bahçesinde parçalarını söküp satacaktı.
Polise araba burda git al dedik polis gelmedi. Amcam müdahale edip aldı, hırsızı polisin ayağına kendisi götürdü.
“Yalakalık ve yavşaklık”
Allah korusun beni o durumdan. Aynı yolun insanları olarak fikrimi belirttim. Saygılar bjk bey!
İŞKENCE SUÇU ile KASTEN YARALAMA SUÇU Arasındaki Fark
“Somut olayda; jandarma görevlisi olan sanığın bir suç nedeniyle yakalanan şikayetçiye önce suçunu söyletmek amacıyla tokat atması, akabinde de Jandarma Karakolunda falakaya yatırarak ayaklarının altına copla vurması, belli bir süreç içerisinde ‘SÜREKLİLİK’ gösteren ve dolayısıyla sistematik bir şekilde işlenen, insan onuru ile bağdaşmayan, mağdurun bedensel ve özellikle ruhsal yönden acı çekmesine neden olan, algılama ve irade yeteneğini ve buna bağlı olarak da hiçbir şekilde etkilenmeden, özgür iradesiyle ifade vermesini etkileyen, aşağılanmasına yol açan davranışlar olup işkence suçunun oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması hukuka aykırıdır.”
Yargıtay 8. Ceza Dairesi
Karar no: 2014/7817
Olayda işkence suçu var.
Vurmayan arkadaşlarda iştirak etmiş.
TCK 94:
“Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında ve kişinin çocuk olması halinde ‘8 yıldan 15 yıla kadar’ hapis “
Polisin, kişi rıza gösterse bile telefona bakma hakkı yoktur.
Suçu sabit olana kadar herkes suçsuzdur, buna mahkeme karar verir.
Aksini iddia edip şiddete meşru sebeb bulursanız, bir gün polisle karşı karşıya geldiğinizde yargısız infaz edilip dayak yeme ihtimaliniz kuvvetle muhtemeldir. Şiddeti Savunan adamın, iftira sonucu polisten dayak yemesini temenni ederim.
Ayrıca şiddeti meşru görenler, polisler arasındaki çeteleşme sonucuna katlanmak durumundadır. Etki tepki meselesi.