İnönü Ünv. Türk Dili ve Edebiyatı | Turkish Language and Literature | Urban Lit.|@inukurumsal | Postdoctoral Fellow @Tubitak 24’25 | Visiting Scholar @Columbia
Zaman ve mekân…
İnsanın varoluşuna eşlik eden bu iki kadim meseleyi farklı disiplinlere yapılan atıflar ve sohbet üslubuyla yeniden düşünmek isteyenler için.
@alicnclk@kaknusyayinevi
Depremden sonra insanlar evlerine girmeye korkarken yeni depreme dair tahminler, korkuları daha da büyütüyor.Bunun kimseye faydası yok.
Asıl soru:İnsanları apartmanlara mahkum etmeden,düşük katlı,tahliyesi kolay, acil durum mimarisine uygun, korkutmayan evler nasıl yapılabilir?
Edebiyatın, sanatın birleştirici ortak dili, birbirimizi anlamamızı sağlayabilir, farklı anlayışlara köprü olabilir, birbirimizin acılarını, sevinçlerini paylaşmamızı sağlayabilir.
Edebiyatsız bir dünya barbar, hoşgörüsüz ve ötekini anlamaktan uzak kaba bir dünya olurdu.
İyi ki edebiyat var…
“Zaten “şehrengiz”e de ancak “evrengiz”den gidilir.”
Necdet Subaşı Hocamla sohbetimizde Evrengiz’in sayfalarını çınlattık.
Ev edebiyatı üzerine düşünürken mutlaka bakılması gereken bir çalışma.
Her evle birlikte o evin kurduğu hayatı, hafızayı ve insan hâllerini anlatıyor.
Gönüllülük esasıyla faaliyet gösteren @anadolumektebi, edebi metinlerle eleştirel düşünmeyi buluşturuyor ve öğrencilere derin okuma pratiği kazandırıyor.
Sınav odaklı sistem içinde okuduğunu anlayan, yorumlayan ve ifade edebilen gençlerin yetişmesindeki katkısı çok anlamlı👏
İnsanlar binlerce, onbinlerce yıldır dünyaya getirdiği çocuklara bakıyor, seviyor, eğitiyorlar; sevgi, sorumluluk ve disiplin dengesini kurmanın onları hayata hazırlamanın ön koşulu olduğunun kadim bilgisine dayanarak…
İnsanlık tarihinde çocukluğun bu denli bozguna uğradığı, iğfal edildiği bir dönem yok. Sınırsız, koşulsuz bir özgürlük ve bolluk düzeninin onlara iyi geleceği düşünülüyor. Şımarıklık, erken cinsellik/büyümüşlük, kontrolsüzlük, cinsiyetsizlik, çocuk erkillik, işe yaramazlık, tembellik vs. Günümüz çocukluğunun temsili resmine dönüştü. Okullarda verilen öğretim de, ailede verilen eğitim de iyi ve doğru bir insan yetiştirmek için yeterli değil; bu açık.
Kaldı ki, çocuklara ve taleplerine bu denli sınırsız teslimiyetin kaynağı sevgi veya şefkat de değil. Onlardan ve baskılarından kurtulmanın kolay yolu, onlara bir an önce büyütmek gibi görülüyor. Herkes kendi hayatını yaşamak ve çocuklarının sorumluluğunu taşıma yükünden kurtulmak istiyor. Oysa çocuk sahibi olmak büyük ve bitimsiz bir görev.
Gençlere sesleneyim: Çocuk büyütmek yeni bir şey değil. Dünyanın en olağanüstü, en her şeyi hak eden, en her şeyi doğru bilen çocuğu sizinki değil. Milyarlarca insan onbinlerce yıldır doğuyor; büyüyor, çoğalıyor, yaşıyor ve bir gün terk-i diyar ediyor.
Çocuklarınıza çocukluklarını geri verin ve kadim bilgiye güvenin. Disiplin, sorumluluk ve sınırların bilgisini vermek en az sevgi ve şefkat kadar önemlidir.
Prof. Dr. Hasan Hüsrev Hatemi bu fani dünyaya veda etti.
Ağabeyimiz, dostumuz, doktorumuz, dert ortağımız, yazarımızdı. Yüce Allah onu rahmet deryalarında ağırlasın, ailesine, meslektaşlarına, dostlarına, talebelerine sabırlar ihsan eylesin.
Nice hastaya şifa, nice talebeye ilim, nice insana tebessüm, nice çiçeğe göz oldu. Yol gösterdikleri, elinden tuttukları, sohbetine mahrem ettikleri daha fazladır. Şimdi bunların hepsi onun ahiret yolculuğunda heybesinden taşıyor.
"İyi biliriz" Hatemi ağabey. Yolun açık, mekânın cennet olsun.
Yüce Allah rahmet eylesin. Büyük bir ilim adamıydı.
Olar bardı kaldı ol edgü atı /yitip barğu ermez atı hurmeti "Onlar gitti, fakat iyi adları kaldı; onların adı dâima hürmetle yâd edilecektir"
İstiklâl Marşı'nda şehitler seslenir bayrağa, askere, Allah'a.
Bir ayetin mealidir baştan sona:
"La tahzen, innallahe me'ana…" (Tevbe 40).
Hüzünlenme, endişelenme, korkma Allah bizimledir.
12 Mart 1921 #İstiklalMarşı'mızın TBMM tarafından Millî Marş olarak kabul edildiği tarihtir.
"Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl"
#İstiklalMarşı105Yaşında
(…) Her inanç ve tutum grubunda lider geçinen çıkarcılar, demagoglar, şarlatanlar çıkar!
Allah acısın hakiki sanat ve edebiyat adamları yetiştiremeyen veya onlara sırt çeviren toplumlara, gruplara…
Ama acımaz ki…”
Düşman Kazanmak Sanatı
Vefatının otuz ikinci yılında Tarık Buğra’ya rahmetle…
📌“Sanat ve edebiyatla ilgi kurulmazsa ne mi çıkar?
Yobazlık çıkar. -Ve işte görüyoruz- politikayı her şey sanan, politikaya saplanıp kalan, politikayı putlaştıran, kafaları politika ile çemberlenen muskacılar çıkar.⬇️