Türkiye'de artık yeni bir yargı düzeni oluşturuldu. Sabah kişilere yeni operasyon yapıldığında, o kişi daha emniyet yolundayken aleyhinde hazırlanan bilgi notları aynı merkez tarafından yandaş gazetecilere servis ediliyor. Yetmiyor, polis kamerasıyla çekilen gözaltı anları dağıtılıyor. Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı hiçe sayılıyor. Kamuoyunda o kişiyle ilgili yaratılan kanaatler, algılar üzerinden bir kampanya yürütülüyor. Kişi, halkın gözünde peşinen suçlu ilan edilip resmen infaz ediliyor. Normal hukukta kural olarak tutuklama istisnayken, artık tutuklama esas, serbest bırakma istisna haline getirildi. Kimsenin hukuki güvencesi kalmadı. Oğuzhan Uğur olayında yaşadığımız tam da budur.
Irak-Türkiye petrol boru hattındaki milyar dolarlık vurgununun ve bunun bedelinin 1.5 milyar dolarlık tahkim cezasıyla halka yıkılmasının üzerini ne de güzel kapattılar!
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
More than 100 people were detained in Ankara after the Communist Party of Turkey organized an anti-NATO protest march ahead of an alliance summit in the city next week https://t.co/xu4xxM5kdz
NATO için binlerce insan gözaltına alındı. Ankara'dan Denizli'ye. Gazeteciden akademisyene, TEMA'cıdan t24 çalışanına. İki yüz insan hapse atıldı. Hepsi solcu ya da sosyalist.
Alınan bir tane İslamcı, Milliyetçi yok.
Kimin ABD/NATO için tehdit, kimin müttefik olduğu çok açık.
deniz, oyununun adıyla, içeriğiyle, toplumla buluşma biçimiyle, yaptığının sonuçlarını göze almasıyla, cüret ettiği şeyle, tarihe geçecek bir politik sanat hadisesine imza attı. sadece bunun gururu bile ömrü boyunca ona yeter.
Yarının BirGün’ü:
Biliyorsunuz…
BU REJİMİN ÖZEL
BİR DURUMU VAR!
Deniz Göktaş havalimanında gözaltına alındı. Kendi ayağıyla ülkeye dönmesine rağmen “yakalandı” dendi. Emniyete de ters kelepçeyle getirildi. Yarın 10.30’da Çağlayan’a sevk edilmesi bekleniyor
Mizahtan, neşeden, eleştiriden korkan iktidar, yargı eliyle tüm ülkeyi susturmaya çalışıyor. Yükselen her cesur ses sadece bir itiraz değil aynı zamanda özgür bir geleceğin teminatı
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
baştan sona yaptığı eylemi sahiplendi. reklamsız, sansürsüz paylaştı. türkiye’ye döneceğini söyledi. cumhurbaşkanı hakkındaki şakasını tekrar yayınladı. kıvırmadı, eğilmedi, bükülmedi. seni doğuran ana desin ki ben aslan doğurdum. imran deniz göktaş yalnız değildir.
'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisi ile ilgili hakkında soruşturma başlatılan komedyen Deniz Göktaş, tatil için gittiği yurt dışından ülkeye dönmeyi tercih etti
Göktaş, havaalanında gözaltına alındı
https://t.co/HkxGCxZEH8
Deniz Göktaş'ın cesur duruşu daha şimdiden etkisini göstermeye başladı, insanların uyguladığı otosansürde belirgin bir gevşetme var sanki. Ve bunun Deniz Göktaş'ın tutuklanmamasıyla ilgisi olduğunu da düşünmüyorum. Çünkü Deniz Göktaş otosansürün hukuken gereksiz olduğunu değil siyaseten yanlış olduğunu gösterdi. Başka bir ifadeyle halk Deniz Göktaş'ın siyasi baskının arkasından dolanabilen aşırı sembolik zekasını değil, başına gelebilecekleri umursamayan dimdik cesaretini sevdi. Deniz Göktaş çok büyük bir iş yaptı.
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
tutuklu ibb imar müdürü ramazan gülten savunma yapıyor:
"kaçak yapının yıkımını engellemek amacıyla 10 gün boyunca 2 toma ve 8 otobüs çevik kuvvet bölgede nöbet tuttu. tüm bu engellemelere rağmen söz konusu yapı nihayetinde yıkıldı. 9. yapının yıkımı sırasında, gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için yaklaşık 20 kişilik bir grubun saldırısına uğradım. linç edilmek istendim ve ciddi şekilde yaralandım.
kalan 2 kaçak yapıya ilişkin yıkım süreci ise halen danıştay'da devam etmektedir. kamu düzenini ve kamusal alanları korumaya çalışırken bana yönelik gerçekleştirilen bu fiili saldırıya ilişkin yargılama 3 yıldır sürüyor.
bugüne kadar hiç kimse 1 haftadan fazla tutuklu kalmamıştır. buna karşılık bugün ben, ismimin dahi açıkça zikredilmediği, soyut beyanlara dayalı isnatlar nedeniyle 14 aydır özgürlüğümden yoksun bırakılmış bulunuyorum"
90'lardan itibaren süratle endüstriyelleşen, yani sporcuları entertainment ve reklam sektörü çalışanlarına, müsabakaları ticari ürüne ve taraftarları müşterilere çeviren futbol ve onun yönetici baronları, anlaşılan o ki hiç de tesadüfi olmayan bir şekilde dünya kupalarını finansal olarak ihtiyacı olan şişmeyi sağlamak için önce Katar'a ve şimdi de sektörde ticarileşmenin boyutunu bir üst seviyeye çekmek için ABD'ye vermiş.
Bu turnuvada daha çok reklam gösterebilmek için su molası bahanesiyle maçlar iki değil dört devreye çıkarıldı ve futbolun amerikanizasyonu tamamlanmaya çalışılıyor. Bu uygulama yerleşik hale getirilmeye çalışılacaktır.
Forma ve taraftar ürünleri fiyatlarıyla, stadyum fiyatlarıyla, maç turizmi ücretleriyle futbol artık orta-üst sınıfın bir eğlencesi. Yoksulların payına da, televizyon başında maçları takip etmek ve üç kuruşluk zevklerinin bile, sürekli reklam izlemek zorunda bırakılarak piç edilmesi kalıyor.